Türkiye'deki nanoteknoloji araştırmacılarının listesi için tıklayınız.

Hacettepe Nanoteknoloji ve Nanotıp Anabilim Dalı Ziyareti

Hacettepe’de bulunan Nanotıp ve Nanobilim Anabilim Dalı‘nı ne zamandır ziyaret etmek istiyordum, fakat bir türlü ayarlamamıştım. Nasip geçtiğimiz Cuma’ya imiş.

Cuma günü öğleden sonra yürüyerek Bilkent’ten Hacettepe kampüsüne ulaştım. Nanotıp binası olarak böyle birkaç katlı merkez bekliyorum. Fakat gerçek öyle çıkmadı. Anabilim dalı kimya fakültesi binasının bodrum katında imiş. Gerçekten çok mütevazı bir ortam. Bu ortamda bile birçok şeyi başarmış durumdalar. Bence, devletin acilen ülkemizdeki tek nanotıp araştırma merkezini desteklemeli. DPT 2 yıldır yeni bina inşaası projesine destek olmuyormuş. Çok acı bir durum.

nanotip-ve-nanobilim-anabilim-dali-giris

Giriş kapısı

Katta yeni bir laboratuvar inşaatı olduğu için bugün detaylı bir ziyaret yazısı yazmayacağım. Birkaç hafta içinde laboratuvar inşaatı bittikten sonra merkezi tekrar ziyaret edeceğim, o zaman daha detaylı, laboratuvar fotoğraflarını da içeren bir yazı yazacağım.

Bu yazıda sizlerle anabilim dalının tarihçesinden bahsetmek istiyorum.

Anabilim dalının olduğu bodrum kat eskiden fare yuvası imiş. Emir hoca daha anabilim dalı kurulmadan önce, büyük bir özveri ile katın tadilatını yaparak yavaş yavaş laboratuvarı oluşturmaya başlamış.

2007′de nanoteknoloji alanında çalışan bir merkez oluşturmak isteyen Emir Baki Denkbaş, en hızlı çözüm olarak anabilim dalı kurmaya karar vermiş. Sebebi ise, anabilim kurarken, bina inşaatı, mali destek, diğer bürokratik işlere gerek olmaması. Mesela UNAM gibi merkez kurmak için DPT’den mali desteğin verilmesi, bina inşaatının tamamlanması, cihaz alımı gibi çok uzun süren işlerin bitmesini beklemek lazım. Kurulmaya karar verilmesinden beri 3 yıl geçmesine UNAM hâlâ tam kapasite çalışamıyor.

Hocaların belirlenme süreci ise şöyle olmuş: üniversite genelinde nanoteknoloji alanında çalışan kişilere çağrıda bulunulmuş. Çağrıya cevap veren hocalarla detaylı görüşmeler yapıldıktan sonra, bu işe sıcak bakan, kendi uzmanlık konularında ders vermeyi kabul eden hocalar anabilim dalına katılmış.

3. yarıyıl bu dönem başlamış durumda, 60 civarı öğrenci var, 4 tez tamamlanmış durumda. Tezlerin konularına baktığımız zaman merkez sadece nanotıp ile ilgilenmediğini görüyoruz.

Birçok farklı bölümden öğrenci var: gıda mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, nükleer enerji mühendisliği, fizik, kimya, eczacılık vs.

Disiplinlerarası bir çalışma ortamı oluştuğu için tüm araştırmalar anabilim dalındaki laboratuvarlarda yapılmıyor. Her hoca kendi bölümü bünyesindeki gelişmiş laboratuvarlarında çalışmalarına devam ediyor.

Merkez ayrıca belli aralıklarla NanoBülten adlı bir e-dergi çıkarıyor. Türkiye’deki nanoteknoloji merkezlerinden sanırım bu işi ilk yapanlardan. En son çıkan sekizinci sayıya şuradan ulaşabilirsiniz. Dergide birkaç defa bloga da atıfta bulunulmuş. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Bu girişimleri diğer merkezlere de örnek oluyor. UNAM Ağustos ayında kendi NanoBülten’ini yayınladı. Bakalım devamı gelecek mi? [13 Nisan 2011 güncelleme: Hâlâ yeni sayı yok.]

Şimdilik paylaşacaklarım bu kadar. Daha detaylı bir gezi yazısında görüşmek üzere. Bu yazının ülkemizdeki bilim adamlarımızın hangi imkanlarla neleri başardığını idrak etmemize yardımcı olduğuduğunu düşünüyorum.

