Türkiye'deki nanoteknoloji araştırmacılarının listesi için tıklayınız.

NanoTR 7 Sabancı Üniversitesi’nde

7. NanoTR konferansı 27 Haziran 2011 – 1 Temmuz 2011 tarihleri arasında Sabancı Üniversitesi‘nde düzenlenecek. Bakalım bu sene NanoTR daha önceki yıllarda olan eksiklikler giderilecek mi? NanoTR’de neler değişmeli yazısı.

NanoTR 7 konferansının logosu

Konferansın anasayfa adresi: http://nanotr7.sabanciuniv.edu

Konferansın amacı geçen yıllarla aynı:

7. Nanobilim ve Nanoteknoloji Konferansı’nın amacı, ülkemizde ve dünyada nanobilim ve nanoteknoloji alanında araştırma yapan temel bilim, mühendislik, eczacılık ve tıp gibi farklı disiplinlerden bilim insanlarını, araştırmacıları, öğrencileri ve sanayi kuruluşlarını bir araya getirerek ilgili alanlardaki son gelişmelerin tartışılması ve bir sinerji oluşturarak yeni açılımlara doğru adım atılmasını sağlamaktır.

İki tane yeni tema eklenmiş. Bu konularla ilgili bildirileri merak ediyorum:

  • Nano Girişim – Araştırmadan uygulamaya geçiş öyküleri
  • Nanoteknolojinin Yönetişimi ve Ulusal Nanoteknoloji Politikaları

Davetli konuşmacı listesi zengin olmuş.

Özet gönderme için son gün 15 Nisan saat 00:00, erken kayıt dönemi ise 1 Mayıs 2011‘de bitiyor.

Programa maalesef katılamayacağım. Öğrenciler için erken kayıt fiyatı 125 TL, normal kayıt fiyatı ise 150 TL. Öğrencilerin de olduğu bir sinerji ortamı oluşturmak gibi bir hedefiniz varsa, öğrenci kayıt fiyatları çok daha düşük olmalı. Ben şahsen düzenleme kuruluna bu konu ile ilgili bir e-posta atacağım, siz de destek olursanız sevinirim.

Son güncelleme: 15 Nisan 2011

SUNUM Yönetmeliği Yayınlandı

Sabancı Üniversitesi’nde kurulacak olan Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Uygulama ve Araştırme Merkezi (SUNUM) yönetmeliği 4 Haziran’da Resmi Gazete’de yayınlandı. Merkezin amaçları ise şöyle:

(1) Merkezin amaçları şunlardır:

a) Nanoteknoloji, biyoteknoloji,  nanoelektronik, ileri malzemeler, mikro-elektro-mekanik sistemler (MEMS) ve nano-elektro-mekanik sistemler  (NEMS), mikroakışkanlar, nanomekanik, nanooptik, nanoplazmonik, mikroişleme, mikrosistemler ve alternatif enerji kaynakları alanlarında ileri düzeyde bilimsel araştırmalar yapmak ve teknoloji geliştirmek,

b) Temel bilimler, uygulamalı bilimler ve mühendislik araştırmalarını disiplinlerarası düzeyde gerçekleştirerek, gelişmiş ürünler ortaya çıkarmak amacıyla bir araya getirmek,

c) Nanoteknoloji alanında uzman araştırma görevlileri ve öğretim üyeleri yetiştirmek,

ç) Sanayi, Üniversite ve diğer araştırma kurumlarının işbirliği yapmasını sağlamak,

d) Altyapı, proje ve yetişmiş insan gücüyle İstanbul ve Marmara bölgesindeki nanoteknoloji araştırma/geliştirme faaliyetlerine katkı sağlamak,

e) Üniversitenin bu konularda araştırmalar yapan biyoloji, elektronik, fizik, kimya, malzeme ve mekatronik gibi disiplinlerinde yapılan çalışmaları desteklemek ve bu disiplinler arasında ortak çalışmalar yapılmasını sağlayacak bir platform oluşturmak,

f) Geliştirilen teknolojiler ile elde edilen sonuçların uygulayıcılara aktarılmasına katkıda bulunmak.

Merkezin internet sitesi de açılmış. UNAM’ın sitesindeki gibi sitede çalışmayan birçok bağlantı var. Umarım kısa sürede site zenginleştirilir. UNAM’ın yaptığı bir hatayı, SUNUM da tekrarlamış, sitenin Türkçe sürümü yok. UNAM yaklaşık 2 senedir sitesini tamamen Türkçeleştiremedi. Türkiye’de faaliyet gösteren bir araştırma merkezinin nelerle uğraştığını Türkiye’den herkesin okuyabilmesi lazım.

SUNUM’un sitesinden öğrendiğimiz bilgiye göre merkez Nisan 2011′de açılacak. Merkez bünyesinde 40 fakülte üyesi (bu fakülte üyelerinin kimler olduğunu bilemiyoruz), 40 doktora sonrası araştırmacı ve 100 doktora, yüksek lisans öğrencisi olacak.

