Ücretsiz bilim dergisi NetBilim'in son sayısını okumak için tıklayın.

UNAM’a Başvurular 10 Mart’ta Başlıyor

Bilkent Üniversitesi’ne yüksek lisans ve doktora başvuruları 5 Haziran 2010‘a kadar devam ediyor. İlgililere duyurulur.

————————————————————————-

Geçen yazımda UNAM’a başvuruların bu sene erken başlayacağını paylaşmıştım. Birkaç gün önce UNAM’dan Mustafa Güler hoca başvurularla ilgili poster ve dosya gönderdi. Belirlenen tarihler şöyle:

Tanıtım günü: 6 Mart 2010

Erken Başvuru: 10 Mart 2010

Mülakatlar: 13 Mart 2010

Daha detaylı kitapçığı şuradan (PDF) indirebilirsiniz.

23 Şubat 2010 eklemesi:

Tanıtım günü (6 Mart 2010) programı belli olmuş:

10:30-10:45 – UNAM ve Nanoteknoloji (Salim Çıracı)
10:45-10:55 – Engin Umut Akkaya’nın araştırmaları
10:55-11:05 – Mehmet Bayındır’ın araştırmaları
11:05-11:15 – Necmi Bıyıklı’nın araştırmaları
11:15-11:25 – Aykutlu Dana’nın araştırmaları
11:25-11:35 – Hilmi Volkan Demir’in araştırmaları
11:35-11:45 – Mustafa Özgür Güler’in araştırmaları
11:45-11:55 – Ali Kemal Okyay’ın araştırmaları
11:55-12.05 – Bülend Ortaç’ın araştırmaları
12.05-12:15 – Ayşe Begüm Tekinay’ın araştırmaları
12:15-12:25 – Turgay Tekinay’ın araştırmaları
12:25-12:35 – Tamer Uyar’ın araştırmaları

Program Bilkent Üniversitesi, Merkez Kampüs, Fen Fakültesi Binası, A blok, 240 nolu odada yapılacak. Ulaşımla ilgili problemi olanlar benle iletişime geçerse, yardımcı olurum.

UNAM’dan Son Haberler

Geçen gün Mehmet Bayındır ile konuşma fırsatım oldu, UNAM’la ilgili son gelişmeleri öğrenmeye çalıştım.

1) UNAM’a yüksek lisans ve doktora başvuruları bu dönemden itibaren daha erken yapılmaya başlanacak. Sebebi ise yurtdışındaki üniversitelere yapılan doktora başvurularının sonuçlarının Şubat, Mart aylarında açıklanması. Yurtdışına gitmeyi düşünen öğrencileri UNAM’a çekmek için böyle bir uygulama şart. Geçen sene başvurular 5 Haziran’da bitiyordu. Bu sene ise tanışma toplantısı 6 Mart‘ta, mülakatlar ise 16 Mart‘ta yapılacak. Erken başvuru için son tarih ise 10 Mart 2010. Bu konu ile ayrıntılı bilgiyi ilerleyen günlerde paylaşacağım.

2) UNAM’ın sitesi Türkçeleştiriliyor! Umarım bu sefer gerçekten Türkçeleştirilir. Bu sefer diyorum, çünkü sitenin Türkçesinin hazırlanması geçen sene de gündemdeydi. Türkiye’nin ulusal bir araştırma merkezinin sitesinin Türkçe olmamasına ben çok üzülüyorum.

3) UNAM bu dönemden itibaren artık sadece Türkiye’den değil, tüm dünyadan öğrenci kabul edecek. Bence çok önemli adım. Türkiye’nin bu konuda adını duyurması için etkili bir yöntem. Bakalım başarılı olacaklar mı?

4) UNAM artık gerçekten “ulusal” bir araştırma merkezi olmuş. Şimdiye kadar merkezin adı “Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Merkezi” idi, “ulusal” sıfatının kullanılmasına izin verilmemişti.

5) UNAM artık 24 saat araştırmacılara açık. Kurulurken de zaten 24 saat açık olacağı düşünülüyordu, fakat şimdiye kadarki zaman diliminde daha az süre hizmet veriyormuş demek ki. 300′den fazla kullanıcı varmış.

6) Yeni hocalar gelecek. Bu mesele de kurulmadan önceki safhada da gündemde idi, fakat şu zamana kadar UNAM ABD’den kapasitesini dolduracak kadar hoca transferi yapamadı. Bakalım bu sene ne olacak.

