Türkiye'deki nanoteknoloji araştırmacılarının listesi için tıklayınız.

4. Nanoteknoloji Günü’nden Canlı Blog (İkinci Kısım)

Merhaba arkadaşlar. 4. Nanoteknoloji Günü öğleden sonraki oturumları başladı. Sabahki sunumlarla ilgili notlara şuradan ulaşabilirsiniz.

Etkinlik bitti. İlginiz için teşekkürler. Bir başka canlı blogda görüşmek üzere.

Geçen seneki canlı blog için tıklayınız.

Doç. Dr. Alper Kiraz – Koç

Not: Bu konuşma çok teknik olduğu ve biraz hızlı devam ettiği için buraya çok detaylı şeyler yazamadım. Kusura bakmayın.

Konuşma üç kısımdan oluşacak.

Kuantum mühendisliği

Kimya ve biyoloji mühendisliği

Optoelektronik mühendisliği

Kuantum mühendisliği:

Kuantum mühendisliği için ayrık enerji sistemlerine sahip bir sistem gerekli. Kuantum özelliklere sahip bir sistemle bilgi işleyebiliriz. Fakat şu ana kadar böyle bir sistem yapamadık, kuantum bilgisayarlar piyasada değil. Kuantum mühendisliğinin önündeki en büyük engel dış dünya etkilerinden kuantum sistemi koruma.

Sistemi nasıl koruyacağız? İlk yöntem, vakum kullanarak atomları tuzaklayabiliriz. Tuzaklama sistemini yapan kişi Nobel aldı.

Çok atomu, tek atomu ve iyonları tuzaklayabilirsiniz. İki problem var: atomu tuzaklasanız bile hareket etmeye devam ediyor: Brownian hareketi. Bir de tuzağa düşmüş atomu sonsuza kadar incelemeniz mümkün değil.

İkinci yöntem ise soğutma. Sistemi soğutarak ideale yakın kuantum-mekanik sistemler oluşturabilirsiniz.

Tek foton kaynağı üretme problemi. Elektronları teker teker göndermeniz mümkünken tek foton üretme kaynağı doğada yok.

Tek foton algılayıcılar üretildi. Şu ana kadar çok büyük bir uygulama bulunmadı ama bir şey yapmak mümkün: rastgele sayı üretme, kuantum kriptoloji (çok daha güvenli haberleşme, idealde kimsenin konuşmayı dinlemesi mümkün değil bu sistemlerde).

Kimya ve biyoloji mühendisliği:

Ajan molekülleri kullanmak. Ajan molekül olarak ne kullanabiliriz? Boya, kuantum nokta vs.

Tek moleküllü motorlarıni incelenmesi.

Not: Bu kısımdaki konuları daha önce bilmediğim için buraya çok detaylı şeyler yazamadım. Kusura bakmayın. Konuşmada çok fazla teknik terim var.

Optoelektronik mühendisliği

Not: Bu kısımdaki konuları daha önce bilmediğim için buraya çok detaylı şeyler yazamadım. Kusura bakmayın. Konuşmada çok fazla teknik terim var.

Prof. Dr. Emir Baki DENKBAŞ – Hacettepe

Emir hocayı Hacettepe’de ziyaret etmiştim, okumak isterseniz buyurun.

Konuşma başlığı: “Tıp ve sağlık bilimlerinde nanoteknoloji”

Nanoteknolojinin kısa tarihçesi, tanımından bahsetti şu ana kadar. Şu yazı faydalı olabilir: Nanoteknoloji Nedir?

Gecko, kelebek ve nilüfer yaprağında nanoyapılar. Doğada birçok nanoyapı var, biz de bunlardan çokça ilham almalıyız.

Nanoteknoloji önümüzdeki 5 yıla damgasını vuracak. Şu an sizler çok şanslı bir dönemdesiniz.

Tekstilde prestijli ülke idik. Şu an biraz geride kaldık. Akıllı tekstille tekrar eski prestijimizi yakalayabiliriz.

Şu an nanoteknoloji ürünleri yavaş yavaş etrafımızı sarıyor. Farkında olarak ya da olmayarak nanoürünler kullanıyoruz. Ürünlerin çoğu büyük şirketler tarafından üretiliyor.

Nanoteknoloji kullanan yöntemlerle hastalık teşhisi yapılabiliyor. Yavaş yavaş klinik uygulamalar başladı.

Farklı tıp alanlarında nanoteknoloji uygulamaları:

Kalp stentlerinde nano delikler açıp buraya tıkanmayı engelleyecek ilaçlar dolduruluyor. Daha sonra kontrollü olarak bu ilacı salıyorsunuz.

Tümörleri dondurarak öldürme ve tedavi etme. Bu yöntemle kemoterapide olduğu gibi sağlıklı hücreler de donduruluyordu. Artık önce nanoparçaçık gönderiliyor ve sadece zararlı hücreler öldürülüyor. Klinik denemeleri başladı, yöntemin literatürde adı nanocryosurgery.