“Kopyalanamayan Nano-Şifreli” CD Üzerine

Bugün Anadolu Ajansı “Kopyalanamayan DVD yaptık” adlı bir haber yayınladı ve tabi her zaman olduğu gibi haber bir anda birçok haber sitesinde yayınlandı. Haberi okuduktan sonra araştırmanın orijinal makalesini okudum. Sonra baktım ki AA’nın yayınladığı haberde anlatılanla, gerçek biraz farklı. Sitelerde haberlere yapılmış yorumlara bakınca da, haberin yanlış anlaşıldığını ve durduk yere bilim adamlarımız hakkında olumsuz düşüncelerin oluştuğuna tanık oldum. Bir de Mehmet Türkcan da konuyu tartışmamız için bir yazı yazmamı söyleyen bir e-posta atınca, hiç beklemeden bu yazıyı yazmaya başladım.

Öncelikle gerçekleri verelim. Makalede araştırmacılarımız aynı içeriğe sahip CD’leri birbirinden ayırt etmek için yeni bir yöntem keşfettiklerini anlatıyorlar. Yöntem, CD’lerin üretilirken üretimin doğası gereği üzerilerindeki yapıların farklılıklarını kullanıyor. Bir CD’nin bu durumda “parmak izi” üretilirken  ortaya çıkan yapısal farklılıklar yani. İşin güzel tarafı bu yöntemin kullanılması için çok karmaşık ekipmanlar gerekmiyor, CD okuyucunun fotodetektöründen gelen sinyaller yeterli.

Peki bunun nanoteknoloji ile ne ilgisi var, UNAM’ın işi ne bu projede? CD’nin üzerilerindeki yapı farklılıkları 20 nm civarı boyutlarında olduğu için.

Peki şimdi AA haberinde neler demiş bakalım:

Bilkent Yerleşkesi’ndeki Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (UNAM) Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü araştırmacıları, CD ve DVD’lerin kopyalanmasının önüne geçecek bir şifre sistemi geliştirdi.

Çalışmada geliştirilen nanoteknoloji tabanlı parmak izine dayalı kripto sistemi ile korunan DVD ve CD’ler hiç bir koşulda kopyalanamayacak.

Makalede böyle bir şey yok. Kopyalama (copying) kelimesi bir kere geçiyor, ve o da günümüzde CD’lerin kolayca kopyalanabildiğini anlatan bir cümlede. Makalede, bir tane bile hiçbir zaman (never) ya da yapılamamazlığı belirten (can not) da geçmiyor. Birkaç paragraf sonra Aykutlu Dana’nın sözleri aktarılıyor:

”DVD ve CD’lerde kayıtlı veri sinyalleri, okuyucu tarafından alındığında her bir DVD ya da CD’nin parmak izi ortaya çıkıyor. Bu bilgi, kopyalamanın engellenmesinde büyük yarar sağlıyor. Çalışmamız tamamlandığında DVD ve CD’lerin yapılarındaki parmak izi, algoritmalar yoluyla okunabilir duruma gelecek. Ayrı ayrı her bir DVD ve CD’nin parmak izi lazer tarafından okunabilecek. Yani DVD ya da CD her açıldığında bir şifreleme sistemi devreye girecek ve böylece fiziksel bir durum nedeniyle bunların kopyalanması neredeyse imkansızlaşacak.”

Anladığım kadarı ile çalışma daha bitmemiş. Yani araştırmanın kopyalanamama ile ilgili kısmı daha yapılmamış. Makalede yer verilmemesinin sebebi de bu. Araştırmanın sadece “parmak izi” belirleme kısmı bitmiş.

Haberin burada kendisi ile çeliştiğini görüyoruz. Haberin başlığı “Kopyalanamayan DVD yaptık”, haberin sonlarındaki cümlede ise çalışmalar  bitince, nerede ise kopyalanması imkansız CD’ler, DVD’ler yapılacak deniyor. İtalik kelimeler önemli.

Haber yorumlarında da okurlar genelde “kopyalanamamazlık” üzerinde durmuşlar haklı olarak. Haber öyle diyor, onlar ne yapsın? :) İşte gerçek ortada, Aykutlu Dâna hoca kopyalanamayan DVD yaptık demiyor.