Şimdilik haberler bu kadar. Yakında UNAM’ın 5. katında geçen dönem açılan nanobiyoteknoloji laboratuvarını ziyaret edeceğim, daha sonra da laboratuvarla ilgili bir bilgilendirme yazısı yazacağım.

6 Haziran 2010 eklemesi: Nanobiyoteknoloji laboratuvarını ziyaret ettim, fakat yazı yazacak kadar bilgi alamadım.

SUNUM İlk Disiplinlerarası Araştırma Merkezi Mi?

Geçen hafta ben tam finallerimle ve bitirme projemler uğraşırken, nanoteknoloji gündeme oturdu. Güler Sabancı, Sabancı Üniversitesi bünyesinde kurulacak olan SUNUM’un resmi duyurusunu yaptı. Bu yazıyı aslında 10 gün önce yazmam gerekiyordu, anca yazıyorum.

Bu merkezin kurulacağı Mart 2009′da belli idi, adının da NANODAM (Nanoteknoloji Disiplinlerarası Araştırma Merkezi) olması düşünülüyordu.

Basın toplantısında Güler Sabancı tarafından sarfedilen şu cümleler dikkatimi çekti:

Nanoteknoloji alanında da bir ilk’i gerçekleştirerek kapılarımızı Türkiye’deki tüm araştırmacılara açıyoruz. Sabancı Üniversitesi, vizyonu ve stratejisi paralelinde, geçtiğimiz yıl, Türkiye’nin ve bölgemizin ilk disiplinlerarası nanoteknoloji araştırma ve geliştirme merkezinin kurulması çalışmalarına başlamıştı. Merkezimiz sanayi, üniversite ve diğer araştırma kurumlarının işbirliğine açık olacak.

Ne yazık ki SUNUM Türkiye’nin ilk disiplinlerarası ve herkese açık araştırma merkezi değil. En azından 2008 yılında açılmış olan UNAM var. UNAM’da bulunan cihazlar Türkiye’deki her araştırmacıya açık ve farklı farklı disiplinlerden öğrenciler UNAM bünyesinde yüksek lisans ve doktora yapıyor.

Nedir bu “Türkiye’nin ilk’i” olma sevdamız? Keşke Güler Sabancı bu cümleleri sarf etmeseydi. Şimdiden UNAM ile SUNUM arasında gizli bir düşmanlık oluşmasından korkuyorum. Hiç gerek yok.

İlginç bir şekilde internette yaptığım araştırma sonucunda kimsenin bu konuya itiraz ettiğini görmedim. İşi daha da ileriye götürüp, SUNUM’u Türkiye’nin ilk nanoteknoloji merkezi olarak haber yapanlar bile var.

Kaynak: 1

TÜBİTAK Bilim Ödülleri Dün Verildi

TÜBİTAK Bilim Ödülleri dün Çankaya Köşkü’nde düzenlenen törenle 44. kez sahiplerine verildi. Geçen sene ödüllerin bir tanesi nanoteknoloji üzerine çalışan bilim adamımıza verilmişti: Selim Ünlü.

Bu sene nanoteknoloji alanında çalışan üç bilim adamımız ödül aldı.

Engin Umut Akkaya: “Süpramoleküler kimya alanında moleküler algılayıcı ve bilgi işlemcilerin rasyonel tasarım, sentez ve uygulamaları konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeni ile ödül almış. Şu an UNAM’da araştırmacı olarak görev yapıyor.

Taner Yıldırım: “Deneysel ve Kuramsal Katıhal Fiziği ve NanoMalzeme Bilimi alanında alışılmışın dışında kalan üstüniletkenler, moleküler kristaller ve hidrojen depolama konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeni ile ödül almış. Salim Çıracı ile beraber yaptıkları titanyum dioksit eklemeli karbon nanotüp çalışması ile biliniyor.

Hilmi Volkan Demir: “Nanoteknoloji ve Nanobilim alanında Nanofotonik konusundaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeni ile ödül almış. Ayarlanabilir beyaz LED makalesi ile biliniyor.

Engin Umut Akkaya plaketini alırken

Taner Yıldırım plaketini alırken

Hilmi Volkan Demir plaketini alırken

Ayrıca, bölümümün değerli hocası Emre Alper Yıldırım‘ı da ödül alanlar arasında olduğu için kutluyorum.