Nanorobotik ile vücudu kesmeye gerek kalmadan vücudun içine çeşitli robotlarla girip müdahale etmek mümkün. Diş hekimliğinde de yapay diş konusunda nanoteknoloji uygulamaları var: nanodentistry diye arama yapılabilir.

Yapay organ ve ortopedide nanoiplikçikler kullanılıyor.

Nanoparçacıklar kullanarak daha detaylı parmak izi almak mümkün. Parmak altın nanoparçacıklara batırılıyor.

Nanoteknolojinin zararları araştırılmalı ve önlenmeli. Nanotoksikoloji alanı bununla ilgileniyor.

Hacettepe Üniversitesi Nanoteknoloji ve Nanotıp Anabilim dalı‘nda şu an 110 öğrenci var. Şu ana kadar 15 öğrenci yüksek lisansını bitirmiş, seneye de 4-5 tane doktorasını bitirecek.

Yrd. Doç. Dr. Sinan Filiz – Bilkent

Konuşma başlığı: “Biyolojiden Esinlenen Üretim”

Mikrosistemler üzerine çalışmalar yapıyor. Konular ise hassas üretim tezgahı (kendi tasarımı, hassas konum ölçme özelliği, hassas kesiciler), mikroenjeksiyon, mikro iğnelerle ilaç tedariki, minyatür protezler (kulak protezi mesela).

Konuşma kendi araştırması üzerinde olmayacak, daha çok şu an üzerinde düşündüğü konularla ilgili olacak. Teknik bir konuşma değil, felsefi bir konuşma yani.

Biyolojiden esinlenen tasarımdan daha önce bahsettik (gecko, nilüfer vs.)

Doğada bir de üretim var. Mesela çok küçük bir canlı olan sinekte birçok üretim süreci var. Bunların üzerinde düşünmemiz lazım. Aynı şekilde insanın gelişimi boyunca otomatik olarak birçok üretim yapılıyor.

Bakteri motorunun çalışma prensibini hâlâ tam olarak bilmiyoruz, çünkü çok küçük bir yapı (50 nm). Motor proteinlerden oluşuyor. Motorun oluşumu aslında nanoseviyede bir üretim.

Bizim nanoüretimde şu an kullandığımız üretim yöntemleri (litografya, katman katman üretim vs.) doğadaki nanoüretim yöntemlerine göre çok kaba kalıyor.

Tohum temelli üretim olabilir ileride. Tıpkı gerçek tohumlar gibi ürünün tohumuna dönüşmesi mümkün olacak, tabi ki tohumu hammaddelerin olduğu bir ortama koymak lazım.

Etkinlik bitti. İlginiz için teşekkürler. Bir başka canlı blogda görüşmek üzere.

 

 

4. Nanoteknoloji Günü’nden Canlı Blog

İyi günler arkadaşlar. Şu an Bilkent’te 4. Nanoteknoloji Günü‘ndeyim. Etkinliğe katılamayanlar için konuşmalardan notlarımı canlı olarak aktaracağım. Bu sayfayı düzenli olarak yenilemenizi tavsiye ediyorum. Sorularınız için nanoturkiye@gmail.com

Son durum: Öğleden sonraki oturumlar devam ediyor. Yeni bir yazı başlattım. Ulaşmak için tıklayınız.

Uyarı: Bu yazıdaki bilgileri bir çalışmada kullanmak için ilgili konuşmacı ile iletişime geçmenizi tavsiye ediyorum. Canlı blog olduğu için duyduklarımı buraya yanlış/eksik aktarabilirim.

Prof. Dr. Ekmel Özbay açılış konuşması yaptı. Son 5 dakikasına yetiştim. Aldığım notlar:

Nanoteknoloji yeni mi? Hayır yıllardır gelişen farklı bilim dallarının bir çatı altında  toplanması. İnternet de aşama aşama gelişmişti.
Kendinizi iyi yetiştirin, nanoteknoloji ile ilgilenen diğer arkadaşlarınızda bir konuda uzmanlaşmaya çalışın.
Türkiye parlayan bir yıldız haline geldi, parlatmaya birlikte devam edelim.

Prof. Dr. Raşit Turan – ODTÜ

Konuşma başlığı “Nanoteknoloji ve Güneş Enerjisi”
Son 10 yılda Türkiye olarak iyi atılım yaptık bilim alanında.
Özellikle Ankara’daki bilim merkezlerindeki teknik donanım Avrupa’daki birçok bilim merkezinin üstünde.
Türkiye olarak altyapı kurduk, şu anki sorun insan potansiyeli az
Yurtdışına gitmeyip, burada çalışma yapın (burslar, imkanlar çok iyi)

Enerji çok önemli, önümüzdeki dönemde en sıcak konulardan olmaya aday.
Türkiye’deki probleminin çok fazla meselesi var.