Not: Bu yazıyı yeni bilgiler öğrendikçe güncelleyeceğim.

SUNUM İlk Disiplinlerarası Araştırma Merkezi Mi?

Geçen hafta ben tam finallerimle ve bitirme projemler uğraşırken, nanoteknoloji gündeme oturdu. Güler Sabancı, Sabancı Üniversitesi bünyesinde kurulacak olan SUNUM’un resmi duyurusunu yaptı. Bu yazıyı aslında 10 gün önce yazmam gerekiyordu, anca yazıyorum.

Bu merkezin kurulacağı Mart 2009′da belli idi, adının da NANODAM (Nanoteknoloji Disiplinlerarası Araştırma Merkezi) olması düşünülüyordu.

Basın toplantısında Güler Sabancı tarafından sarfedilen şu cümleler dikkatimi çekti:

Nanoteknoloji alanında da bir ilk’i gerçekleştirerek kapılarımızı Türkiye’deki tüm araştırmacılara açıyoruz. Sabancı Üniversitesi, vizyonu ve stratejisi paralelinde, geçtiğimiz yıl, Türkiye’nin ve bölgemizin ilk disiplinlerarası nanoteknoloji araştırma ve geliştirme merkezinin kurulması çalışmalarına başlamıştı. Merkezimiz sanayi, üniversite ve diğer araştırma kurumlarının işbirliğine açık olacak.

Ne yazık ki SUNUM Türkiye’nin ilk disiplinlerarası ve herkese açık araştırma merkezi değil. En azından 2008 yılında açılmış olan UNAM var. UNAM’da bulunan cihazlar Türkiye’deki her araştırmacıya açık ve farklı farklı disiplinlerden öğrenciler UNAM bünyesinde yüksek lisans ve doktora yapıyor.

Nedir bu “Türkiye’nin ilk’i” olma sevdamız? Keşke Güler Sabancı bu cümleleri sarf etmeseydi. Şimdiden UNAM ile SUNUM arasında gizli bir düşmanlık oluşmasından korkuyorum. Hiç gerek yok.

İlginç bir şekilde internette yaptığım araştırma sonucunda kimsenin bu konuya itiraz ettiğini görmedim. İşi daha da ileriye götürüp, SUNUM’u Türkiye’nin ilk nanoteknoloji merkezi olarak haber yapanlar bile var.

Kaynak: 1

Nanoteknoloji Raporu Hakkında Düşüncelerim

Kasım ayında TÜSİAD Rekabet Stratejileri dizisinin 11. sayısı olarak “Nanoteknoloji ve Türkiye” adlı bir rapor yayınlandı. Rapora ulaşmak için tıklayın.(PDF – Yeni pencerede)

Rapor ilk çıktığında bayağı bir heyecanlandım. Çünkü az olan Türkçe nanoteknoloji içeriğine TÜSİAD tarafından hazırlatılmış bir rapor ekleniyordu. Raporu okuduktan sonra canımı sıkan birkaç husus oldu. Tabi ki mükemmel bir rapor hazırlanamazdı, ama benim burada yorum yapmaktaki amacım bundan sonraki çalışmalarda aynı hataların tekrar edilmemesi.

1 ) Yazım hataları
Eminim rapor birkaç defa yazım kontrolünden geçmiştir ama gene de birçok yazım hatası raporda kalmış. Mesela bir örnek sayfa 42′de. Başlık “Nano katmanlar”, paragrafın başındaki kelime “nanokatmanlar”. Metin boyunca tutarlı bir terminoloji olması çok önemli. Buna benzer hatalar sayfa 43, 44′de de var. Raporda normal yazım hataları da var:(Sayfa 37: komozitler, artıranbilir mesela) Bence hedef, sıfır yazım hatası olmalı.

2 ) Gri Çamur’un (grey goo) yanlış tanımı
Sayfa 27′de geçen grey goo tanımı doğru değil. Grey goo kendiliğinden çoğalan robotlar yüzünden Dünya’nın sonunun gelmesidir. Yoksa nanorobotların sadece imalat yapması değildir. Eksik bilgi var. Grey goo bir kıyamet senaryosudur.

3 ) Kullanılan dil
Raporun amacı küresel rekabette Türkiye nanoteknoloji ne yapabilir, bunu açıklamak. İnsanlar nanoteknolojiyi pek bilmediği için, 100 sayfayı nanoteknoloji nedir, ne yapılmıştır, nanomalzemelerin üretim yöntemine ayırılmış. Çok güzel. Ama ne yazık ki buradaki dil herkesin anlayacağı bil dil olmamış. Mesela sayfa 43′deki “Nanopor Malzemeler” başlığındaki tanım:

Örneğin aerojellerden bahsedecek olursak, bunlar sol-jel kimyası tarafından üretilmiş olan ultra-ışık nanoporlu malzemelerdir.

Şimdi bu cümleyi okuyan, aerojelleri bilmiyorsa, okuduktan sonra da hâlâ ne olduklarına dair bir bilgi edinmiyor. Ya da sayfa 52′de spintronikten bahsedilmiş ama spinin ne olduğundan bahsedilmemiş. Biraz daha kolay bir dille yazılması lazımdı bence nanomalzemeler ve üretim teknikleri kısmı.

