Şubat ayında açılışını duyurduğumuz Tekillik Üniversitesi 2 hafta önce açıldı. 2 hafta boyunca olanları toparlamak istedim. 9 haftalık üniversite eğitimi için 25.000 $ ücret istenmesi rağmen, katılımcıların etkinlikten resim, video çekip blog yazısı yazmalarına herhangi bir engel konulmadığı için, biz de üniversitede olup bitenden haberdar oluyoruz. Tüm dersler daha sonra ücretsiz bir şekilde üniversitenin sitesinde paylaşılacak.

Tekillik Üniversitesi’nin amacı gelecekte yönetici olması muhtemel öğrencilere insanlığın günümüzdeki ve gelecekteki problemleri hakkında bilgilendirmek ve çözüm yollarından bahsetmek. Yerel ve doğrusal düşünme yerine, küresel ve üssel düşünmeyi aşılamayı düşünüyorlar. Öğrenciler ve hocalar 1 milyar insanı olumlu yönde etkileyecek projeler bulmaya çalışıyorlar. MIT, Stanford ve Oxford gibi üniversitelerle yarışmıyor, aksine onları tamamlamayı hedeflediklerini söylüyorlar.
Üniversite 1987 yılında MIT’de kurulan Uluslararası Uzay Üniversitesi‘ni model alıyor. Üniversite uzay alanında disiplinler ve kültürlerarası, uluslararası lider enstitülerden biri haline gelmiş.
Üniversitenin 40 kişilik kontenjanı için 1400 kişi başvurmuş, yarısı ABD dışından toplam 60 ülkeden. Kabul edilenler ABD, Kanada, İsrail, İngiltere, Meksika, Brezilya, Bolivya, Hindistan, Yeni Zelanda, Polonya, Portekiz ve Türkiye’den. Türkiye’den kimin katıldığını gerçekten merak ediyorum. Öğrenciler seçilirken akademik olarak mükemmellik, daha önce hayata geçirilmiş bir girişimcilik ve “büyük resmi” görebilme aranmış. Seneye 120 öğrenci alınacak.
Google’ın 250.000 $ miktar ile sponsor olduğu üniversiteye 50 tane Android telefon hediye etmiş. Google daha önce Google Wave’ı duyurduğu Google I/O’da tüm katılımcılara Android telefon hediye etmişti.
Üniversiteye ePlanet Ventures isimli risk sermaye şirketi de 250.000 $ destek vermiş. ePlanet şu ana içlerinde eBay’a satılan Skype gibi 80 şirketi desteklemiş. Şirket finansal destek ziyade öğrencilere finans eğitimi de verecek.
Ders verenler arasında internetin babası Vint Cerf, nanoteknoloji uzmanı Ralph Merkle, astronot Dan Barry var.
Üniversitenin belirlediği kritik alanlardaki öğrenci dağılımı ise şöyle:
- gelecek bilimler ve tahmin – 5
- finans ve girişimcilik – 5
- ağlar ve bilgisayar sistemleri – 6
- biyoteknoloji ve biyoinformatik – 3
- tıp, nörobilim, insan verimi artışı – 4
- enerji ve ekolojik sistemler – 2
- uzay ve fizik bilimleri – 3
Nanoteknolojinin en az öğrenciye sahip bölümlerden olması da ilgincime gitti. Yeterince tanınmıyor mu acaba nanoteknoloji?
Nanoteknolojideki önemli araştırmacıladan olan Ralph Merkle konuşmasından nanofabrikalardan bahsetmiş. Atomik seviyede üretim yapabilen bu birleştiriciler sayesinde üretim sektörünün nasıl değişeceğini anlatmış. Tabi ki böyle bir şey yapılırsa, büyük bir devrim olacağı kesin. Düşünsenize evinizde mikrodalga fırın büyüklüğünde bir cihazda üretim yapıyorsunuz. Bunun sonuçlarını şimdiden kestirmek zor. Bilgisayarın hayatımızı nasıl etkileyeceğini bundan 20 yıl önce tahmin edebilir miydik?
Merkle kendiliğinden çoğalan makineler deme yerine nanofabrika kelimesinin kullanılmasından yana. Çünkü “kendiliğinden çoğalan” tamlamasının insanlarda endişeye yol açtığını düşünüyor. Buna bir örnek olarak da MR’ı vermiş Merkle. Bu cihazların isminde daha önce nükleer kelimesi geçiyrmuş. Doktorlar insanların nükleer kelimesinden çekinip, cihazı kullanmayacaklarını düşündüğü için cihazın ismini MRI olarak değiştirmiş.
Merkle’nin nanofabrika kelimesi kullanmasının bir diğer nedeni de insanların fabrikalardaki üretim bandı kavramını biliyor olamaları. Otomobilin binlerce parçanın üretim bandında düzenli bir şekilde birleştirilerek oluşturulduğu gibi, nanofabrikalarda da moleküller ve atomlar bir düzene göre birleştirilerek bir ürün ortaya koyacak.
Merkle ayrıca “kendiliğinden birleşme” kavramından bahsetmiş. Biyolojik sistemlerde çok sıkça görülen bu üretim yöntemini taklit edip kendi istediğimiz biyolojik veya biyolojik olmayan malzemeler malzemeler üretmek istediğimizi anlatmış.
Bizim öğrenebildiklerimiz şimdilik bunlar. Dersler internete yüklenince daha net anlayabiliriz olup bitenleri. Şimdilik hoşçakalın.
Kaynak: 1 , 2 , 3 , 4 , 5