Şöyle itirazlar da gelebilir. Bu çalışmanın ticari olarak bir geleceği yok, ne yaparsanız yapın korsanın önüne geçilemez, ya da herkes bu tekniğin uygulamaya geçmesi için gerekli yeni CD, DVD oynatıcı alır mı, CD’lerin bile devri bitti artık vs. vs. Haklısınız. Fakat araştırmacıların böyle bir amacı olmayabilir. Onlar makalesi yayınladılar mı? Evet. CV’lerine yazmak üzerine patent başvurusu yaptılar mı? Yaptılar. Onlar bunları hedefledi iseler ve bunları başardıysalar, bizim diyeceğimiz bir şey yok.

Son olarak, bu yazının amacı hiçbir şekilde bilim adamlarımızın yaptığı çalışmayı küçümsemek değil, aksine haberin verilme tarzındaki yanlışlık dolayısı ile ortaya çıkan yanlış anlaşılmaları bertaraf etmektir. İyi geceler.

Abdullah Gül’ün UNAM Ziyareti

Cumhurbaşkanlığının sitesini neredeyse her gün ziyaret ederim. Temmuz 2008′de sil baştan yenilenen site gerçekten çok güzel. Siteye her gün fotoğraflı, videolu haberler ekleniyor, site üzerinden gönderdiğiniz her mesaj büyük bir titizlikle okunup ilgili yerlere iletiliyor. Arkada büyük bir ekibin olduğu apaçık ortada. Yıllık 200 milyon ziyaret de tüm bu çalışmaların doğru olduğunu gösteriyor.

fors

Tüm bunları neden anlattım? Cumhurbaşkanlığının sitesine yaptığım ziyaretlerde sık sık nanoteknoloji ile ilgili bir haber var mı diye kontrol edip duruyordum da ondan. Neden mi? 2023 yılı hedeflerinde öncelikli teknoloji alanları arasına nanoteknolojiyi de koyan bir Türkiye’de, cumhurbaşkanının bu konuyu açıkça desteklemesi gerektiğini düşünüyorum. Mesela Rusya’nın nanoteknoloji alanında kısa zamanda büyük işler başarmasının sebeplerinden bir tanesi, devlet başkanın bu işi önemsemesi. Putin cumhurbaşkanı olduğu 2007 yılında “nanoteknoloji konusunda lider” olacağız demişti. Bugünkü cumhurbaşkanı Medvedev de nanoteknoloji ile sık sık açıklama yapıyor, etkinliklere katılıyor. Tüm bunlar süreci hızlandırıyor, insanların şevkini artırıyor. Nanoteknoloji konusunda bir açıklamayı  en çok Cumhurbaşkanımızdan Suudi Arabistan ziyaretinden sonra beklemiştim.

İsteğim bugün gerçekleşti. Abdullah Gül dün sabah vakitlerinde Bilkent Üniversitesi kampüsünde bulunan Ulusal Nanoteknoloji Merkezi’ni ziyaret etti. 3 saat boyunca merkezi gezen Abdullah Gül çıkışta bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasındaki önemli kısımlar şöyle:

-  Sanayi devrimini, bilgisayar devrimini kaçıran Türkiye nanoteknoloji devrimini kaçırmayacak.  Hatta öncü ülkelerden biri olacak.

Tabi ki hepimiz bu amaca ulaşılmasını ister. Bunun için nanoteknoloji yol haritamızın ortaya konup, planda belirtilen hedeflere nasıl ulaşılacağı da açıkça belirtilmelidir. Genel hedefler konularak, ne yazık ki büyük işler gerçekleştirilemiyor.

- Bu tek bir proje değil. Yani bu işin, tabii ki bir magazin yanı vardır. Yani önemli buluşlar heyecan veriyor, bunların yansıtılmasını, sizler tarafından yansıtılmasını çok önemsiyorum.

Bilimin insanlara doğru  bir şekilde aktarılması gerçekten önemli. Cumhurbaşkanımızın bunun bilincinde olması güzel. Burada doğru kelimesine vurgu yapmak istiyorum. Bu konudaki düşüncelerimi bir önceki yazımda paylaşmıştım.

- Nanoteknoloji ile ilgili çalışmaların en güçlü bir şekilde devam etmesi için tüm hukuki ve mali tedbirlerin alınması talimatı verildi.

Hukuki tedbirler gerçekten önemli. Türkiye’de nanomalzeme içeren madde sayısı her geçen gün artıyor. Nanomalzemeler diğer malzemelere göre farklı fiziki ve kimyasal özelliklere sahip. Bu yüzden Dünya çapında farklı araştırma grupları nanomalzemelerin sağlık üzerine etkisini araştırıyor. Türkiye’de bu konuya yönelik çalışmalar yapılmalıdır, benzer araştırmaları yapan kurumlarla fikir alışverişine girilmelidir. Şimdi bu konuları önemsemezsek, ileride çok sıkıntılı günler yaşayabiliriz. Bir an önce Türkiye’de de nanomalzeme kullanımına yönelik has hukuki düzenlemeler çıkmalıdır.

