Türkiye'deki nanoteknoloji araştırmacılarının listesi için tıklayınız.

23 Nisan’da Bu Blog Benim

Bugün 23 Nisan 2011 Bundan tam 2 yıl önce “23 Nisan’da Bu Blog Benim” kampanyası adı altında yazı yazmıştım. Bu sene de sizinle duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz.

Doğal olarak 2 yıl önce yazdığım yazıdaki durumların bir kısmı değişti. Türkiye’nin nanoteknolojiye verdiği önem gün geçtikçe artıyor. Özellikle Bilkent Üniversitesi’nde düzenlenen Nanoteknoloji günleri geçen yıllara oranla büyük ilgi görüyor Gerçekten çok sevindirici bir durum. Ama bu konuşulanları yatırıma dönüştürsek Türkiye’yi çok aydınlık günler bekliyor.

Aydınlık günler, geleceğin bilim adamlarına yani bugünün çocuklarına bağlı. Çocuklar ve gençler bilim alanında ne kadar ilgi ve merak duyarlarsa bu süreç daha hızlı işler. Geçmiş yıllara göre çocukların ve gençlerin yararlanabileceği sitelerde arttı ve imkan fazlalaştı. Ama maalesef buna rağmen yine çocuklar ve gençler araştırma yapmıyor ve kitap okumuyorlar. Bu durum eğitim sisteminin gözden geçirilmesiyle düzelebilir.

Özellikle lisede bu süreç daha yavaş işliyor. Sınavlar, yazılılar ve YGS ve LYS bahane oluyor ve gençler araştırma yapmayı bir “vakit kaybı” olarak görüyor. Oysa bunu bir dinlenme aracı olarak görseler kendilerinin de çok hoşuna gidecek. Hayatı üniversiteye gidip iş sahibi olmaktan ibaret görüyorlar. Hem üniversiteye gidip her yönden kendimizi geliştirsek mi daha iyi yoksa sadece sınavlara çalışarak birbirimizle rekabet içinde olmak mı? İş hayatı içinde aynı şey geçerli. Mesleğimizi yaparken diğer konularda da araştırma yapmak daha iyi olmaz mı? Araştırmanın, yeni şeyler öğrenmenin ve meraklı olmanın bize ne zararı olabilir ki?

Bunları yapmanın tek bir yolu var: İSTEMEK ve İHTİYAÇ OLARAK GÖRMEK
İşte tüm bunları bir gün oturup düşünelim. Umarım bana hak verirsiniz.

Son olarak bütün dünya çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum.

ÇOCUKLAR HER ŞEY SİZİN ELİNİZDE !!!!!  Sizleri çok seviyor ve sonuna kadar destekliyoruz. :)

ÇARE
OKUMAK                                           (Aslında ÇOCUK kelimesinde ne çok şey saklı .Görebilene…)
CESUR OLMAK
UFKUNU GENİŞ TUTMAK
KARARLI OLMAK

(SENEYE GÖRÜŞMEK ÜZERE )
BLOGUN KÜÇÜK YAZARI  :)

Nanoteknoloji Merkezlerinin İşbirlikleri

Burak Arıkan‘ın açtığı bir siteden haberdar oldum: Graph Commons. Site ağ oluşturmaya yarıyor. Burak Arıkan Türkiye’deki nanoteknoloji merkezlerinin işbirliklerinin gösterildiği ağı merak ettiğini söyledi. Fikir hoşuma gitti, iki günde ağı oluşturdum. İnteraktif haline ulaşmak için.

Resmi büyütmek için üstüne tıklayın

İzlediğim yöntem:

1) Bir nanoteknoloji merkezi tespit ettim. (Bir kurum olacak ve isminde nanoteknoloji kelimesi geçecek)

2) Araştırma merkezinin internet sitesinde ve bünyesindeki araştırmacıların kişisel sayfalarında destek aldıklarını söyledikleri kurumlar, işbirliği yaptıkları eğitim kurumlarını bu nanoteknoloji merkezine ekledim.

Eksikler:

1) Yeni işbirlikleri sitelere eklenmemiş olabilir. (Akademik dünyada hocaların kişisel siteler bazen yıllarca güncellenmiyor)

2) Sitede gözüken işbirlikleri artık devam etmiyor olabilir.

