Türkiye'deki nanoteknoloji araştırmacılarının listesi için tıklayınız.

23 Nisan’da Bu Blog Benim

Bugün 23 Nisan 2011 Bundan tam 2 yıl önce “23 Nisan’da Bu Blog Benim” kampanyası adı altında yazı yazmıştım. Bu sene de sizinle duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz.

Doğal olarak 2 yıl önce yazdığım yazıdaki durumların bir kısmı değişti. Türkiye’nin nanoteknolojiye verdiği önem gün geçtikçe artıyor. Özellikle Bilkent Üniversitesi’nde düzenlenen Nanoteknoloji günleri geçen yıllara oranla büyük ilgi görüyor Gerçekten çok sevindirici bir durum. Ama bu konuşulanları yatırıma dönüştürsek Türkiye’yi çok aydınlık günler bekliyor.

Aydınlık günler, geleceğin bilim adamlarına yani bugünün çocuklarına bağlı. Çocuklar ve gençler bilim alanında ne kadar ilgi ve merak duyarlarsa bu süreç daha hızlı işler. Geçmiş yıllara göre çocukların ve gençlerin yararlanabileceği sitelerde arttı ve imkan fazlalaştı. Ama maalesef buna rağmen yine çocuklar ve gençler araştırma yapmıyor ve kitap okumuyorlar. Bu durum eğitim sisteminin gözden geçirilmesiyle düzelebilir.

Özellikle lisede bu süreç daha yavaş işliyor. Sınavlar, yazılılar ve YGS ve LYS bahane oluyor ve gençler araştırma yapmayı bir “vakit kaybı” olarak görüyor. Oysa bunu bir dinlenme aracı olarak görseler kendilerinin de çok hoşuna gidecek. Hayatı üniversiteye gidip iş sahibi olmaktan ibaret görüyorlar. Hem üniversiteye gidip her yönden kendimizi geliştirsek mi daha iyi yoksa sadece sınavlara çalışarak birbirimizle rekabet içinde olmak mı? İş hayatı içinde aynı şey geçerli. Mesleğimizi yaparken diğer konularda da araştırma yapmak daha iyi olmaz mı? Araştırmanın, yeni şeyler öğrenmenin ve meraklı olmanın bize ne zararı olabilir ki?

Bunları yapmanın tek bir yolu var: İSTEMEK ve İHTİYAÇ OLARAK GÖRMEK
İşte tüm bunları bir gün oturup düşünelim. Umarım bana hak verirsiniz.

Son olarak bütün dünya çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum.

ÇOCUKLAR HER ŞEY SİZİN ELİNİZDE !!!!!  Sizleri çok seviyor ve sonuna kadar destekliyoruz. :)

ÇARE
OKUMAK                                           (Aslında ÇOCUK kelimesinde ne çok şey saklı .Görebilene…)
CESUR OLMAK
UFKUNU GENİŞ TUTMAK
KARARLI OLMAK

(SENEYE GÖRÜŞMEK ÜZERE )
BLOGUN KÜÇÜK YAZARI  :)

Nanoteknoloji Merkezlerinin İşbirlikleri

Burak Arıkan‘ın açtığı bir siteden haberdar oldum: Graph Commons. Site ağ oluşturmaya yarıyor. Burak Arıkan Türkiye’deki nanoteknoloji merkezlerinin işbirliklerinin gösterildiği ağı merak ettiğini söyledi. Fikir hoşuma gitti, iki günde ağı oluşturdum. İnteraktif haline ulaşmak için.

Resmi büyütmek için üstüne tıklayın

İzlediğim yöntem:

1) Bir nanoteknoloji merkezi tespit ettim. (Bir kurum olacak ve isminde nanoteknoloji kelimesi geçecek)

2) Araştırma merkezinin internet sitesinde ve bünyesindeki araştırmacıların kişisel sayfalarında destek aldıklarını söyledikleri kurumlar, işbirliği yaptıkları eğitim kurumlarını bu nanoteknoloji merkezine ekledim.

Eksikler:

1) Yeni işbirlikleri sitelere eklenmemiş olabilir. (Akademik dünyada hocaların kişisel siteler bazen yıllarca güncellenmiyor)

2) Sitede gözüken işbirlikleri artık devam etmiyor olabilir.

3) Benim gözümden kaçan detaylar.