Enerji kullanımı Dünya çapında artıyor. Gelişmekte olan ülkeler yakın bir gelecekte şu anda gelişmiş olan ülkeler kadar enerji kullanacak. Enerjinin çoğu fosil yakıtlardan elde ediliyor bu da atmosferi olumsuz yönde etkiliyor.

Çözüm – yenilenebilir enerji, Güneş’ten Dünya’ya dünyanın enerji ihtiyacından çok daha fazlası ulaşıyor.

Güneş enerjisini kullanmak için alana ihtiyaç var. Şu anki teknoloji ile dünyanın çok az bir bölümünü güneş panelleri ile kaplasak enerji ihtiyacı karşılanıyor.

Yenilenebilir Enerji yasası çıktı, Almanya kadar teşvik etmese de Güneş enerjisini teşvik ediyor.

Fotovoltaik güneş pillerinin çalışma prensiplerini anlattı.

Güneş pilleri çalışma prensiplerine göre farklı nesillere ayrılmış. En fazla kullanılan ikinci nesil güneş pilleri. İkinci nesil güneş pilleri cam üzerinde yapılıyor, yarı saydam yapılabiliyor. Bu yüzden çok ilgi görüyor. Bu tip fotovoltaik güneş pilleri GÜNAM‘da üretilebiliyor.

Silisyumla elde edilebilecek enerji verimliliği teorik olarak hesaplanabiliyor.  Acaba nanoteknoloji ile daha verimli güneş pilleri üretebilir miyiz?

Enerji verimliliğinin artması ile fiyat artması çok fazla. %42 verimli olan güneş pili %12 verimli olanlardan 1000 kat daha pahalı. Şu anda %12′lik güneş pilleri yaygın. Uzun vadede hangi teknolojinin öleceğini tahmin etmek zor.

Silikon plaka üzerini gümüş nanoparçacıklar ile kaplayıp, farklı şartlardaki performanslarını analiz etmişler.

Nanotelleri nasıl kullanabiliriz fotovoltaik güneş pillerinde?

Silikon plakasına gümüş nanoparçacıkla kapladıktan sonra güneş ile gümüş nanoparçacıkların aşağıya doğru gitmesini sağlıyorsunuz. Böylece fırça gibi bir yapı oluşuyor. Yani silikon yüzeyi nanotellere dönüştürüyorsunuz.

Peki bu ne işe yarıyor? Işık bu nanotel ormanı diyebileceğimiz yapı içerisinde hapsoluyor. Işık güneş pilinde ne kadar çok zaman geçirirse verimlilik o kadar yüksek. GÜNAM’da bu yöntemle çalışan bir güneş pili ürerilmiş. Verimliliği %10. Daha optimize edilmemiş, şu an optimize etme üzerine çalışıyorlar.

Raşit Turan İtalyan arkadaşı Lorenzo Pavesi ile birlikte Silicon Nanocrystals başlıklı bir kitap yayınlamış.

ODTÜ 1980′lerden beri güneş enerjisi üzerine çalışıyor. Alan yetersiz geldiği için 2007′de yeni bir araştırma merkezi kurmak istemişler. DPT’ye başvurmuşlar destek için. İlk başta oradaki yetkililer “Böyle araştırma merkezi mi olur?” demişler. Sanki sadece nanoteknoloji merkezi olabilirmiş gibi. Bir sene uğraşmışlar ve sonunda ikna etmişler. Ocak 2009′dan beri destekler başladı.

Amaç: Güneş enerjisi alanında öncü bir kuruluş olması, bu teknolojinin yurtdışından ithal edilmemesini sağlama, insan yetiştirme.

Merkezi ziyaret edebilirsiniz, çalışma yapmak için lütfen başvurun. Birçok farklı alandan öğrenci var.

Ürüne dönüştürmek çok önemli. Devlet çok büyük paralar veriyor, omzumuzda yük büyük. İlk hedef 3 yıl içerisinde yerli kaynaklarla güneş paneli üretmekti. Şu anda mevcut teknolojinin transferi ile güneş pilleri üretildi. Tabi transferden ziyade yeni teknolojiler üretmeliyiz, ama öncelikle mevcfbiut teknolojiyi üretebiliyor olmak lazımdı. Bu hedefe ulaştık.

Prof. Dr. Engin Umut Akkaya – Bilkent/UNAM

Konuşmanın başlığı “Nanoteknoloji ve Kimya”

Bu yıl Uluslararası Kimya yılı imiş.

Kimya bize çok yararlı oldu. Antibiyotikler mesela. İkinci Dünya Savaşı döneminde bulundu antibiyotik. Açıkçası yeni bir buluş. Kimya hayat standardımızı yükseltti.