4 ) Çiplerin boyutu hakkında yanlış bilgi
Sayfa 51: “Yakın gelecekte, üst düzey … 100 nm sınırını aşarak … ulaşacak” cümlesi hatalı. Intel şu an 32 nm’lik çipini çıkardı bile.

5 ) Raporun eski olmasından dolayı bilgi eksikliği
Raporda 2004 ve 2006 yıllarında çıkmış 2 rapor kullanmış bilgi kaynağı olarak. Ama 2 yılda birçok gelişme oldu, onlar rapora yansıtılamamış. Mesela, Rusya ve İran’daki gelişmeler. Rusya’daki Rosnanoteh’den bahsedilse iyi olurdu, çünkü Rusya nanoteknolojide son 1 yılda çok fazla gelişim kaydetti. Rusya’dan gelişmelerin toplaması için tıklayın. İran da aynı şekilde nanoteknolojiye yatırım yapmaya başladı. Bir sonraki raporlarda o yıl çıkmış raporlar kullanılması lazım. Dünya çok hızlı değişiyor artık

6 ) Nanoürünler hakkında detaylı bilgi.
Project on Emenrging Nanotechnologies’in 800′den fazla ürünü içeren envanterinden bahsedilmemesi büyük eksiklik. Bilim dünyası dışındaki insanların, nanoteknoloji deyince en fazla merak ettikleri şey, nanoteknolojik ürünler. Ürün resimleri ile birlikte nanoürünlerden bahsedilse çok güzel olurdu.

7 ) Nanoteknoloji eğitim veren üniversiteler
Sayfa 144′te nanoteknoloji eğitimi veren üniversiteler hakkında 1 paragraf var. Eğitim konusu daha genişçe ele alınmalı idi. University of Albany’nin eğitim programlarının zikredilmemesi büyük bir eksiklik olmuş.

8 ) Türkiye hakkında daha fazla bilgi
200 sayfalık raporun sadece 40 sayfası direk Türkiye ile ilgili. Aslında bu sayfa sayısı yeterli bir yol planı için. Ama ne yazık ki 2023 Vizyonu gibi yol planında sadece hedefler söylenmiş. Bu hedeflere ulaşmak için neler yapacağımız belirtilmemiş. Bunun da pek bir mantığı yok açıkçası. Tamam nanoteknoloji önemli, şu seviyeye gelmemiz lazım. Herkes kabul ediyor bunu. Peki nasıl? Yıl, yıl hedeflerimiz neler? Eğitim ve okuryazarlığı nasıl artıracağız, gerekli finansmanı nasıl sağlayacağız, kimlere yatıracağız gibi sorulara cevap verilmeli idi. 7 sayfalık nanoteknoloji yol planı çok cılız kalmış. Açıkçası orada yazılanlar herkesin bildiği şeyler ve yıllardır söylenip duruyor. İşte bu yol haritası kısa zamanda çok daha güzelleştirilmeli, nokta atışı şeklinde hedefler konulmalı, okuyan insanı gayretlendirmeli.

9 ) Türkçesi varolan kelimelerin İngilizcesini kullanma
Raporda birçok yerde kullanılmış. İşte birkaç örnek:

Sayfa 27: elastisite: elastikiyet (TDK)
Sayfa 34: sensor: sensör (TDK)
Sayfa 37: ko-unsur: yan unsur denebilir. Ko Türkçe bulunan bir önek değil.
Sayfa 39: abakteriyel: antibakteriyel (TDK)
Sayfa 39 ve birçok yerde: transistorlar: tranzistörler (TDK)
Sayfa 40: sferik: küresel (TDK)
Sayfa 43: hekzagon: altıgen (TDK)
Sayfa 43: pentagon: beşgen (TDK)
Sayfa 50: Çok ilginç bir hata. Bir paragrafta “Kuantum dotları” tamlaması kullanılmış, aşağıdaki paragrafta “kuantum noktaları” kullanılmış.
Sayfa 54: litografi: litografya (TDK)

Bilimsel terimlerde İngilizce konuşmayan her ülke gibi sıkıntı çekiyoruz, ona lafım yok. Fakat zaten  varolan, yerleşmiş (beşgen, altıgen gibi) kelimeleri kullanmak yerine, onların yerine de yabancı karşılıklarını kullanmayı çok doğru bulmuyorum.

(Not: Burada daha önce Yusuf Menceloğlu ile aramızda geçen bir yazışma vardı. İzin almadan yayınlamıştım. Ricası üzerine kaldırıldı.)

Sizin de rapor ile ilgili görüşlerinizi bekliyorum yorum olarak.

2008-2012 NanoTürkiye. Blogdaki yazılar alıntı yapılarak kullanılabilir. skD Teması kullanılmıştır. Farklı ziyaretçi sayısı 46000'i geçti.

Real Time Web Analytics