Ağı nanoteknoloji üzerine çalışan tanıdıklarınıza duyurursanız çok güzel olur. Onlar da benim eksikliklerimi tamamlar. Uzun vadede bu ağ kullanılarak Türkiye’de nanoteknoloji konusunda ilginç yorum yapma fırsatımız olur.

Graph Commons hakkında kısaca düşüncelerim: Çok faydalı bir site. Kullanması kolay. Eklediğiniz her bir düğüm için (kavram, kişi vs.) ayrı bir profil sayfası olması muhteşem bir özellik. Bir kavramla ilgili tüm ağları takip etme şansınız var. Uzun vadede oluşturulan ağlar sayesinde şu an kullandığımız iletişim araçları ile göremediğimiz unsurları fark edebiliriz. Örnek ağlar: 1961-2007 Türkiye’de Siyasi Partiler Arası Milletvekili Geçişleri, Aynı Küratörlerle Sergi Açmış Sanatçılar. Graph Commons sitesinde sadece üye birisiyim.

NanoTR 7 Sabancı Üniversitesi’nde

7. NanoTR konferansı 27 Haziran 2011 – 1 Temmuz 2011 tarihleri arasında Sabancı Üniversitesi‘nde düzenlenecek. Bakalım bu sene NanoTR daha önceki yıllarda olan eksiklikler giderilecek mi? NanoTR’de neler değişmeli yazısı.

NanoTR 7 konferansının logosu

Konferansın anasayfa adresi: http://nanotr7.sabanciuniv.edu

Konferansın amacı geçen yıllarla aynı:

7. Nanobilim ve Nanoteknoloji Konferansı’nın amacı, ülkemizde ve dünyada nanobilim ve nanoteknoloji alanında araştırma yapan temel bilim, mühendislik, eczacılık ve tıp gibi farklı disiplinlerden bilim insanlarını, araştırmacıları, öğrencileri ve sanayi kuruluşlarını bir araya getirerek ilgili alanlardaki son gelişmelerin tartışılması ve bir sinerji oluşturarak yeni açılımlara doğru adım atılmasını sağlamaktır.

İki tane yeni tema eklenmiş. Bu konularla ilgili bildirileri merak ediyorum:

  • Nano Girişim – Araştırmadan uygulamaya geçiş öyküleri
  • Nanoteknolojinin Yönetişimi ve Ulusal Nanoteknoloji Politikaları

Davetli konuşmacı listesi zengin olmuş.

Özet gönderme için son gün 15 Nisan saat 00:00, erken kayıt dönemi ise 1 Mayıs 2011‘de bitiyor.

Programa maalesef katılamayacağım. Öğrenciler için erken kayıt fiyatı 125 TL, normal kayıt fiyatı ise 150 TL. Öğrencilerin de olduğu bir sinerji ortamı oluşturmak gibi bir hedefiniz varsa, öğrenci kayıt fiyatları çok daha düşük olmalı. Ben şahsen düzenleme kuruluna bu konu ile ilgili bir e-posta atacağım, siz de destek olursanız sevinirim.

Son güncelleme: 15 Nisan 2011

4. Nanoteknoloji Günü’nden Canlı Blog (İkinci Kısım)

Merhaba arkadaşlar. 4. Nanoteknoloji Günü öğleden sonraki oturumları başladı. Sabahki sunumlarla ilgili notlara şuradan ulaşabilirsiniz.

Etkinlik bitti. İlginiz için teşekkürler. Bir başka canlı blogda görüşmek üzere.

Geçen seneki canlı blog için tıklayınız.

Doç. Dr. Alper Kiraz – Koç

Not: Bu konuşma çok teknik olduğu ve biraz hızlı devam ettiği için buraya çok detaylı şeyler yazamadım. Kusura bakmayın.

Konuşma üç kısımdan oluşacak.

Kuantum mühendisliği

Kimya ve biyoloji mühendisliği

Optoelektronik mühendisliği

Kuantum mühendisliği:

Kuantum mühendisliği için ayrık enerji sistemlerine sahip bir sistem gerekli. Kuantum özelliklere sahip bir sistemle bilgi işleyebiliriz. Fakat şu ana kadar böyle bir sistem yapamadık, kuantum bilgisayarlar piyasada değil. Kuantum mühendisliğinin önündeki en büyük engel dış dünya etkilerinden kuantum sistemi koruma.

Sistemi nasıl koruyacağız? İlk yöntem, vakum kullanarak atomları tuzaklayabiliriz. Tuzaklama sistemini yapan kişi Nobel aldı.

