Türkiye'deki nanoteknoloji araştırmacılarının listesi için tıklayınız.

Üçüncü Rusnanoforum Haftaya Başlıyor

Rusya’nın nanoteknoloji kurumu Rosnano 1-3 Kasım 2010 tarihleri arasında Moskova’da üçüncü kez uluslararası bir forum düzenliyor.

Sergi alanı bu yıl %30 artarak 3908 m2 olmuş. 13 ülkeden 350 şirket katılıyor. Katılımcılar arasında ABD, Almanya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İran, İsrail, İsviçre ve Japonya var. Türkiye yine yok. Rusya’dan ise 35 şehir çalışmalarını tanıtma şansı elde edecek.

Forum’daki tüm konuşmaları her zamanki gibi canlı olarak hem İngilizce, hem Rusça izleyebileceğimizi düşünüyorum. 2008 ve 2009 video arşivlerine de ulaşmak mümkün.

Rusya nanoteknoloji alanında yaptıklarını dünyaya bu etkinlikle anlatıyor. Canlı yayın ve arşivin olması çok önemli.

Türkiye’nin buna benzer yaptığı etkinlik NanoTR konferansları. Fakat bu konferans Türkiye’nin nanoteknoloji ile ilgili yaptıklarını dünyaya hiç duyuramıyor. Bırakın başka ülkelerde haber olmasını, Türkiye’de gündeme hiç gelmiyor. NanoTR konferanslarında nelerin değişmesi gerektiğini şu yazımda paylaşmıştım.

Forumdan izleyebildiğim oturumlardan notları blogumda paylaşacağım.

Kaynak: 1

Orta Vadeli Program Açıklandı, Nanoteknolojide Yeni Bir Şey Yok

10 Ekim’de Resmi Gazete’de 2011-2013 arası uygulanacak “Orta Vadeli Programı Hazırlıkları” açıklandı. Nanoteknoloji ile ilgili sadece bir cümle var (“Alt Sektör Öncelikleri” başlığında):

[...] geleceğe yönelik olarak nanoteknoloji, biyoteknoloji, yeni nesil nükleer teknolojiler ile hidrojen ve yakıt pili teknolojileri, sanayi politikasının öncelik vereceği sektörlerdeki araştırmalar, yerli kaynakların katma değere dönüştürülmesini amaçlayan Ar-Ge faaliyetleri, aşı ve anti-serum başta olmak üzere yaşam kalitesinin yükseltilmesine yönelik sağlık araştırmaları, bilgi ve iletişim teknolojileri ile savunma ve uzay teknolojileri öncelikli alanlar olarak belirlenmiştir. [...]

Bu kadar. Türkiye’nin nanoteknoloji politikası, sadece nanoteknolojiyi öncelikli bir alan olarak nitelendirmekten ibaret.

2004′te yazılmış bir nanoteknoloji stratejimiz var (PDF). Geçen 6 yıllık sürede bu rapor ne güncellendi, ne işleyişi kontrol edildi. Bakalım 6 yıl önce hedefler neymiş, neleri gerçekleştirmişiz.

  • Özel olarak nanobilim ve nanoteknoloji araştırmalarına yönelik kapsamlı bir araştırma planımız bulunmamaktadır. Bu planın hazırlanması ve bunun gerektirdiği araştırma altyapısına verilecek destekte geç kalınması halinde, Türkiye bu son fırsatı da kaçıracaktır. (6 yıl geçti hâlâ bu plan yok. Plan olmadan bir hedefe ulaşılabilir mi?)
  • Yetişmiş eleman açığının öncelikle giderilmelidir. (Birkaç üniversite yüksek lisans, doktora programları başlattı. Fakat bu fakülteler planlı açılmıyor. Tamamen üniversitelerin inisiyatifine bırakılmış. 10 yıl sonra kaç tane nanoteknoloji uzmanı lazım, o sayıya ulaşmak için önümüzdeki yıllarda nerelerde kaç tane program açalım hesaplaması yok.)
  • Üniversitelerin, küçük, orta ve büyük ölçekli sanayinin araştırma alt yapısının oluşturulması, yasal
    düzenlemelerle geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerekir. (Ar-Ge kanunu, teknokentler gibi girişimler yapıldı. Nanoteknolojide çok fazla şirket kurulmadı geçen altı yıl içerisinde.)
  • Araştırma merkezleri artırılmalı ve yaygınlaştırılmalı, sanayi tarafından yapılan veya yönlendirilen araştırmalar teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. (Her geçen gün yeni bir araştırma merkezi açılıyor. En son üç tanesi: 1, 2, 3. Fakat verim çok düşük. Ortak bir plan olmadığı için, her araştırma merkezi kendine göre bir şeyler yapmaya çalışıyor. Makale sayısının artması öncelikli hedef.)
  • Teknoparkların yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi, nanoteknolojilerin geliştirilmesi için özellikle önemlidir. (Teknokent sayısı arttı, kurulan nanoteknoloji şirketi sayısı çok çok az.)