Peki nanoteknoloji ve kimya arasındaki ilişki ne? Bugün çok yaygın değilse de, uzun süreçte kimyanın nanoteknolojiye katkısı çok büyük olacak.

Nanoteknolojiden bilim kurgu denebilecek şeyler bekleniyor. Bunların bazıları gerçek olacak. Zaten bir bilimden beklenti bilim kurgu düzeyinde değilse o beklenti sığdır. Şu anda birçok uygulama 50 yıl öncesi için bilim kurgu idi.

Neler üzerine çalışıyoruz?

- Otonom Moleküler Kontrol Sistemleri

- Fotodinamik tedavi (kanser tedavi yöntemi, çok yaygın değil, yaygınlaşması için çalışıyoruz)

- Moleküler algılayıcı ve anahtarlar

- Moleküler Mantık İşlemcileri

- Kendiliğinden Bir Araya Gelen Sistemler

- Işık Hasatı Sistemleri

Bu kadar farklı gibi gözüken bilim alanını bir araya getirdik ve fotodinamik tedavi uygulamasında kullandık.

Fotodinamik tedavi ne ondan bahsetmek lazım önce. Türkiye’de yok.

Üç şey lazım: fotoduyarlaştırıcı, oksijen, ışık.

Fotodinamik tedavide kullanılan ajanlar zararlı olmak zorunda değil. Kemoterapide zararlı olması gerekiyor. Çünkü sadece zararlı hücreleri öldürmek çok zor. Sağlıklı hücreler de ölüyor kemoterapide.

Hastaya damardan boyayı verdik, karanlık bir odada 24-48 saat bekliyoruz. Bu süre sonunda bu madde vücuttan atılıyor çoğunlukla idrar ile. Ama tümörlerde kalıyor. Kırmızı dalga boyutlu bir ışık gönderiliyor tümörlere (lazer, LED olabilir), tümördeki bu ışığa duyarlı madde uyarılıyor, o da oksijeni uyarıyor. Bu uyarılmış oksijen etrafındaki hücreleri öldürüyor. Neden kırmızı dalga? Vücuttan kolayca geçebilmesi için bu dalga boyu kullanılıyor.

Fotodinamik tedavi için tümörlerin çok büyük olmaması gerekiyor (içinden ışık geçemiyor), ve tümörlerin deriye yakın ve iç organların dış yüzeyinde olması gerekiyor.

Bir molekülde birçok özelliği birleştirmek istiyoruz tedavi için. Mesela, molekül tümörle birleşmesi lazım sadece. Bunu nasıl yapabiliriz? Tümörlü hücre ile sağlıklı hücre aslında birbirinden farklı. Tümörlü hücrenin pH’ı daha düşük, sodyum konsantrasyonu da. Burada da VE mantık kapısı kullanmışlar. VE mantık kapısı ne zaman doğru sonuç verir, bileşenlerinin hepsi doğru ise. Burada da tümörde neler farklı ise o özelliklere (pH, sodyum konsantrasynu vs.) duyarlı moleküllerini VE mantık kapısı şeklinde birleştirirseniz çok güzel bir ilaç elde ediyorsunuz. Neden VE? Çünkü bu farklı özelliklerin hepsinin gözlemlenmesi durumunda (hem pH, hem sodyum konsantrasyonu vs.) ortamda tümör var diyorsunuz. İlaç neden güzel? Bu madde vücutta dolaşacak ve tümör bulduğu an, ilaç aktive olacak.

Bu tip moleküler mantık kapılarının sıkıntısı ne? Birden fazla mantık kapısını nasıl birleştireceksiniz?

Diğer bir sıkıntı, sağlıklı hücre ve tümör arasında aşırı bir farklılık yok. Tümörlü bölgede pH 6.2 iken, sağlıklı hücrenin pH’ı 7.2.

Fotodinamik tedavinin eksiği fazla derindeki tümörlere ulaşamamasıdır demiştik. Bunu nasıl çözebiliriz? Madde kendi ışığını yanında taşırsa o zaman istediğimiz derinlikte tümörde etkili olabiliriz. Bu prensipte mümkün mü? Mümkün kemolüminisans (kimyasal yolla ışık oluşturma) kullanabiliriz. Şu an ışık kaynağına gerek yok, ürettiğimiz malzeme tümörde ışığı oluşturuyor.

Nanoteknolojiden gerçekten beklediğimiz şeyler daha etkili güneş pilleri ya da daha etkili güneş kremleri değil. Nanoteknoloji ile olaylara çok daha farklı bir açıdan bakmamız lazım. Yeni yapılar ve yani malzemeler. Mesela moleküler mantık, moleküler makine vs.