Çok atomu, tek atomu ve iyonları tuzaklayabilirsiniz. İki problem var: atomu tuzaklasanız bile hareket etmeye devam ediyor: Brownian hareketi. Bir de tuzağa düşmüş atomu sonsuza kadar incelemeniz mümkün değil.

İkinci yöntem ise soğutma. Sistemi soğutarak ideale yakın kuantum-mekanik sistemler oluşturabilirsiniz.

Tek foton kaynağı üretme problemi. Elektronları teker teker göndermeniz mümkünken tek foton üretme kaynağı doğada yok.

Tek foton algılayıcılar üretildi. Şu ana kadar çok büyük bir uygulama bulunmadı ama bir şey yapmak mümkün: rastgele sayı üretme, kuantum kriptoloji (çok daha güvenli haberleşme, idealde kimsenin konuşmayı dinlemesi mümkün değil bu sistemlerde).

Kimya ve biyoloji mühendisliği:

Ajan molekülleri kullanmak. Ajan molekül olarak ne kullanabiliriz? Boya, kuantum nokta vs.

Tek moleküllü motorlarıni incelenmesi.

Not: Bu kısımdaki konuları daha önce bilmediğim için buraya çok detaylı şeyler yazamadım. Kusura bakmayın. Konuşmada çok fazla teknik terim var.

Optoelektronik mühendisliği

Not: Bu kısımdaki konuları daha önce bilmediğim için buraya çok detaylı şeyler yazamadım. Kusura bakmayın. Konuşmada çok fazla teknik terim var.

Prof. Dr. Emir Baki DENKBAŞ – Hacettepe

Emir hocayı Hacettepe’de ziyaret etmiştim, okumak isterseniz buyurun.

Konuşma başlığı: “Tıp ve sağlık bilimlerinde nanoteknoloji”

Nanoteknolojinin kısa tarihçesi, tanımından bahsetti şu ana kadar. Şu yazı faydalı olabilir: Nanoteknoloji Nedir?

Gecko, kelebek ve nilüfer yaprağında nanoyapılar. Doğada birçok nanoyapı var, biz de bunlardan çokça ilham almalıyız.

Nanoteknoloji önümüzdeki 5 yıla damgasını vuracak. Şu an sizler çok şanslı bir dönemdesiniz.

Tekstilde prestijli ülke idik. Şu an biraz geride kaldık. Akıllı tekstille tekrar eski prestijimizi yakalayabiliriz.

Şu an nanoteknoloji ürünleri yavaş yavaş etrafımızı sarıyor. Farkında olarak ya da olmayarak nanoürünler kullanıyoruz. Ürünlerin çoğu büyük şirketler tarafından üretiliyor.

Nanoteknoloji kullanan yöntemlerle hastalık teşhisi yapılabiliyor. Yavaş yavaş klinik uygulamalar başladı.

Farklı tıp alanlarında nanoteknoloji uygulamaları:

Kalp stentlerinde nano delikler açıp buraya tıkanmayı engelleyecek ilaçlar dolduruluyor. Daha sonra kontrollü olarak bu ilacı salıyorsunuz.

Tümörleri dondurarak öldürme ve tedavi etme. Bu yöntemle kemoterapide olduğu gibi sağlıklı hücreler de donduruluyordu. Artık önce nanoparçaçık gönderiliyor ve sadece zararlı hücreler öldürülüyor. Klinik denemeleri başladı, yöntemin literatürde adı nanocryosurgery.

Nanorobotik ile vücudu kesmeye gerek kalmadan vücudun içine çeşitli robotlarla girip müdahale etmek mümkün. Diş hekimliğinde de yapay diş konusunda nanoteknoloji uygulamaları var: nanodentistry diye arama yapılabilir.

Yapay organ ve ortopedide nanoiplikçikler kullanılıyor.

Nanoparçacıklar kullanarak daha detaylı parmak izi almak mümkün. Parmak altın nanoparçacıklara batırılıyor.

Nanoteknolojinin zararları araştırılmalı ve önlenmeli. Nanotoksikoloji alanı bununla ilgileniyor.

Hacettepe Üniversitesi Nanoteknoloji ve Nanotıp Anabilim dalı‘nda şu an 110 öğrenci var. Şu ana kadar 15 öğrenci yüksek lisansını bitirmiş, seneye de 4-5 tane doktorasını bitirecek.

