Türkiye'deki nanoteknoloji araştırmacılarının listesi için tıklayınız.

YÖK’ün Mükemmeliyet Merkezi Politikası Hakkında

Geçen hafta YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan büyük üniversiteleri mükemmeliyet merkezlerine dönüştüreceklerinden bahsetti. Nasıl sağlanacak bu? Seçilen bazı yüksek üniversitelerden bürokratik engeller kaldırılacak, para desteği sağlanacak, gerekirse yurtdışından 15 bin lira maaşla çalışacak araştırmacılar getirilecek.

soru-isareti

Şimdi benim bu politika ile bazı çekincelerim var. YÖK’teki yetkililer de bu yazacaklarımı düşünebilecek insanlardır, fakat ben gene de kayda geçmesi açısından düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

1 – Ortada bir plan yok. Haberde üniversitelerin bir plan çerçevesinde hareket edeceklerini anlamak güç. Destek verilecek üniversitelerden kesinlikle yıllara göre somut hedeflerin (hangi araştırma konularında, hangi yıllarda neler yapılacağı, ve kesinlikle önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde kaç tane bilimsel şirket kurulacağı vs.) belirtildiği yol haritalarının oluşturulması gerek. Aksi takdirde her mükemmeliyet merkezi kendi kafasına göre hareket edecek, elimizdeki kaynaklar olabileceğinden daha az verimle kullanılacak, ve ortaya birkaç makale ve mezun olan öğrenciler dışında pek bir şey konmayacaktır. Günümüz bilimsel dünyasında ne yazık ki makale sayısı tek başına hiçbir ifade etmiyor. Artık herkes bilimsel makale yayınlıyor, herkes bilimsel şirket kurma peşinde. Ve bir de bu yol haritaları her sene yeniden yazılmalıdır ve bir önceki yıl belirlenen hedeflerin ne kadarına ulaşıldığı, ulaşılamayan hedeflere neden ulaşılamadığı, o sene boyunca dünya çapındaki araştırma sonuçları ışığında araştırma hedeflerine yenilerinin eklenip eklenmeyeceği vs. gibi konular bu yeni yol haritasında yer almalıdır.

2 – Haberde Singapur’da bir araştırma merkezinin dünyadan gelen virüs örneklerinin dört günde gen haritası nı çıkardığından bahsedilmiş. Sayın Özcan’ın yurtdışındaki üniversiteleri ziyaret edip, yaptıkları hakkında bilgi toplaması güzel. Fakat eğer sayın Özcan’ın Singapur’a gitmeden önce bu ülkede yapılan bilimsel çalışmalar hakında bir bilgisi yoktu ise, bu çok kötü bir durum. Bir önceki maddede belirttiğim, üniversitelerin oluşturacağı yol haritalarının gerçekten faydalı birer yol haritası olduğunu YÖK’ün denetlemesi lazım. Bunun için de YÖK, bilimsel dünyayı çok yakından takip etmelidir. Üniversitelerimizi YÖK koordine etmelidir, onlara yol göstermeli, araştımalarını eleştirmelidir. “Bizde para var, sizde de adam. Alın parayı, yapın Ar-Ge’yi” politikası hiçbir işe yaramayacaktır. Nasıl bugünlerde dış politakadaki gelişmeleri saat saat takip edip, yoğun bir diplomasi trafiği oluşturuyorsak; aynı şekilde saat saat bilimsel araştırmalar takip edilmeli, yurtdışına ziyaretler yapılıp bilgi toplanmalı, işbirlikleri teşvik edilmeli, ülkemizdeki araştırmaların reklamı yapılmalıdır.

3 – Yurtdşından getirtilecek bilim adamları, yol haritalarında belirlenecek olan alanlarda faydalı olması beklenen kişilerden seçilmelidir. Bu alanda çalışan tüm bilim adamları gözden geçirilmelidir. Gelen bilim adamı kendisinden beklenenleri baştan bilmelidir. Açılacak olan mükemmeliyet merkezleri, bilim adamlarının içinde istediğini yapmasına izin verildiği bir yer haline getirilmemeli. Ta yurtdışından büyük zorluklarla geldiğini düşündüğümüz bu hocalarımız takdir edilmeli, fakat gerektiğinde de sertçe eleştirilmelidir.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. İlerleyen günlerde yeni fikirler gelirse, eklerim.

Kaynak: 1 , 2

Nanotech 2009′un Ardından Kısa Notlar

28-30 Eylül tarihleri arasında Avrupa’nın en büyük nanoteknoloji etkinliği Nanotech 2009 Berlin’de yapıldı. Konferanstan sonra konuşmacıların çoğunun sunumu konferansın sitesinde yayınlandı. Ben de sunumlara göz attıktan önemli gördüğüm kısımları sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye’den 2 konuşmacı varmış konferansta Birgül Benli ve Mustafa Çulha.

Öncelikle Finlandiya’da nanoteknoloji ne durumda onu özetleyeyim.

1 Ocak 2005 – 31 Aralık 2009 yılları arasında devam eden bir nanoteknoloji programı var Finlandiya’da.

70 milyon Euro para aktarılmış, 50 milyonunu Tekes (bilimsel çalışmalara destek olan kurum) yapmış. Tekes 2008 yılında toplamda 2000 Ar-Ge projesi desteklemiş, toplam destek 516 milyon Euro.

2004′te 61 şirket var iken, 2008′de şirket sayısı 202′ye çıkmış. Bu şirketlerin 65′nin ticari ürünü var.

Finlandiya nanoteknoloji konusunda uluslararası işbirlikleri önem veriyor. Çin ve Rusya ile resmi ortaklıklar başladı. Tolam 28 ülke ile ortak proje yapmışlar, içlerinde Türkiye yok.

Her türlü uluslararası etkinliklere katılıp, Finlandiya’yı temsil ediyorlar. (Türkiye olarak büyük eksikliklerimizden biri.)

Biraz daha fazla bilgi için, “Finlandiya’da nanoteknolojinin durumu” yazıma bakabilirsiniz.

Çin’de nanoteknolojinin durumu

14 malzeme ve aygıt şirketi var, 8 tane de nanotıp nanobiyoteknoloji. Çin devleti projeler çok fazla destek veriyor.

Yeni iş kurmaya 14000 – 70000 $, yüksek teknoloji projelerine 40000 – 70000 $, sanayileştirme projelerine 730000 – 1460000 $ destek veriliyor. %10′luk bir vergi indirimi de var.

4 konuda avantajlı olduklarını düşünüyorlar: büyük bir pazar, düşük maaş, devlet desteği, imkanların olması (araştırma merkezleri)

Herkesi Suzhou’ya yatırıma teşvik etmişler.

İngiltere’de nanoteknoloji durumu

ingiltere-nanoteknoloji-durum

Şimdilik bu resmi vermekle yetiniyorum, İngiltere’nin yeni yayınladığı nanoteknoloji politikası dökümanı ile ilgili ayrıca yazı yazacağım. Ne kadar çok araştırma merkezi olduğunu görüyorsunuz.

Bu da Singapur’un nanoteknoloji ekosistemi

singapur-nanoteknoloji-durum

Son 2 resme benzer resimleri, Türkiye için çıkartıp farkımızı görmemiz lâzım.

2008-2012 NanoTürkiye. Blogdaki yazılar alıntı yapılarak kullanılabilir. skD Teması kullanılmıştır. Farklı ziyaretçi sayısı 46000'i geçti.

Real Time Web Analytics