04 Nisan 2011 güncelleme: Yazım hataları düzeltildi.

Heinrich Rohrer Bilkent’te İdi

4-5 Ekim arasında Bilkent’te 100. AEA toplantısı “Nanoteknoloji, İnformatik ve Yeni Ekonomik Paradigmalar” başlığı ile yapıldı. Etkinliğin yapılacağını internetten ilk öğrendiğimde katılım paralı gözüküyordu,  etkinliği blogumda paylaşmak istemedim. Etkinliğe herkesin katılabileceğini toplantı günü öğrendim. Sponsorlar katılım ücretini karşılamış herhalde.

Toplantının göze en fazla çarpan konuşmacısı Heinrich Rohrer idi. Rohrer, 1986 yılında Gerd Binnig ile beraber Taramalı Tünellemeli Mikroskobu icat ettiği için Fizik dalında Nobel Ödülü’nün sahibi. Rohrer daha önce Türkiye’yi 19 yıl önce ziyaret etmişti.

Bundan sonra konuşmalar sırasında aldığım notları paylaşacağım.

Heinrich Rohrer

Konuşmasının başlığı “Nanoteknoloji: Sürdürülebilirliğin Anahtarı” idi.

Dünya’da dört tane devrim oldu:

1) Coğrafi devrim: Dünyayı araştırdık.

2) Sanayi devrimi: Fiziksel gerçekliği araştırdık.

3) Mikro devrim: Basit zihinsel süreçleri (hesaplama gibi) yerine getirdik.

4) Nano devrimi: Karmaşık zihinsel süreçleri yapacağız.

Küçük kuvvetlidir, küçük büyüğe hükmeder. Küçük şeyler daha az enerji tüketir. Bugün hesaplamaları bilgisayarlara yaptırdığımız için 1012 kat daha az enerji harcıyoruz. Doğadaki bütün olaylar nanoseviyesinde olduğu için nanoteknolojinin önemi artıyor. Doğayı çok daha iyi anlayacağız.

Nanoteknloji sadece mikrodan nanoya geçiş değil. Devrim olabilmesi için tamamen yeni bakış açıları geliştirtmesi lazım.

Malzeme biliminin temel problemi istenilen malzemeyi, istenen yerde, istenen özelliklerde üretebilmek.

En iyi anahtarlar (elektronikte) iki farklı halde kararlı yapıya sahip moleküllerdir. Bu molekülleri bulmamız lazım.

Murat Günel

Murat Günel Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Nörosirürji Bölümü’nde profesör. Nörogenomik üzerine çalışıyor.

Bir gen ne kadar az insanda var ise hastalık oluşturma riski o kadar fazla.

İnsan genomunun çok az bir kısmının ne işe yaradığını biliyoruz.

Birçok insandan alınan genomlar sekanslandıktan sonra, ortaya çıkan veri bilgisayar sayesinde inceleniyor ve hastalığa sebep olan gen bulunmaya çalışılıyor. Sadece o gene müdahale edildiği zaman hastalık geçiyor.

Genom sekanslanması hızlandıkça daha etkili tedavi yöntemleri geliştireceğiz. Herkesin bir ilaca verdiği tepki farklı. Bir grup hastada hiç etki etmeyen ilaç, bir diğer grupta yan etki gösterebiliyor. Genetiğimize uygun ilaç almak çok daha iyi.

Erol Gelenbe

Erol Gelenbe Imperial College’da Elektrik Elektronik Mühendisliği profesörü.

Mesele bir şeyler bulmak değil, onları ürüne dönüştürüp ekonomik fayda sağlamak.

Nanoteknoloji sadece şimdi varolan yapıların daha küçüğünü yapmak değil, nanoboyutun farklarından yararlanarak paradigmalar üretmek.

3. Nanoteknoloji Günü’nden Canlı Yayın

Herkese hayırlı sabahlar! Bilkent Üniversitesi’nde bugün 3. Nanoteknoloji Günü düzenleniyor. Etkinlikten gün boyunca canlı blog tutacağım. Umarım faydalı olur. Bu yazıyı tarayıcınızda sürekli yenilemeniz tavsiye edilir.

Programı hatırlayalım:

09:00 – 09:30 Açılış ve Kayıt
09:30 – 10:30 Prof. Dr. Ekmel ÖZBAY
10:30 – 11:00 Kahve Arası
11:00 – 12:00 Yrd. Doç. Dr. Gürer BUDAK
12:00 – 13:00 Doç. Dr. İhsan GÜRSEL
13:00 – 14:00 Öğle Arası
14:00 – 15:00 Doç. Dr. Hilmi Volkan DEMİR
15:00 – 15:30 Kahve Arası
15:30 – 16:30 Yrd. Doç. Dr. Emrah ÖZENSOY
16.30 – 17:30 Yrd. Doç. Dr. Erman BENGÜ

Ekmel Özbay konuştu

Konuşmanın başlığı “Günümüzde Nanoteknoloji ve Uygulamaları”.