Yrd. Doç. Dr. Sinan Filiz – Bilkent

Konuşma başlığı: “Biyolojiden Esinlenen Üretim”

Mikrosistemler üzerine çalışmalar yapıyor. Konular ise hassas üretim tezgahı (kendi tasarımı, hassas konum ölçme özelliği, hassas kesiciler), mikroenjeksiyon, mikro iğnelerle ilaç tedariki, minyatür protezler (kulak protezi mesela).

Konuşma kendi araştırması üzerinde olmayacak, daha çok şu an üzerinde düşündüğü konularla ilgili olacak. Teknik bir konuşma değil, felsefi bir konuşma yani.

Biyolojiden esinlenen tasarımdan daha önce bahsettik (gecko, nilüfer vs.)

Doğada bir de üretim var. Mesela çok küçük bir canlı olan sinekte birçok üretim süreci var. Bunların üzerinde düşünmemiz lazım. Aynı şekilde insanın gelişimi boyunca otomatik olarak birçok üretim yapılıyor.

Bakteri motorunun çalışma prensibini hâlâ tam olarak bilmiyoruz, çünkü çok küçük bir yapı (50 nm). Motor proteinlerden oluşuyor. Motorun oluşumu aslında nanoseviyede bir üretim.

Bizim nanoüretimde şu an kullandığımız üretim yöntemleri (litografya, katman katman üretim vs.) doğadaki nanoüretim yöntemlerine göre çok kaba kalıyor.

Tohum temelli üretim olabilir ileride. Tıpkı gerçek tohumlar gibi ürünün tohumuna dönüşmesi mümkün olacak, tabi ki tohumu hammaddelerin olduğu bir ortama koymak lazım.

Etkinlik bitti. İlginiz için teşekkürler. Bir başka canlı blogda görüşmek üzere.

 

 

4. Nanoteknoloji Günü’nden Canlı Blog

İyi günler arkadaşlar. Şu an Bilkent’te 4. Nanoteknoloji Günü‘ndeyim. Etkinliğe katılamayanlar için konuşmalardan notlarımı canlı olarak aktaracağım. Bu sayfayı düzenli olarak yenilemenizi tavsiye ediyorum. Sorularınız için nanoturkiye@gmail.com

Son durum: Öğleden sonraki oturumlar devam ediyor. Yeni bir yazı başlattım. Ulaşmak için tıklayınız.

Uyarı: Bu yazıdaki bilgileri bir çalışmada kullanmak için ilgili konuşmacı ile iletişime geçmenizi tavsiye ediyorum. Canlı blog olduğu için duyduklarımı buraya yanlış/eksik aktarabilirim.

Prof. Dr. Ekmel Özbay açılış konuşması yaptı. Son 5 dakikasına yetiştim. Aldığım notlar:

Nanoteknoloji yeni mi? Hayır yıllardır gelişen farklı bilim dallarının bir çatı altında  toplanması. İnternet de aşama aşama gelişmişti.
Kendinizi iyi yetiştirin, nanoteknoloji ile ilgilenen diğer arkadaşlarınızda bir konuda uzmanlaşmaya çalışın.
Türkiye parlayan bir yıldız haline geldi, parlatmaya birlikte devam edelim.

Prof. Dr. Raşit Turan – ODTÜ

Konuşma başlığı “Nanoteknoloji ve Güneş Enerjisi”
Son 10 yılda Türkiye olarak iyi atılım yaptık bilim alanında.
Özellikle Ankara’daki bilim merkezlerindeki teknik donanım Avrupa’daki birçok bilim merkezinin üstünde.
Türkiye olarak altyapı kurduk, şu anki sorun insan potansiyeli az
Yurtdışına gitmeyip, burada çalışma yapın (burslar, imkanlar çok iyi)

Enerji çok önemli, önümüzdeki dönemde en sıcak konulardan olmaya aday.
Türkiye’deki probleminin çok fazla meselesi var.

Enerji kullanımı Dünya çapında artıyor. Gelişmekte olan ülkeler yakın bir gelecekte şu anda gelişmiş olan ülkeler kadar enerji kullanacak. Enerjinin çoğu fosil yakıtlardan elde ediliyor bu da atmosferi olumsuz yönde etkiliyor.

Çözüm – yenilenebilir enerji, Güneş’ten Dünya’ya dünyanın enerji ihtiyacından çok daha fazlası ulaşıyor.

Güneş enerjisini kullanmak için alana ihtiyaç var. Şu anki teknoloji ile dünyanın çok az bir bölümünü güneş panelleri ile kaplasak enerji ihtiyacı karşılanıyor.