Emre Alper Yıldırım plaketini alırken

Kaynak: 1 , 2

Hacettepe Nanoteknoloji ve Nanotıp Anabilim Dalı Ziyareti

Hacettepe’de bulunan Nanotıp ve Nanobilim Anabilim Dalı‘nı ne zamandır ziyaret etmek istiyordum, fakat bir türlü ayarlamamıştım. Nasip geçtiğimiz Cuma’ya imiş.

Cuma günü öğleden sonra yürüyerek Bilkent’ten Hacettepe kampüsüne ulaştım. Nanotıp binası olarak böyle birkaç katlı merkez bekliyorum. Fakat gerçek öyle çıkmadı. Anabilim dalı kimya fakültesi binasının bodrum katında imiş. Gerçekten çok mütevazı bir ortam. Bu ortamda bile birçok şeyi başarmış durumdalar. Bence, devletin acilen ülkemizdeki tek nanotıp araştırma merkezini desteklemeli. DTP 2 yıldır yeni bina inşaası projesine destek olmuyormuş. Çok acı bir durum.

nanotip-ve-nanobilim-anabilim-dali-giris

Giriş kapısı

Katta yeni bir laboratuvar inşaatı olduğu için bugün detaylı bir ziyaret yazısı yazmayacağım. Birkaç hafta içinde laboratuvar inşaatı bittikten sonra merkezi tekrar ziyaret edeceğim, o zaman daha detaylı, laboratuvar fotoğraflarını da içeren bir yazı yazacağım.

Bu yazıda sizlerle anabilim dalının tarihçesinden bahsetmek istiyorum.

Anabilim dalının olduğu bodrum kat eskiden fare yuvası imiş. Emir hoca daha anabilim dalı kurulmadan önce, büyük bir özveri ile katın tadilatını yaparak yavaş yavaş laboratuvarı oluşturmaya başlamış.

2007′de nanoteknoloji alanında çalışan bir merkez oluşturmak isteyen Emir Baki Denkbaş, en hızlı çözüm olarak anabilim dalı kurmaya karar vermiş. Sebebi ise, anabilim kurarken, bina inşaatı, mali destek, diğer bürokratik işlere gerek olmaması. Mesela UNAM gibi merkez kurmak için DPT’den mali desteğin verilmesi, bina inşaatının tamamlanması, cihaz alımı gibi çok uzun süren işlerin bitmesini beklemek lazım. Kurulmaya karar verilmesinden beri 3 yıl geçmesine UNAM hâlâ tam kapasite çalışamıyor.

Hocaların belirlenme süreci ise şöyle olmuş: üniversite genelinde nanoteknoloji alanında çalışan kişilere çağrıda bulunulmuş. Çağrıya cevap veren hocalarla detaylı görüşmeler yapıldıktan sonra, bu işe sıcak bakan, kendi uzmanlık konularında ders vermeyi kabul eden hocalar anabilim dalına katılmış.

3. yarıyıl bu dönem başlamış durumda, 60 civarı öğrenci var, 4 tez tamamlanmış durumda. Tezlerin konularına baktığımız zaman merkez sadece nanotıp ile ilgilenmediğini görüyoruz.

Birçok farklı bölümden öğrenci var: gıda mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, nükleer enerji mühendisliği, fizik, kimya, eczacılık vs.

Disiplinlerarası bir çalışma ortamı oluştuğu için tüm araştırmalar anabilim dalındaki laboratuvarlarda yapılmıyor. Her hoca kendi bölümü bünyesindeki gelişmiş laboratuvarlarında çalışmalarına devam ediyor.

Merkez ayrıca belli aralıklarla NanoBülten adlı bir e-dergi çıkarıyor. Türkiye’deki nanoteknoloji merkezlerinden sanırım bu işi ilk yapanlardan. En son çıkan sekizinci sayıya şuradan ulaşabilirsiniz. Dergide birkaç defa bloga da atıfta bulunulmuş. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Bu girişimleri diğer merkezlere de örnek oluyor. UNAM Ağustos ayında kendi NanoBülten’ini yayınladı. Bakalım devamı gelecek mi?

Şimdilik paylaşacaklarım bu kadar. Daha detaylı bir gezi yazısında görüşmek üzere. Bu yazının ülkemizdeki bilim adamlarımızın hangi imkanlarla neleri başardığını idrak etmemize yardımcı olduğuduğunu düşünüyorum.

2008-2010 NanoTürkiye. Blogdaki yazılar alıntı yapılarak kullanılabilir. skD Teması kullanılmıştır. Farklı ziyaretçi sayısı 23000'i geçti.

Real Time Web Analytics