Bilimi sadece almakla yetinirseniz, bir yere varamazsınız. Amacımız teknolojileri ürünlere dönüştürmek. NANOTAM 14 yılda 45 kişilik bir araştırma merkezi haline geldi. Araştırma merkezinde sadece bilim yapan, bir de o üretilen bilimi dönüştürmeye çalışan 2 ayrı grup var.

NANOTAM’ın yayın performansı: 8 yılda 235 makale. (Yaklaşık 10 günde bir makale) Toplam 5000 atıf. Toplam altyapı 10-15 milyon lira.

Sunumun benzerini (neredeyse aynısını) şu bağlantıdan izleyebilirsiniz: http://video.bilkent.edu.tr/series_listing.php?series_id=5

Nanobilim ve nanoteknolojiyi ayırmak lazım. Eğer manipülasyon varsa, o nanoteknolojidir, yoksa nanobilimdir. Manipülasyonu açacak olursak, istediğimiz atomu istediğimiz yere koyma işlemi.

Dünya’da nanoteknoloji yatırım miktarları. (Sonunda Rusya’nın nanoteknoloji stratejisinden bahsedildi, üzerinde daha fazla durulmalı)

Fark etmeden kullandığımız nanoteknoloji ürünler var: fotovoltaik filmler, çizilmeyen cam, leke tutmayan kumaş vs. iPhone 4G OLED ekranla gelecek.

10 yıllık Nanotex teknolojisi anlatılıyor. Lotus çiçeği örneği. Uzay asansörü projesi. Ekmel hoca biraz umutsuz bu proje konusunda. Şu an santimetre boyutunda nanotüpler üretiliyor, uzay asansörü için 100.000 km nanotüp lazım. Bu geçişin çok da kolay olacağını düşünmüyor.

Metamalzemelerden bahsediyor: çok kapasiteli DVD’ler, görünmezlik pelerini, termal kameralar, daha küçük antenler.

Grafen malzemesinin özellikleri. 1 Nisan’da NANOTAM’da da Avrupa’dan gruplarla işbirliği  ile grafen tranzistör üretilmesi üzerine çalışmalara başlanacak.

Uzay projesine başlanmış durumda. Uzaya gönderilen ilk GaN tabanlı MMIC devresi olacak. Türkiye’de ilk defa bir uydu baştan sona üretilecek.

Yüksek verimli güneş pilleri üzerinde çalışmalar başlayacak yakında.

Gürer Budak konuştu

Konuşmanın başlığı “Nanoteknoloji ve Nanotıp”. Kendisi Gazi Üniversitesi Nanotıp Araştırma Merkezi başkanı. Nanotıpla ilişkili olabilecek hemen hemen her alanda çalışmalar yapılıyor. Dünya’da bu kadar kapsamlı nanotıp merkezi yokmuş.

İşletme yüksek lisansı yapmış birisi, çünkü yapılan projelerin büyüklüğü gitgide artınca, işletme bilmesi gerektiğini düşünmüş. Kendisi bir doktor.

9. Kalkınma Planı’nda nanoteknoloji öncelikli yatırım yapılacak alanlar arasında yer aldı. Tüm bu kurumlar UNAM, SUNUM, Gazi Nanotıp vs. bu desteklerin sonuçları.

AB’de Avrupa Teknoloji Platformu’nun Nanomedicine adlı kuruluşa da üye. Bu kurum AB’de nanotıpla ilgili tüm kararları veren bir mekanizma. Oy verme hakkımız var. AB’deki gelişmeleri çok yakından takip edebiliyoruz.

Uluslararası Nanotıp Akademi’sinin kurucularından, halen başkan. Yakın zamanda uluslararası bir kongre yapılacak Pekin’de.

AB’nin nanoteknoloji ile ilgili tüm araştırmaları tek bir çatıda toplayan NMP’nin Türkiye delegesi. Desteklenecek proje konu başlıkları burada belirleniyor. Buraya üye olmak çok avantajlı, başlıkları önceden takip etme şansımız oluyor.

Nanoteknoloji bu kadar yaygın olunca, sahte birçok uygulama çıkıyor. Bilen bilmeyen, bir şekilde nanoteknoloji üzerine yorumlar yapıyor. Herkes kendi çalışmasının nanoteknoloji ile ilgili olduğunu bir şekilde göstermeye çalışıyor. (Türkiye’de artan sahte “nanoürün”lerden bahsetmesi çok isabetli oldu. Teşekkürler hocam.)

Denetleme mekanizmaları kurulması lazım. Nanoteknoloji çalışıyoruz demek zor olacak. (İnşaallah yakın zamanda oluşur bu mekanizmalar.)

Nanotıp konusunda disiplinlerarası çalışmak zorundasınız. Sadece mühendisler ve doktorlar yeterli değil.

Çarşamba günleri akademik makale tartışmaları oluyor, ziyaret etmemizi bekliyorlar.