Nanofotonik, nanoelektronik, nanomanyetizma ile ilgili hedefler

Temel Araştırma Hedefleri

HEDEF 1: Yarıiletkenlerden (grup IV ve II-VI yerıiletkenleri) oluşan nanoyapıların üretim süreçlerinin anlaşılması. Bu süreçler hakkında fizik, kimya, biyoloji, elektronik ve diğer ilgili alanları kapsayan çok disiplinli araştırma programlarının geliştirilmesi. Üretilen nanoyapıların ölçülmesi ve analiz edilebilmesi için yöntemlerin araştırılması ve geliştirlmesi (2007).

HEDEF 2: Nanoyapılar içeren elektronik, fotonik ve spintronik aygıtların fiziğinin anlaşılması ve araştırılması. Yeni açılımların tespit edilmesi ve öngörülmesi (2010).

(Bu üretim süreçleri anlaşıldı mı? Nasıl anlayacağız bu süreçlerin anlaşıldığını? Türkiye’de kimler bu konular üzerinde çalışıyor? 2010 yılı bitiyor, yeni açılımlar tespit edildi mi? Hiçbir fikrimiz yok.)

Uygulamalı ve Sınai Araştırma Hedefleri

HEDEF 1: Nanoyapılar içeren Light Emitting Diode (LED), lazer ve dedektör prototipinin üretilmesi ve üretim metodolojisinin geliştirilmesi (2008). (Yapıldı mı? Kimler bu konuda çalışıyordu?)

Sınai Geliştirme

HEDEF 1: Nanoyapılar içeren ilk özgün LED, lazer ve nanodedektör üretiminin gerçekleştirilmesi (2010). (Türkiye’de özgün nanoyapılı LED üreten bir şirket var mı?)

Bu sadece bir alt dalla ilgili hedefler. Diğer alanlarda da benzer hedefler var, hepsini burada yazmaya gerek yok. Ortak nokta: hedefler konmuş ama o hedeflere nasıl ulaşılacağı belirtilmemiş.

Geri kalanlar en çok dikkatimi çekenler de şunlar:

  • Ulusal Nanokarakterizasyon Merkezinin kurulması (2007)
  • Ulusal Nanolitografi Merkezinin kurulması (2007)
  • Taramalı Uç Mikroskoplarının Geliştirilmesi, atomik manipülasyonun oda sıcaklığında daha
    kontrollü yapılabilmesi (2010)
  • Paralel elektron demet litografi kullanarak 10 nm boyutlarında nanoyapılar içeren tümleşik
    entegre develerin üretimi (2010)

Özet

Türkiye elindeki fırsatları değerlendiremediği için, nanoteknoloji devrimini kaçırmıştır. Eğer bu konuda bir şeyler yapmak istiyorsa, önce bu konudaki planını hazırlamalı ve düzenli olarak bu planı denetlemelidir. Artık çok çok daha hummalı bir çalışma yapmalıdır. Geçen altı yıla, gündeme bakınca, bunun gerçekleşmesinin çok zor olduğunu düşünüyorum.

Bundan sonra eğer birisi “Türkiye daha bu devrimi kaçırmadı.” der ise, lütfen ona bu yazıyı gösterin.

14 Ekim’de Sakarya Üniversitesi’nde (SAÜ) Nanoteknoloji Günleri’nin düzenleneceğini duyurmuştum. Fizik Topluluğu başkanı Burak Ustaoğlu etkinliğin özetini bizlerle paylaştı. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

SAÜ Fizik Topluluğunun(SAÜFİT) düzenlemiş olduğu NANO TEKNOLOJİ GÜNLERİ üniversitemizde eşi görülmemiş bir bilimsel organizasyon olarak kayıtlara geçti. Üniversitemiz Kültür ve Kongre Merkezi Salon 1′de yapılan organizasyona öğrenciler yoğun bir katılım gösterdiler. Yaklaşık 1000 öğrencinin katıldığı organizasyonda Türk bilim dünyasının önemli isimleri üniversite öğrencilerimizi nanoteknoloji hakkında bilgilendirdiler. Topluluk Akademisyen Yönticisi Yard. Doç. Dr. Ali Çoruh, Sakarya Üniversitesi Fizik Topluluğu olarak 2011 Eylül-Ekim ayları içinde Sakarya Üniversitesi’nde ULUSLARARASI BİLİM SEMPOZYUMU düzenleyeceklerini söyledi.