3) Benim gözümden kaçan detaylar.

Ağı nanoteknoloji üzerine çalışan tanıdıklarınıza duyurursanız çok güzel olur. Onlar da benim eksikliklerimi tamamlar. Uzun vadede bu ağ kullanılarak Türkiye’de nanoteknoloji konusunda ilginç yorum yapma fırsatımız olur.

Graph Commons hakkında kısaca düşüncelerim: Çok faydalı bir site. Kullanması kolay. Eklediğiniz her bir düğüm için (kavram, kişi vs.) ayrı bir profil sayfası olması muhteşem bir özellik. Bir kavramla ilgili tüm ağları takip etme şansınız var. Uzun vadede oluşturulan ağlar sayesinde şu an kullandığımız iletişim araçları ile göremediğimiz unsurları fark edebiliriz. Örnek ağlar: 1961-2007 Türkiye’de Siyasi Partiler Arası Milletvekili Geçişleri, Aynı Küratörlerle Sergi Açmış Sanatçılar. Graph Commons sitesinde sadece üye birisiyim.

2011-2016 Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik Stratejisi Hakkında

22. BTYK  toplantısı 15 Aralık 2010 tarihinde yapıldı. Toplantı sonucunda 2005-2010 Bilim Stratejisi değerlendirildi, 2011-2016 Bilim Stratejisi, 2011-2016 Bilim ve Teknoloji İnsan Kaynağı Strateji belgeleri kabul edildi. Bu yazıda, bu belgeler hakkındaki yorumlarımı paylaşacağım. Yazının tek cümlede özeti: Türkiye nanoteknolojiyi artık üzerinde çalışılması gereken kritik bir teknoloji olarak görmüyor.

2005-2010 Bilim Stratejisi değerlendirilmesi (PDF)

Öncelikle bir bilim stratejisinin beş yılda bir değerlendirilmesi çok yanlış. Normalde her yıl bilim stratejisinde konulan hedeflere ulaşıldı mı, yeni hedefler konmalı mı, hangi hedefler değiştirilmeli gibi soruları inceleyen bir değerlendirme yapılması lazım. BTYK toplantılarında alınan kararlara baktım, orada da stratejileri ve hedefleri eleştirip, düzelten bir belge yok.

Bu belge son 5 yıldaki BTYK toplantılarında alınan kararların bir özeti sayılabilir. Devlet ne yaptı bu beş yılda bilim adına? Ar-ge teşvik edildi, araştırma merkezleri kuruldu, araştırmacı sayısı artırıldı vs. Bunlar yazılmış. Ben nanoteknoloji ile ilgilendiğim için diğer kısımların özetini yayınlamıyorum.

Nanoteknoloji ile ilgili bilgiler:

1) 2005 yılında öncelikli teknoloji alanları belirlenmiş. Nanoteknoloji de o sekiz teknolojinin içinde. Diğer yedisi: Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Biyoteknoloji ve Gen Teknolojileri, Mekatronik, Üretim Süreç ve Teknolojileri, Malzeme Teknolojileri, Enerji ve Çevre Teknolojileri, Tasarım Teknolojileri.

2) Açılan merkezler: (maliyetler 2010 fiyatları ile)

  • İTÜ – Nanobilim ve Nanoteknoloji İleri Araştırmalar Merkezi (2008-2011) 23 milyon TL
  • GYTE – Nano-Magnetizm Araştırma Merkezi (2009-2011) 14 milyon TL
  • Gazi Üniversitesi – Nanotıp-Nanoteknolojiye Dayalı Yeni Tanı ve Tedavi Yöntemlerinin Geliştirilmesi Merkezi (2007-2010) 12 milyon TL
  • GYTE – GYTE-KOSGEB Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (2003-2006) 9 milyon TL
  • Bilkent Üniversitesi – Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi 2. Faz Altyapı Projesi (2007-2010) 31,9 milyon TL
  • Sabancı Üniversitesi – Nano-Mikro Disiplinlerarası İleri Araştırma Merkezi (2009-2011) 27 milyon TL
  • Bilkent Üniversitesi – Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (1. Faz) (2005-2006) 13,6 milyon TL
  • Fatih Üniversitesi – BiyoNanoTeknoloji Araştırma Laboratuvarı (2008-2010) 7,1 milyon TL

3) Avrupa Birliği 6. çerçeve programında “Nanoteknoloji ve Nanobilimler, Bilgi Tabanlı Çok Fonksiyonlu Malzemeler, Yeni Üretim Süreçleri ve Araçları” başlığı Türkiye’den en fazla rağbet gösterilen dördüncü alan.

