Geçen hafta ben tam finallerimle ve bitirme projemler uğraşırken, nanoteknoloji gündeme oturdu. Güler Sabancı, Sabancı Üniversitesi bünyesinde kurulacak olan SUNUM’un resmi duyurusunu yaptı. Bu yazıyı aslında 10 gün önce yazmam gerekiyordu, anca yazıyorum.
Bu merkezin kurulacağı Mart 2009′da belli idi, adının da NANODAM (Nanoteknoloji Disiplinlerarası Araştırma Merkezi) olması düşünülüyordu.
Basın toplantısında Güler Sabancı tarafından sarfedilen şu cümleler dikkatimi çekti:
Nanoteknoloji alanında da bir ilk’i gerçekleştirerek kapılarımızı Türkiye’deki tüm araştırmacılara açıyoruz. Sabancı Üniversitesi, vizyonu ve stratejisi paralelinde, geçtiğimiz yıl, Türkiye’nin ve bölgemizin ilk disiplinlerarası nanoteknoloji araştırma ve geliştirme merkezinin kurulması çalışmalarına başlamıştı. Merkezimiz sanayi, üniversite ve diğer araştırma kurumlarının işbirliğine açık olacak.
Ne yazık ki SUNUM Türkiye’nin ilk disiplinlerarası ve herkese açık araştırma merkezi değil. En azından 2008 yılında açılmış olan UNAM var. UNAM’da bulunan cihazlar Türkiye’deki her araştırmacıya açık ve farklı farklı disiplinlerden öğrenciler UNAM bünyesinde yüksek lisans ve doktora yapıyor.
Nedir bu “Türkiye’nin ilk’i” olma sevdamız? Keşke Güler Sabancı bu cümleleri sarf etmeseydi. Şimdiden UNAM ile SUNUM arasında gizli bir düşmanlık oluşmasından korkuyorum. Hiç gerek yok.
İlginç bir şekilde internette yaptığım araştırma sonucunda kimsenin bu konuya itiraz ettiğini görmedim. İşi daha da ileriye götürüp, SUNUM’u Türkiye’nin ilk nanoteknoloji merkezi olarak haber yapanlar bile var.
Kaynak: 1
Türkiye'deki nanoteknoloji araştırmacılarının listesi için 