UNAM'a yüksek lisans ve doktora başvuruları devam ediyor. Bilgi için.

NSTC’nin Sürdürülebilir Nanoüretim Stratejisi

Temmuz 2010′da ABD’de başkanlığa bağlı National Science and Technology Council (Ulusal Bilim ve Teknoloji Kurulu – NSTC) “Sürdürülebilir Nanoüretim” alanındaki stratejisinin son halini yayınladı. Rapor 6 sayfa (PDF), hızlıca okunabilir. Fakat İngilizce bilmeyenler için bu kısa belgenin Türkçe özetini burada paylaşmanın faydalı olacağını düşünüyorum.

ABD 10 yıldır aktif bir şekilde nanoteknolojiye yatırım yapıyor ve bu konuda şu an için dünyada lider. Mart ayında President’s Council of Advisors on Science and Technology (Başkan’ın Bilim ve Teknoloji Danışmanları Kurulu – PCAST ) ABD’nin stratejisini değerlendirmiş ve tavsiyelerde bulunmuştu.

Tavsiyelerden birincisi şu idi:

Ticarileştirme: 10 yıl boyunca teorik araştırma yapılacak altyapı hazırlandı, araştırmacı yetiştirildi. Şimdi ürüne dönüştürme zamanı.

Raporda verilen bir nasihat de şu idi:

Nanoüretime desteği %100 artırmak lazım. Ürün çıkarma aşamasında nanoüretim yöntemlerine vâkıf olmamız, faydalı olacaktır.

İşte bu iki fikrin ışığı altında “Sürdürülebilir Nanoüretim” stratejisi hazırlandı. 2011 yılında bu  alana 23 milyon$ harcanacak. Raporda iki tane basit ana hedef var:

1) Ölçeklenebilir ve sürdürülebilir nanomalzemeler, bileşenler, aygıtlar ve süreçlerin tasarımı

2) Nanoüretim ölçüm teknolojileri

1. ana hedefe ulaşmak için koyulan ara hedefler:

  • 2 yıl içinde sanayi/akademi/devlet konsorsiyumun oluşturulması
  • 4 yıl içinde ölçeklenebilir, sürdürülebilir, verimli ve güvenli malzeme sistemlerinin ve süreçlerinin gösterilmesi
  • 8 yıl içinde sanayi ortakları ile üretim için uygun bu tip malzeme ve süreçlerin belirlenmesi. Daha sonra ABD’deki üreticilere bu teknolojinin transferi ve/veya ABD’deki üreticiler tarafından bu teknolojinin kabul edilmesi. (Buraya dikkat, üretimin ABD’de yapılması isteniyor)

2. ana hedefe ulaşmak için koyulan ara hedefler:

  • 2 yıl içinde sanayi/akademi/devlet/konsorsiyumun oluşturulması
  • 4 yıl içinde hızlı, dayanıklı, standartlaştırılmış/takip edilebilir ve eşzamanlı çalışan ölçme sistemlerinin gösterilmesi (Nanoboyutta ürettiğimiz malzemeleri ölçemezsek, seri üretim de yapamayız.)
  • 8 yıl içinde sanayi ortakları ile bu ölçüm teknolojilerinin geliştirilmesi ve denenmesi

Gördüğümüz gibi nanoteknolojinin hayatımıza girmesi için yaklaşık 8 yıl kaldı. Mart ayında şöyle yazmışım:

Bu ana kadar gelişmeler hep teorik alanda olunca, Türkiye’nin ne kadar geri olduğu pek göze çarpmıyordu. Fakat böyle devam edersek, bundan beş yıl sonra treni ne kadar kaçırdığımızı herkes anlayacak.

Hatırlatayım, bizim nanoteknoloji stratejimiz sadece bir kere yazıldı, 2004 yılında. Arada geçen altı yılda strateji yenilendi, ne değerlendirildi. Ve gelecek yıl için de yeni bir şey yapmayı planlamıyoruz. Tren kaaaçt….

Sakarya Üniversitesi’nde Nanoteknoloji Günleri Düzenlendi

14 Ekim’de Sakarya Üniversitesi’nde (SAÜ) Nanoteknoloji Günleri’nin düzenleneceğini duyurmuştum. Fizik Topluluğu başkanı Burak Ustaoğlu etkinliğin özetini bizlerle paylaştı. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

SAÜ Fizik Topluluğunun(SAÜFİT) düzenlemiş olduğu NANO TEKNOLOJİ GÜNLERİ üniversitemizde eşi görülmemiş bir bilimsel organizasyon olarak kayıtlara geçti. Üniversitemiz Kültür ve Kongre Merkezi Salon 1′de yapılan organizasyona öğrenciler yoğun bir katılım gösterdiler. Yaklaşık 1000 öğrencinin katıldığı organizasyonda Türk bilim dünyasının önemli isimleri üniversite öğrencilerimizi nanoteknoloji hakkında bilgilendirdiler. Topluluk Akademisyen Yönticisi Yard. Doç. Dr. Ali Çoruh, Sakarya Üniversitesi Fizik Topluluğu olarak 2011 Eylül-Ekim ayları içinde Sakarya Üniversitesi’nde ULUSLARARASI BİLİM SEMPOZYUMU düzenleyeceklerini söyledi.