2011-2016 Bilim ve Teknoloji İnsan Kaynağı Strateji Belgesi (PDF)

Nanoteknoloji ile ilgili bir şey yok.

Öne çıkan istatistikler şöyle:

2002-2009 arasındaki 9 yıllık dönemde, bu alandaki artışlar sırasıyla (Tam Zaman Eşdeğer Ar-Ge personeli ve Tam Zaman eşdeğer araştırmacı sayısı), %60 ve %40 olmuştur. Bu artış hızlarıyla 2003-2008 döneminde OECD ülkeleri içinde Türkiye Ar-Ge personelini en hızlı artıran 5. ülke ve araştırmacı sayısını en hızlı artıran 4. ülke konumuna ulaşmıştır.

Hâlâ nüfus başı araştırmacı sayımız birçok ülkeden az.

Bu strateji belgesinde dikkatimi çeken bir şey de yakın zamanda artık akademik yükselmelerde sadece makale sayısına değil, patentlere, araştırma projelerinde proje yürütücüsü veya araştırmacı olarak görev almaya da bakılacak. Şu an makale kalitesinden ziyade makale sayısına bakıldığı için sahte makale üretme yöntemleri türedi. (A. Murat Eren’in bu konudaki yazısı okunmalı)  Bundan sonra da sahte patentlerin ve projelerin sayısı patlayabilir.

2011-2016 Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik Stratejisi (PDF)

Nanoteknoloji ile ilgili bir şey yok! 2023 için belirlenen sekiz öncelikli alanla ilgili bir strateji yok. Hatta yeni strateji belirleme emri de yok. Onun yerine Başbakan’ın himayeleri altına aldığı enerji, su ve gıda alanlarında ulusal Ar-Ge ve yenilik stratejilerinin hazırlanması emri var. Bu üç raporun 2011 yılı içerisinde hazırlanması bekleniyor.

TÜBİTAK, üniversitelerden ve özel sektörden oluşan üç yeni strateji çalışma grubu oluşturulmuş. Kurullara üyeler nasıl seçildi bilemiyoruz. Enerji çalışma grubunda özel sektörden bir tek TÜPRAŞ, gıda çalışma grubunda Ülker gıda ve Kula Gıda Kombinaları A.Ş. var, su çalışma grubunda ise özel sektörden kimse yok.

Şimdi bu ne demek?

TÜBİTAK 8 yıl önce 2023′e kadar söz sahibi olmamız gereken sekiz alan belirliyor. Sekiz yılda bu alanlarla ilgili nitelikli çok az adım atılıyor – yukarıda 2005-2010 yıllarında yapılanları özetledim. Yarı yolda stratejimizi tamamen değiştiriyoruz. 2023 strateji belgesinden alıntılıyorum:

Sonuçta bu teknolojiye [nanoteknolojiye] sahip ülkelerin refah seviyesi, ekonomisi ve ulusal güvenliği çok daha güçlü konuma gelecektir. Zamanında sanayi ve mikroelektronik, enformatik devrimlerini yakalayamamış olan ülkemiz için, nanoteknoloji bir son fırsattır. (sayfa 19)

Bu teknoloji alanlarındaki [8 kritik teknoloji] nihai hedefimiz, ülkemizi 2023’e taşıyacak öncelikli teknolojik faaliyetleri gerçekleştirebilecek yetkinlik düzeyine gelmektir. (sayfa 33)

Tabi ki Türkiye’nin bilimi sadece bu sekiz teknoloji ile gelişmek zorunda değil. Fakat bu sekiz teknolojiden vazgeçme sebepleri açıklanmadı. Anında karar verilmiş gibi. Aynı senaryonun  bu yeni üç alanın (enerji, su, gıda) başına gelmeyeceğine dair elimizde bir garanti de yok. Üç tane strateji yayınlanacak, bunların ne kadar önemli olduğu yazılacak, bu stratejilerde bazı hedefler olacak, hedeflere ulaşıldı mı kontrol edilmeyecek, birkaç yıl sonra yeni alanlar belirlenecek, yeni kurullar kurulacak, yeni stratejiler belirlenecek vs.