Yenilenebilir Enerji yasası çıktı, Almanya kadar teşvik etmese de Güneş enerjisini teşvik ediyor.

Fotovoltaik güneş pillerinin çalışma prensiplerini anlattı.

Güneş pilleri çalışma prensiplerine göre farklı nesillere ayrılmış. En fazla kullanılan ikinci nesil güneş pilleri. İkinci nesil güneş pilleri cam üzerinde yapılıyor, yarı saydam yapılabiliyor. Bu yüzden çok ilgi görüyor. Bu tip fotovoltaik güneş pilleri GÜNAM‘da üretilebiliyor.

Silisyumla elde edilebilecek enerji verimliliği teorik olarak hesaplanabiliyor.  Acaba nanoteknoloji ile daha verimli güneş pilleri üretebilir miyiz?

Enerji verimliliğinin artması ile fiyat artması çok fazla. %42 verimli olan güneş pili %12 verimli olanlardan 1000 kat daha pahalı. Şu anda %12′lik güneş pilleri yaygın. Uzun vadede hangi teknolojinin öleceğini tahmin etmek zor.

Silikon plaka üzerini gümüş nanoparçacıklar ile kaplayıp, farklı şartlardaki performanslarını analiz etmişler.

Nanotelleri nasıl kullanabiliriz fotovoltaik güneş pillerinde?

Silikon plakasına gümüş nanoparçacıkla kapladıktan sonra güneş ile gümüş nanoparçacıkların aşağıya doğru gitmesini sağlıyorsunuz. Böylece fırça gibi bir yapı oluşuyor. Yani silikon yüzeyi nanotellere dönüştürüyorsunuz.

Peki bu ne işe yarıyor? Işık bu nanotel ormanı diyebileceğimiz yapı içerisinde hapsoluyor. Işık güneş pilinde ne kadar çok zaman geçirirse verimlilik o kadar yüksek. GÜNAM’da bu yöntemle çalışan bir güneş pili ürerilmiş. Verimliliği %10. Daha optimize edilmemiş, şu an optimize etme üzerine çalışıyorlar.

Raşit Turan İtalyan arkadaşı Lorenzo Pavesi ile birlikte Silicon Nanocrystals başlıklı bir kitap yayınlamış.

ODTÜ 1980′lerden beri güneş enerjisi üzerine çalışıyor. Alan yetersiz geldiği için 2007′de yeni bir araştırma merkezi kurmak istemişler. DPT’ye başvurmuşlar destek için. İlk başta oradaki yetkililer “Böyle araştırma merkezi mi olur?” demişler. Sanki sadece nanoteknoloji merkezi olabilirmiş gibi. Bir sene uğraşmışlar ve sonunda ikna etmişler. Ocak 2009′dan beri destekler başladı.

Amaç: Güneş enerjisi alanında öncü bir kuruluş olması, bu teknolojinin yurtdışından ithal edilmemesini sağlama, insan yetiştirme.

Merkezi ziyaret edebilirsiniz, çalışma yapmak için lütfen başvurun. Birçok farklı alandan öğrenci var.

Ürüne dönüştürmek çok önemli. Devlet çok büyük paralar veriyor, omzumuzda yük büyük. İlk hedef 3 yıl içerisinde yerli kaynaklarla güneş paneli üretmekti. Şu anda mevcut teknolojinin transferi ile güneş pilleri üretildi. Tabi transferden ziyade yeni teknolojiler üretmeliyiz, ama öncelikle mevcfbiut teknolojiyi üretebiliyor olmak lazımdı. Bu hedefe ulaştık.

Prof. Dr. Engin Umut Akkaya – Bilkent/UNAM

Konuşmanın başlığı “Nanoteknoloji ve Kimya”

Bu yıl Uluslararası Kimya yılı imiş.

Kimya bize çok yararlı oldu. Antibiyotikler mesela. İkinci Dünya Savaşı döneminde bulundu antibiyotik. Açıkçası yeni bir buluş. Kimya hayat standardımızı yükseltti.

Peki nanoteknoloji ve kimya arasındaki ilişki ne? Bugün çok yaygın değilse de, uzun süreçte kimyanın nanoteknolojiye katkısı çok büyük olacak.

Nanoteknolojiden bilim kurgu denebilecek şeyler bekleniyor. Bunların bazıları gerçek olacak. Zaten bir bilimden beklenti bilim kurgu düzeyinde değilse o beklenti sığdır. Şu anda birçok uygulama 50 yıl öncesi için bilim kurgu idi.