Mühendislerin etik konuları ile pek bir ilgisi yok fakat tıpta etik konusundan çalışmanın her aşamasında sorumlusunuz. Mühendislere göre dezavantaj bu tıbbın. (Nanoteknolojinin kötü taraflarının olduğuna ve bu konuda çalışmalar  yapılması gerektiğine dikkat çekmesi güzel oldu)

3 ana nanotıp başlığı var: yenilenebilir tıp, görüntüleme sistemleri, hedef odaklı ilaç.

AB’nin önümüzdeki yıllarda en fazla odaklandığı hastalıklardan ve bu hastalıklara nanotıbbın nasıl yardımcı olabileceğinden bahsediyor: HIV, şeker hastalığı, sıtma vs.

İhsan Gürsel konuştu

Konuşma başlığı: “DNA Nanoparçacıkları: Nanobilim uygulamalarında yeni ufuklar”

Bağışıklık sisteminin çalışma prensibi: Danger Theory (Biraz fazla teorik bir konuşma olacak gibi, ilginç bir şekilde Wikipedia’da Danger Theory maddesi yok)

Vücudumuz bakteri DNA’sına karşı bir tepki veriyor. DNA nanoparçacıklarını hayvana verince, bağışıklık sistemini uyarıyorsunuz ve savaş başlıyor.

(Konuşmadan bir şey anlayamıyorum, kusura bakmayın özet yazamayacağım. Moleküler biyoloji dersindeymişim gibi bir hissediyorum şu an kendimi.)

Hilmi Volkan Demir konuştu

Konuşmaya biraz geç girdiğim için konuşmanın başlığını göremedim.

Aydınlatmaya harcanan enerji toplam enerjinin %19′unu oluşturuyor. Aydınlanmadan dolayı ortaya çıkan karbon dioksit miktarı, araçlardan çıkan karbon dioksti kadar önemli.

Nanoteknoloji küresel ısınmaya yardımcı olabilir mi? Evet, fakat dikkatli olmalıyız, çünkü küresel ısınma çok büyük bir problem ve hiçbir bilim dalı tek başınabu problemi çözemez.

DYO, Arçelik’le çalışmışlar, şimdi InnovCoat’la çalışmalara devam ediyorlar.

Singapur’un 2030′da hayal ettiği dünya: Sustainable Singapore. Aydınlatmada hiçbir şey yapılmazsa, bu hedeflere ulaşmak çok zor. Geri kalan alanlarda %43 oranında iyileştirme yapmak lazım, bu neredeyse imkansız. Aydınlanma önemli. Bugün 1 milyar kişinin elektriğe ulaşımı yok.

Ülkeler GSYİH’sinin %0.72′sini aydınlatmaya harcıyor. Ve insanlar gitgide daha fazla elektrik kullanacaklar.

Nanokristallerle beyaz ışık üretimi. Şu an üretilen LED’lerden daha iyi performans sağlanabiliyor. Bu da birçok şirketi heyecanlandırıyor.

2 hafta sonra Çin’de bulunana Sunlight şirketine gidecekler ve proje yapmaya başlayacaklar. Bu şirket şu anki ürünlerinde nanokristal kullanıyor. Hollanda’da bir şirket ile de proje aşamasına gelinmiş.

Işık hasadından bahsedemedi hoca.

(Neredeyse hiç İngilizce kelime kullanmadığı için Hilmi Hoca’ya teşekkür ediyorum. Fiziksel terimlerin Türkçelerini takılmadan kullandı)

Emrah Özensoy konuştu

Konuşmanın başlığı: “Nanoteknoloji Yeni Bir Bilim Dalı mı? Katalitik Parçacıkların Kısa Tarihçesi”

Nanoteknoloji bir moda kelime, fakat moda kelime kullanmak lazım. Neden? Finansal destek için, projeyi süslemek için. Moda kelime kullanmak kötü bir şey demek değil.

Bundan 20 yıl önce fizikçiler, kimyacılar, biyologlar, vs. vs. hiçbiri birbirinin konferansına gitmezdi. Nanoteknoloji disiplinlerarası çalışmayı yaygınlaştırdı. Problemlerimizi çözmek için tek bakış açısının yetersiz olduğunu anladık.

Ek bilgi: Samsung’da 500-600 kimya doktoralı eleman çalışıyor, 3000 toplam doktoralı işçi sayısı. Samsung’da sadece elektronikçilerin olduğu düşünülüyor.

Eskiden beri insanlar nanoparçacıkları kullanmışlar, fakat farkında değillermiş.

Son 100 yıldaki önemli katalizörler:

1900 – 1910

Yağların hidrojenleştirilmesi, margarinin üretimi.

Sentetik metan üretimi. Metan doğalgazın bir bileşeni, ısınmada kolaylık.

Amonyak sentezi. Gübre üretimi, artan nüfusun beslenme ihtiyacı karşılandı.