Nanoteknoloji artık kritik bir teknoloji olarak görülmüyorsa, binbir zorlukla kurulan sekiz nanoteknoloji merkezine bundan nasıl bir destek sağlanacak merak ediyorum. Gelişmeleri öğrenen diğer alanlardaki bilim adamlarının şevki kırılmayacak mı?

Bunun böyle olacağının sinyalleri geliyordu zaten: Sanayi Bakanlığı Stratejisi, Orta Vadeli Plan.

Sizler ne düşünüyorsunuz? Türkiye’nin bu adımları doğru mu?

Orta Vadeli Program Açıklandı, Nanoteknolojide Yeni Bir Şey Yok

10 Ekim’de Resmi Gazete’de 2011-2013 arası uygulanacak “Orta Vadeli Programı Hazırlıkları” açıklandı. Nanoteknoloji ile ilgili sadece bir cümle var (“Alt Sektör Öncelikleri” başlığında):

[...] geleceğe yönelik olarak nanoteknoloji, biyoteknoloji, yeni nesil nükleer teknolojiler ile hidrojen ve yakıt pili teknolojileri, sanayi politikasının öncelik vereceği sektörlerdeki araştırmalar, yerli kaynakların katma değere dönüştürülmesini amaçlayan Ar-Ge faaliyetleri, aşı ve anti-serum başta olmak üzere yaşam kalitesinin yükseltilmesine yönelik sağlık araştırmaları, bilgi ve iletişim teknolojileri ile savunma ve uzay teknolojileri öncelikli alanlar olarak belirlenmiştir. [...]

Bu kadar. Türkiye’nin nanoteknoloji politikası, sadece nanoteknolojiyi öncelikli bir alan olarak nitelendirmekten ibaret.

2004′te yazılmış bir nanoteknoloji stratejimiz var (PDF). Geçen 6 yıllık sürede bu rapor ne güncellendi, ne işleyişi kontrol edildi. Bakalım 6 yıl önce hedefler neymiş, neleri gerçekleştirmişiz.

  • Özel olarak nanobilim ve nanoteknoloji araştırmalarına yönelik kapsamlı bir araştırma planımız bulunmamaktadır. Bu planın hazırlanması ve bunun gerektirdiği araştırma altyapısına verilecek destekte geç kalınması halinde, Türkiye bu son fırsatı da kaçıracaktır. (6 yıl geçti hâlâ bu plan yok. Plan olmadan bir hedefe ulaşılabilir mi?)
  • Yetişmiş eleman açığının öncelikle giderilmelidir. (Birkaç üniversite yüksek lisans, doktora programları başlattı. Fakat bu fakülteler planlı açılmıyor. Tamamen üniversitelerin inisiyatifine bırakılmış. 10 yıl sonra kaç tane nanoteknoloji uzmanı lazım, o sayıya ulaşmak için önümüzdeki yıllarda nerelerde kaç tane program açalım hesaplaması yok.)
  • Üniversitelerin, küçük, orta ve büyük ölçekli sanayinin araştırma alt yapısının oluşturulması, yasal
    düzenlemelerle geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerekir. (Ar-Ge kanunu, teknokentler gibi girişimler yapıldı. Nanoteknolojide çok fazla şirket kurulmadı geçen altı yıl içerisinde.)
  • Araştırma merkezleri artırılmalı ve yaygınlaştırılmalı, sanayi tarafından yapılan veya yönlendirilen araştırmalar teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. (Her geçen gün yeni bir araştırma merkezi açılıyor. En son üç tanesi: 1, 2, 3. Fakat verim çok düşük. Ortak bir plan olmadığı için, her araştırma merkezi kendine göre bir şeyler yapmaya çalışıyor. Makale sayısının artması öncelikli hedef.)
  • Teknoparkların yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi, nanoteknolojilerin geliştirilmesi için özellikle önemlidir. (Teknokent sayısı arttı, kurulan nanoteknoloji şirketi sayısı çok çok az.)