Neler üzerine çalışıyoruz?

- Otonom Moleküler Kontrol Sistemleri

- Fotodinamik tedavi (kanser tedavi yöntemi, çok yaygın değil, yaygınlaşması için çalışıyoruz)

- Moleküler algılayıcı ve anahtarlar

- Moleküler Mantık İşlemcileri

- Kendiliğinden Bir Araya Gelen Sistemler

- Işık Hasatı Sistemleri

Bu kadar farklı gibi gözüken bilim alanını bir araya getirdik ve fotodinamik tedavi uygulamasında kullandık.

Fotodinamik tedavi ne ondan bahsetmek lazım önce. Türkiye’de yok.

Üç şey lazım: fotoduyarlaştırıcı, oksijen, ışık.

Fotodinamik tedavide kullanılan ajanlar zararlı olmak zorunda değil. Kemoterapide zararlı olması gerekiyor. Çünkü sadece zararlı hücreleri öldürmek çok zor. Sağlıklı hücreler de ölüyor kemoterapide.

Hastaya damardan boyayı verdik, karanlık bir odada 24-48 saat bekliyoruz. Bu süre sonunda bu madde vücuttan atılıyor çoğunlukla idrar ile. Ama tümörlerde kalıyor. Kırmızı dalga boyutlu bir ışık gönderiliyor tümörlere (lazer, LED olabilir), tümördeki bu ışığa duyarlı madde uyarılıyor, o da oksijeni uyarıyor. Bu uyarılmış oksijen etrafındaki hücreleri öldürüyor. Neden kırmızı dalga? Vücuttan kolayca geçebilmesi için bu dalga boyu kullanılıyor.

Fotodinamik tedavi için tümörlerin çok büyük olmaması gerekiyor (içinden ışık geçemiyor), ve tümörlerin deriye yakın ve iç organların dış yüzeyinde olması gerekiyor.

Bir molekülde birçok özelliği birleştirmek istiyoruz tedavi için. Mesela, molekül tümörle birleşmesi lazım sadece. Bunu nasıl yapabiliriz? Tümörlü hücre ile sağlıklı hücre aslında birbirinden farklı. Tümörlü hücrenin pH’ı daha düşük, sodyum konsantrasyonu da. Burada da VE mantık kapısı kullanmışlar. VE mantık kapısı ne zaman doğru sonuç verir, bileşenlerinin hepsi doğru ise. Burada da tümörde neler farklı ise o özelliklere (pH, sodyum konsantrasynu vs.) duyarlı moleküllerini VE mantık kapısı şeklinde birleştirirseniz çok güzel bir ilaç elde ediyorsunuz. Neden VE? Çünkü bu farklı özelliklerin hepsinin gözlemlenmesi durumunda (hem pH, hem sodyum konsantrasyonu vs.) ortamda tümör var diyorsunuz. İlaç neden güzel? Bu madde vücutta dolaşacak ve tümör bulduğu an, ilaç aktive olacak.

Bu tip moleküler mantık kapılarının sıkıntısı ne? Birden fazla mantık kapısını nasıl birleştireceksiniz?

Diğer bir sıkıntı, sağlıklı hücre ve tümör arasında aşırı bir farklılık yok. Tümörlü bölgede pH 6.2 iken, sağlıklı hücrenin pH’ı 7.2.

Fotodinamik tedavinin eksiği fazla derindeki tümörlere ulaşamamasıdır demiştik. Bunu nasıl çözebiliriz? Madde kendi ışığını yanında taşırsa o zaman istediğimiz derinlikte tümörde etkili olabiliriz. Bu prensipte mümkün mü? Mümkün kemolüminisans (kimyasal yolla ışık oluşturma) kullanabiliriz. Şu an ışık kaynağına gerek yok, ürettiğimiz malzeme tümörde ışığı oluşturuyor.

Nanoteknolojiden gerçekten beklediğimiz şeyler daha etkili güneş pilleri ya da daha etkili güneş kremleri değil. Nanoteknoloji ile olaylara çok daha farklı bir açıdan bakmamız lazım. Yeni yapılar ve yani malzemeler. Mesela moleküler mantık, moleküler makine vs.

04 Nisan 2011 güncelleme: Yazım hataları düzeltildi.

2008-2012 NanoTürkiye. Blogdaki yazılar alıntı yapılarak kullanılabilir. skD Teması kullanılmıştır. Farklı ziyaretçi sayısı 46000'i geçti.

Real Time Web Analytics