1920′ler

Dizel yakıt üretimi. Petrol her yerde yok. Çok verimsiz, pahalı ama petrol fiyatları artınca cazip hale geliyor.

1930′lar

PVC’nin bulunması.

1940′lar

Steam Reforming (Buhar Dönüştürme): Endüstriyel boyutta hidrojen üretmenin tek yolu (hâlâ).

1950′ler

Polietilen ve polipropilenin bulunması. İpek pahalı, yün o kadar fazla değil. İnsanların giysi problemini çözdü. Plastik sektörü oluştu. Plastiğin ne kadar hayati bir malzeme olduğunu söylemeye gerek yok.

1980′ler

Water-Gas Shift Process. Hidrojen üretim yöntemi.

2000′ler

1910′larda bulunan amonyak sentezinin anlaşılması (2007 Nobel Kimya ödülü).

Erman Bengü konuştu

Konuşma başlığı “Türkiye’de Bilim, Nanoteknoloji”.

Malzemeyi işleme becerisi çok önemli bir husus. Eskiden beri malzemeden daha iyi verim alan toplulukların rekabet gücü artıyor.

Cortez ve Aztekler, ABD ve Amerikan yerlileri vs. vs. Cortez 20 süvari, 600 kadar silahlı adam, silahsız bir devleti darmadağın ediyor.

Şam çeliğinin içinde karbon nanotüplerin olması. Fatih’in döktürdüğü toplar. (Dönemine göre müthiş bir olay)

İbrahim Müteferrrika toplam 17 kitap ve 23 cild basabildi, Japonlar ise 1868-1912 yılları arasında aydınlandılar, 100 binlerce kitap okudular.

Devrim Arabaları meselesi. 23 kişi ile 130 günde araba yapmak. O insanlar birer kahraman. Müthiş bir fırsat kaçırmışız.

130 günde bilim yapamazsınız! Şu an bile var bu mantalite, kısa sürede büyük işler başarma isteği.

Nanoteknolojinin gerçek olup olmaması değil önemli olan, önemli olan gençlerde araştırma şevki oluşturması. Bundan faydalanmalıyız. Bugün Cumartesi günü insanlar toplandı geldi burada konferans dinliyor, çok güzel.

Yıkıcı devrim olduğu zaman, bir önceki şirket, ne kadar değerli olursa olsun, yıkılıp gidiyorlar. Tarih bunun  örnekleri ile dolu. O yüzden herkes tedirgin, büyük şirketler tedirgin.

Gereksiz yere nanoteknoloji kelimesini kullanılıyor, yanlış kullanmadan dolayı kamuoyu desteği düşüyor. Kamuoyu desteği azalınca, destek azalıyor. Bilimsel çalışmalarda başarısızlık olacak, bunu kabullenelim.

Kendi çalışmalarından örnekler: SANTEZ projesi (bir cam şirketi için kalıbın kaplanması), Bor, karbon, azottan oluşan kaplamalar yapmak, nanotüp ormanları, kök hücreler için iskele oluşturma.

Etkinlik sona erdi.

Bilkent’te 3. Nanoteknoloji Günü Düzenleniyor

Bugün Bilkent Nanoteknoloji Kulübü başkanı Durmuş Uğur Karatay‘dan bir e-posta aldım. 27 Mart 2010 Cumartesi günü 3. Nanoteknoloji Günü’nü düzenliyorlarmış. Kayıt olmak için kulübün sitesini ziyaret etmelisiniz. Katılım herkese açık. Ankara’da olanlara duyurulur.

Program şöyle:

09:00 – 09:30 Açılış ve Kayıt
09:30 – 10:30 Prof. Dr. Ekmel ÖZBAY
10:30 – 10:45 Kahve Arası
10.45 – 11:45 Yrd. Doç. Dr. Gürer BUDAK
11.45 – 12:45 Öğle Arası
12:45 – 13:45 Doç. Dr. İhsan GÜRSEL
13:50 – 14:50 Yrd. Doç. Dr. Hilmi Volkan DEMİR
14:50 – 15:20 Kahve Arası
15.20 – 16:20 Yrd. Doç. Dr. Emrah ÖZENSOY
16.25 – 17:15 Yrd. Doç. Dr. Erman BENGÜ

Etkinlik yeri:

Bilkent Üniversitesi Elektrik Elektronik Muhendisligi Binasi EE-01 Salonu.

05 Mart 2010 eklemesi: Salonun kapasitesi 160 kişi imiş.

Ulaşımla ilgili sorularınız olursa aşağıya yorum bırakabilirsiniz, ya da e-posta atabilirsiniz. Görüşmek üzere.

2008-2012 NanoTürkiye. Blogdaki yazılar alıntı yapılarak kullanılabilir. skD Teması kullanılmıştır. Farklı ziyaretçi sayısı 46000'i geçti.

Real Time Web Analytics