Nanofotonik, nanoelektronik, nanomanyetizma ile ilgili hedefler

Temel Araştırma Hedefleri

HEDEF 1: Yarıiletkenlerden (grup IV ve II-VI yerıiletkenleri) oluşan nanoyapıların üretim süreçlerinin anlaşılması. Bu süreçler hakkında fizik, kimya, biyoloji, elektronik ve diğer ilgili alanları kapsayan çok disiplinli araştırma programlarının geliştirilmesi. Üretilen nanoyapıların ölçülmesi ve analiz edilebilmesi için yöntemlerin araştırılması ve geliştirlmesi (2007).

HEDEF 2: Nanoyapılar içeren elektronik, fotonik ve spintronik aygıtların fiziğinin anlaşılması ve araştırılması. Yeni açılımların tespit edilmesi ve öngörülmesi (2010).

(Bu üretim süreçleri anlaşıldı mı? Nasıl anlayacağız bu süreçlerin anlaşıldığını? Türkiye’de kimler bu konular üzerinde çalışıyor? 2010 yılı bitiyor, yeni açılımlar tespit edildi mi? Hiçbir fikrimiz yok.)

Uygulamalı ve Sınai Araştırma Hedefleri

HEDEF 1: Nanoyapılar içeren Light Emitting Diode (LED), lazer ve dedektör prototipinin üretilmesi ve üretim metodolojisinin geliştirilmesi (2008). (Yapıldı mı? Kimler bu konuda çalışıyordu?)

Sınai Geliştirme

HEDEF 1: Nanoyapılar içeren ilk özgün LED, lazer ve nanodedektör üretiminin gerçekleştirilmesi (2010). (Türkiye’de özgün nanoyapılı LED üreten bir şirket var mı?)

Bu sadece bir alt dalla ilgili hedefler. Diğer alanlarda da benzer hedefler var, hepsini burada yazmaya gerek yok. Ortak nokta: hedefler konmuş ama o hedeflere nasıl ulaşılacağı belirtilmemiş.

Geri kalanlar en çok dikkatimi çekenler de şunlar:

  • Ulusal Nanokarakterizasyon Merkezinin kurulması (2007)
  • Ulusal Nanolitografi Merkezinin kurulması (2007)
  • Taramalı Uç Mikroskoplarının Geliştirilmesi, atomik manipülasyonun oda sıcaklığında daha
    kontrollü yapılabilmesi (2010)
  • Paralel elektron demet litografi kullanarak 10 nm boyutlarında nanoyapılar içeren tümleşik
    entegre develerin üretimi (2010)

Özet

Türkiye elindeki fırsatları değerlendiremediği için, nanoteknoloji devrimini kaçırmıştır. Eğer bu konuda bir şeyler yapmak istiyorsa, önce bu konudaki planını hazırlamalı ve düzenli olarak bu planı denetlemelidir. Artık çok çok daha hummalı bir çalışma yapmalıdır. Geçen altı yıla, gündeme bakınca, bunun gerçekleşmesinin çok zor olduğunu düşünüyorum.

Bundan sonra eğer birisi “Türkiye daha bu devrimi kaçırmadı.” der ise, lütfen ona bu yazıyı gösterin.

NANOTR 6 Bu Sene İzmir’de, Peki Neler Değişmeli?

[Not: Bu yazı ilk olarak ücretsiz bilim e-dergisi Netbilim'in Mart 2010 sayısında yayınlanmıştır. Gökhan Atmaca'nın izni ile yazdığım yazıyı blogumda tekrar yayınlıyorum.]

Türkiye’nin ilk nanoteknoloji konferanslarından biri olan NanoTR’nin altıncısı bu sene İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde yapılacak.(http://nanotr6.iyte.edu.tr/) Bu yazımda geride kalan beş konferansın kısa bir değerlendirmesini yapacağım.

Etkinlik düzenlemek zor bir iş: yerin ayarlanması, bildirilerin incelenmesi, konuşmacıların seçilmesi vs. Bir etkinliği beş yıl üst üste düzenlemek ayrıca zor bir iş. O yüzden NanoTR konferanslarının hazırlanmasında görev almış herkese buradan teşekkür ediyorum, eminim çok çalışmışsınızdır. Fakat bence NanoTR konferanslarını çok daha etkili hale getirmeliyiz.