Organizasyonun ilk gününde bu yoğun ilgiyi gören ODTÜ Öğretim Üyesi ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tomak “Biz ODTÜ’de bilimsel bir organizasyon dediğimizde 100 kişi gördüğümüzde bunu ‘mükemmel’ diye yorumlarız. Ancak SAÜ bu konuda ODTÜ’yü geçmiş görünüyor herhalde bugün SAÜ’nün yarısı burada” diyerek salondan yoğun bir alkış aldı. “Nanoteknolojinin bilim dünyasında bir devrim” olduğunu söyleyen Prof.Dr.Mehmet Tomak “şu an görüyorum ki devrim Sakarya’ya da sıçarmış” beyanında bulundu. Daha sonra sahneyi devralan Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Gülseren de aynı duygu ve düşüncede olduğunu ve SAÜ’nün bu denli araştırmacı öğrencilere sahip olduğundan dolayı şanslı ve gelecekte üst düzey olacak bir üniversite olarak yorumladı. Doç.Dr. Oğuz Gülseren “Grafen’in teknoloji için büyük bir buluş olduğunu belirtirken bu maddenin bilgisayarlardan cep telefonlarına kadar günlük hayata hız katacağını vurguladı.”

Organizasyonun son gününde sunumunu gerçekleştiren Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi(SU-NUM) Direktörü Dr. Volkan Özgüz “SU-NUM’un Nisan 2011′de hayata geçeceğini sadece Sabancı Üniversitesi’ne ait bir merkez olmayıp tüm üniversiteler ve sanayi tarafından da kullanılacak bir merkez olduğunu” açıkladı. (Kendi eklemem: SU-NUM ile ilgili yazım) Ayrıca “SU-NUM’un kurulması için Devlet Planma Teşkilatı’nda 27 milyon TL, Sabancı Vakfı’ndan da 23 milyon TL kaynak aktarıldığını” beyan etti.

Burak USTAOĞLU
SAÜFİT Başkanı

Heinrich Rohrer Bilkent’te İdi

4-5 Ekim arasında Bilkent’te 100. AEA toplantısı “Nanoteknoloji, İnformatik ve Yeni Ekonomik Paradigmalar” başlığı ile yapıldı. Etkinliğin yapılacağını internetten ilk öğrendiğimde katılım paralı gözüküyordu,  etkinliği blogumda paylaşmak istemedim. Etkinliğe herkesin katılabileceğini toplantı günü öğrendim. Sponsorlar katılım ücretini karşılamış herhalde.

Toplantının göze en fazla çarpan konuşmacısı Heinrich Rohrer idi. Rohrer, 1986 yılında Gerd Binnig ile beraber Taramalı Tünellemeli Mikroskobu icat ettiği için Fizik dalında Nobel Ödülü’nün sahibi. Rohrer daha önce Türkiye’yi 19 yıl önce ziyaret etmişti.

Bundan sonra konuşmalar sırasında aldığım notları paylaşacağım.

Heinrich Rohrer

Konuşmasının başlığı “Nanoteknoloji: Sürdürülebilirliğin Anahtarı” idi.

Dünya’da dört tane devrim oldu:

1) Coğrafi devrim: Dünyayı araştırdık.

2) Sanayi devrimi: Fiziksel gerçekliği araştırdık.

3) Mikro devrim: Basit zihinsel süreçleri (hesaplama gibi) yerine getirdik.

4) Nano devrimi: Karmaşık zihinsel süreçleri yapacağız.

Küçük kuvvetlidir, küçük büyüğe hükmeder. Küçük şeyler daha az enerji tüketir. Bugün hesaplamaları bilgisayarlara yaptırdığımız için 1012 kat daha az enerji harcıyoruz. Doğadaki bütün olaylar nanoseviyesinde olduğu için nanoteknolojinin önemi artıyor. Doğayı çok daha iyi anlayacağız.

Nanoteknloji sadece mikrodan nanoya geçiş değil. Devrim olabilmesi için tamamen yeni bakış açıları geliştirtmesi lazım.

Malzeme biliminin temel problemi istenilen malzemeyi, istenen yerde, istenen özelliklerde üretebilmek.

En iyi anahtarlar (elektronikte) iki farklı halde kararlı yapıya sahip moleküllerdir. Bu molekülleri bulmamız lazım.

Murat Günel

Murat Günel Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Nörosirürji Bölümü’nde profesör. Nörogenomik üzerine çalışıyor.