Cumhurbaşkanımızı yaptığı ziyaret için kutluyor, nanoteknoloji konusuna daha ciddi eğilip, bu treni kaçırmamamız için elinden geleni yapmasını diliyorum.

UNAM’dan Son Haberler

Final döneminde olduğumuz geçen hafta hiç yazı yazamadım. Herkesten özür diliyorum. Bu yazımda geçen hafta yapılan UNAM tanışma toplantısında yapılan UNAM gezisinde sırasında öğrendiklerimi sizlerle paylaşacağım.

unam_logo

Hocaların dediğine göre UNAM şu an kapasitesinin %50′sini bile kullanmıyor. Cihaz alımları devam ediyor. Geçen haftalarda mesela 8 milyon $’lık cihaz siparişi verilmiş. Yeni siparişler de yolda.

Eylül 2009′da merkeze 3-5 yeni hoca daha katılıyormuş. Şu anki hocaları görmek için tıklayınız.

UNAM’ın 3. ve 5. katı şu an boş durumda. 3. katın malzeme bilimi araştırmaları için, 5. katın ise nanobiyoteknoloji araştırmaları için ayrıldığını öğreniyoruz. 5. kattaki nanobiyoteknoloji laboratuvarlarında binanın geri kalanından farklı klimalar çalışacakmış. Soğuk oda inşaası devam ediyor. 5. kattan Ankara manzarası gerçekten çok güzeldi. Fırsat olursa sizlerle bir fotoğraf paylaşacağım.

Daha önce haberini yaptığım temiz odaların inşaası bitmiş durumda. Düşünüldüğü gibi Haziran’da kullanılmaya başlanacak.

UNAM’dan son gelişmeler böyle. Araştırmacılar gerekli cihazların gelmesini bekliyor. Bürokrasi yüzünden bazı işler çok yavaş bitiyormuş.

UNAM’a yüksek lisans ve doktora programlarına başvuru için son gün 5 Haziran 2009. İlgililere duyurulur.

Türkiye’nin Süperbilgisayar Merkezi

Bugün UNAM tanışma toplantısındayken duvarda İTÜ’deki Ulusal Yüksek Başarımlı Hesaplama Merkezi‘nin afişini gördüm.

uybhm-logo

Merkez, UNAM’ın mantığına benzer şekilde, Türkiye’deki her araştırmacının kullanımına açık süperbilgisayar merkezi haline gelecek. Her üniversiteye pahalı bilgisayarlar alıp çok az verimle kullanmaktansa, tüm altyapıyı bir merkezde toplayıp daha etkili kullanılması sağlanıyor böylece. 6000 m2‘lik yeni akıllı bina yapılması düşünülüyor. İnşaata başlandı mı bilmiyorum. UNAM gibi UYBHM de DPT tarafından destekleniyor. İsterseniz şu bağlantıdan merkezin tanıtım filmini izleyebilirsiniz.

Merkezde şu an yürütülen projeler arasında nanoteknoloji konuları da var. Bu yazıyı yazmamın nedeni de bu projeler aslında.

UNAM’dan Salim Çıracı’nın grubu:

  • Nano ölçekte yeni malzemelerin ve spintronik aletlerin kuantum teorisi kullanılarak modellenmesi
  • Grafen malzemesi çalışması
  • Silisyum nanotel çalışması
  • MoS2 malzemesinin sürtünme özelliklerinin incelenmesi çalışması
  • Bor nitrat çalışması
  • Hidrojen depolama çalışması
  • Süperiletkenlik çalışması
  • Çift katmanlı silisyum
  • III – V bileşiklerin tek katman yapıları ve IV. grup elementleri
  • Silisyum ve germanyumun tek ve çift katmanlı balpeteği yapıları
  • GaAs nanotellerin ilk prensip sistematik çalışması

Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü:

  • Metal Nanotüp Simülasyonu

Merkez yılda 2 kez ücretsiz okullar düzenliyor. En yakını 15 Haziran – 26 Temmuz 2009‘da. Ayrıntılı bilgi şurada.

Kaynak: 1 , 2

2008-2012 NanoTürkiye. Blogdaki yazılar alıntı yapılarak kullanılabilir. skD Teması kullanılmıştır. Farklı ziyaretçi sayısı 46000'i geçti.

Real Time Web Analytics