Öncelikle sitelerden başlayalım. Etkinliklerin sitesi her sene yapılan üniversitenin alan adını içeriyor. Mesela 4. NanoTR İTÜ’de idi, sitesi (http://www.nanotr4.itu.edu.tr/). Konferansın öncelikle ana bir sitesi olması lazım ki, konferansla ilgili tüm bilgilere ulaşmak kolay olsun. Bir örnek vermek gerekirse her yıl Avrupa’nın bir şehrinde olan Nanotech Europe konferansının bir ana bir sitesi var (http://www.nanotech.net/), sitenin içinde geçmiş yıllara ait bilgilere, hatta çoğu sunuma, ulaşmak mümkün. Tek bir site olunca, bu konferansla ilgili tüm haberleri de takip etmek mümkün oluyor. NanoTR konferanslarında böyle bir imkan yok. Siteden siteye dolaşmamız gerekiyor.

Ana bir site yapıldıktan sonra sitenin içeriği zenginleştirilmeli. NanoTR konferanslarının sitesinin içeriği hep aynı: konferans ücreti, konferans yeri, bildiri gönderme ekranı vs. Hepsi de konferans başlamadan önce işe yarayacak şeyler. Konferanstan sonra sitede herhangi bir değişiklik yapılmıyor. İnceleyebildiğim kadarı ile  sadece NanoTR 3′ün sitesine fotoğraflar eklenmiş (http://www.fen.bilkent.edu.tr/~nano-tr/index.html), NanoTR 4′ün ve 5’in giriş sayfasını gören birisi konferans daha yapılmamış zannedebilir, zira cümlelerde hep gelecek zaman kullanılmış.

Peki nasıl olmalı bir konferans sitesi?

Rusya 2 yıldır Rusnanoforum adlı bir etkinlik düzenliyor. Etknliğin ana amacı Rusya’daki nanoteknoloji çalışmalarını yurtdışına duyurmak. Etkinlik nanoteknoloji ile ilgili tüm yabancı sitelerde duyuruluyor, yabancı katılımcı listesi NanoTR’ye gore bir hayli fazla. Etkinlik yapılırken nanoteknoloji Rusya’nın gündemine oturuyor, birçok kişi Rusya’nın nanoteknolojideki yeri üzerine kafa yoruyor, yazı yazıyor. Konferanstaki paneller sadece fen bilimleri ve mühendislik üzerine değil.

NanoTR konferansı ne yazık ki Türkiye’de nanoteknolojiyi gündeme getirmiyor, bildiri temaları hep fizik, kimya, elektronik ekseninde; Türkiye’nin nanoteknoloji politikası, uluslararası işbirlikleri, nanoteknolojinin denetimi gibi, en az diğer konular kadar önemli konular, maalesef hiç konuşulmuyor.

En önemlisi, konferans canlı yayınlanıyor, hem de iki dilde – Rusça ve İngilizce! Konferanstan sonra videolar konferansın sitesinden izlenebiliyor. (http://rusnanotech09.rusnanoforum.ru/Post.aspx/Show/19706) Dikkatinizi çekerim, geçen sene bu konferansın ikincisi yapıldı. NanoTR’nin 6 yılda geldiği yeri görünce, çok da başarılı olduğumuz söylenemez.

NanoTR konferansında ne olup bittiğini katılımcılar dışında kimse bilmiyor, ne videolar yayınlanıyor, ne sunumlar siteye konuluyor, ne konferans kitapçığı sonradan elde edilebiliyor. “5 yıl önce NanoTR konferansları ile neler hedefleniyordu, neler başarıldı, neler başarılamadı, gelecek planları neler?” gibi soruların cevaplarını üzerine kafa yormak için, konferansla ilgili bilgilerin paylaşılması zaruri.

Fikirleri paylaşmadıkça, yeni fikirlerin oluşması zor. NanoTR bir an önce kendini tamamen yenilemeli.

2008-2012 NanoTürkiye. Blogdaki yazılar alıntı yapılarak kullanılabilir. skD Teması kullanılmıştır. Farklı ziyaretçi sayısı 46000'i geçti.

Real Time Web Analytics