Bir gen ne kadar az insanda var ise hastalık oluşturma riski o kadar fazla.

İnsan genomunun çok az bir kısmının ne işe yaradığını biliyoruz.

Birçok insandan alınan genomlar sekanslandıktan sonra, ortaya çıkan veri bilgisayar sayesinde inceleniyor ve hastalığa sebep olan gen bulunmaya çalışılıyor. Sadece o gene müdahale edildiği zaman hastalık geçiyor.

Genom sekanslanması hızlandıkça daha etkili tedavi yöntemleri geliştireceğiz. Herkesin bir ilaca verdiği tepki farklı. Bir grup hastada hiç etki etmeyen ilaç, bir diğer grupta yan etki gösterebiliyor. Genetiğimize uygun ilaç almak çok daha iyi.

Erol Gelenbe

Erol Gelenbe Imperial College’da Elektrik Elektronik Mühendisliği profesörü.

Mesele bir şeyler bulmak değil, onları ürüne dönüştürüp ekonomik fayda sağlamak.

Nanoteknoloji sadece şimdi varolan yapıların daha küçüğünü yapmak değil, nanoboyutun farklarından yararlanarak paradigmalar üretmek.

Bir Araştırma Merkezi de Zirve Üniversitesi’nde

22 Ağustos 2010 günü Resmi Gazete’de bir tane daha nanoteknoloji merkezinin yönetmeliği yayınlandı: Gaziantep’te bulunan Zirve Üniversitesi’ne bağlı “Nanoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi” (ZUNAM)

Merkez amacını şöyle belirlemiş:

Merkezin amacı; hızla gelişmekte ve önemi her geçen gün daha da artmakta olan nanobilim ve nanoteknoloji alanlarında her türlü bilimsel deneyim, donanım, altyapı ve personel ihtiyacını karşılamada bölgeye ve Türkiye’ye katkı sağlamaktır.

Henüz üniversitenin sitesine araştırma merkezine bağlantı verilmemiş, merkezle kimin ilgilendiğini bilmediğim için mesaj da atamıyorum. Belli aralıklarla siteyi kontrol edip, yetkili bir ismi görünce, daha fazla bilgi almaya çalışacağım.

Kaynak: 1

Fatih Üniversitesi’nde Biyonano Araştırma Merkezi Kuruluyor

21 Temmuz’da Resmi Gazete’de Fatih Üniversitesi Biyonano Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin yönetmeliği yayınlandı. Fatih Üniversitesi’nin sitesinde araştırma merkezinin sitesinde ulaşamadım, basında da haber çıkmamış gibi. Elimizde şu an fazla bilgi yok.

Yönetmeliğe göre merkezin amacı şöyle:

Merkezin amacı, çağımızın popüler araştırma-geliştirme ve uygulama alanı olan nanoteknoloji ve biyoteknolojinin çok disiplinli çalışma altyapısını kurmak; disiplinlerarası çalışmaları teşvik etmek; her alanda yüksek teknolojiyi kullanabilen, uygulayabilen ve geliştirebilen bilim insanlarını yetiştirmek; dolayısıyla fen, mühendislik ve tıbbi alanlarda akademisyenlerin ve teknik personelin güncel teknolojilerle donanmış olarak yetiştirilmesi, karşılaşılan sektörel problemler için yüksek teknolojilerin desteğinde en uygun akademik çözümlerin araştırılması, geliştirilmesi ve uygulanmasına kadar her alanda kapsamlı hizmet sunmaktır.

Yukarıdaki paragrafta “Popüler araştırma-geliştirme ve uygulama alanı” kısmına biraz ısınamadım. Popüler yerine daha uygun bir sıfat kullanılabilirdi: gelecekte önem kazanan ya da gitgide önem kazanan gibi.

Merkeze şu an teknik uzman alınacakmış. Başvurular 13 Ağustos 2010 17:00′a kadar devam ediyor. İlanın detayları.

İlerleyen günlerde kadro ve projeler hakkında bilgi edinebilirsem, blogda paylaşacağım.

25 Ağustos 2010 ekleme: Merkezin internet sitesini Bayram Ünal‘ın e-postama verdiği cevap sayesinde öğrendim – http://binatam.fatih.edu.tr/ Siteden merkez ile ilgili detaylı bilgiye ulaşmak mümkün. Fakat bazı önemli sayfaların (Yapılan projeler, haberler vs.) kırık olması üzücü. Umarım kısa zamanda tamamen işleyen bir site olur. Sitenin hem Türkçesinin, hem de İngilizcesinin olması güzel düşünülmüş. Bakalım ilerleyen yıllarda merkezin Türkiye’ye katkısı ne olacak.

2008-2012 NanoTürkiye. Blogdaki yazılar alıntı yapılarak kullanılabilir. skD Teması kullanılmıştır. Farklı ziyaretçi sayısı 46000'i geçti.

Real Time Web Analytics