Organizasyonun ilk gününde bu yoğun ilgiyi gören ODTÜ Öğretim Üyesi ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tomak “Biz ODTÜ’de bilimsel bir organizasyon dediğimizde 100 kişi gördüğümüzde bunu ‘mükemmel’ diye yorumlarız. Ancak SAÜ bu konuda ODTÜ’yü geçmiş görünüyor herhalde bugün SAÜ’nün yarısı burada” diyerek salondan yoğun bir alkış aldı. “Nanoteknolojinin bilim dünyasında bir devrim” olduğunu söyleyen Prof.Dr.Mehmet Tomak “şu an görüyorum ki devrim Sakarya’ya da sıçarmış” beyanında bulundu. Daha sonra sahneyi devralan Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Gülseren de aynı duygu ve düşüncede olduğunu ve SAÜ’nün bu denli araştırmacı öğrencilere sahip olduğundan dolayı şanslı ve gelecekte üst düzey olacak bir üniversite olarak yorumladı. Doç.Dr. Oğuz Gülseren “Grafen’in teknoloji için büyük bir buluş olduğunu belirtirken bu maddenin bilgisayarlardan cep telefonlarına kadar günlük hayata hız katacağını vurguladı.”

Organizasyonun son gününde sunumunu gerçekleştiren Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi(SU-NUM) Direktörü Dr. Volkan Özgüz “SU-NUM’un Nisan 2011′de hayata geçeceğini sadece Sabancı Üniversitesi’ne ait bir merkez olmayıp tüm üniversiteler ve sanayi tarafından da kullanılacak bir merkez olduğunu” açıkladı. (Kendi eklemem: SU-NUM ile ilgili yazım) Ayrıca “SU-NUM’un kurulması için Devlet Planma Teşkilatı’nda 27 milyon TL, Sabancı Vakfı’ndan da 23 milyon TL kaynak aktarıldığını” beyan etti.

Burak USTAOĞLU
SAÜFİT Başkanı

Heinrich Rohrer Bilkent’te İdi

4-5 Ekim arasında Bilkent’te 100. AEA toplantısı “Nanoteknoloji, İnformatik ve Yeni Ekonomik Paradigmalar” başlığı ile yapıldı. Etkinliğin yapılacağını internetten ilk öğrendiğimde katılım paralı gözüküyordu,  etkinliği blogumda paylaşmak istemedim. Etkinliğe herkesin katılabileceğini toplantı günü öğrendim. Sponsorlar katılım ücretini karşılamış herhalde.

Toplantının göze en fazla çarpan konuşmacısı Heinrich Rohrer idi. Rohrer, 1986 yılında Gerd Binnig ile beraber Taramalı Tünellemeli Mikroskobu icat ettiği için Fizik dalında Nobel Ödülü’nün sahibi. Rohrer daha önce Türkiye’yi 19 yıl önce ziyaret etmişti.

Bundan sonra konuşmalar sırasında aldığım notları paylaşacağım.

Heinrich Rohrer

Konuşmasının başlığı “Nanoteknoloji: Sürdürülebilirliğin Anahtarı” idi.

Dünya’da dört tane devrim oldu:

1) Coğrafi devrim: Dünyayı araştırdık.

2) Sanayi devrimi: Fiziksel gerçekliği araştırdık.

3) Mikro devrim: Basit zihinsel süreçleri (hesaplama gibi) yerine getirdik.

4) Nano devrimi: Karmaşık zihinsel süreçleri yapacağız.

Küçük kuvvetlidir, küçük büyüğe hükmeder. Küçük şeyler daha az enerji tüketir. Bugün hesaplamaları bilgisayarlara yaptırdığımız için 1012 kat daha az enerji harcıyoruz. Doğadaki bütün olaylar nanoseviyesinde olduğu için nanoteknolojinin önemi artıyor. Doğayı çok daha iyi anlayacağız.

Nanoteknloji sadece mikrodan nanoya geçiş değil. Devrim olabilmesi için tamamen yeni bakış açıları geliştirtmesi lazım.

Malzeme biliminin temel problemi istenilen malzemeyi, istenen yerde, istenen özelliklerde üretebilmek.

En iyi anahtarlar (elektronikte) iki farklı halde kararlı yapıya sahip moleküllerdir. Bu molekülleri bulmamız lazım.

Murat Günel

Murat Günel Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Nörosirürji Bölümü’nde profesör. Nörogenomik üzerine çalışıyor.

Bir gen ne kadar az insanda var ise hastalık oluşturma riski o kadar fazla.

İnsan genomunun çok az bir kısmının ne işe yaradığını biliyoruz.

Birçok insandan alınan genomlar sekanslandıktan sonra, ortaya çıkan veri bilgisayar sayesinde inceleniyor ve hastalığa sebep olan gen bulunmaya çalışılıyor. Sadece o gene müdahale edildiği zaman hastalık geçiyor.

Genom sekanslanması hızlandıkça daha etkili tedavi yöntemleri geliştireceğiz. Herkesin bir ilaca verdiği tepki farklı. Bir grup hastada hiç etki etmeyen ilaç, bir diğer grupta yan etki gösterebiliyor. Genetiğimize uygun ilaç almak çok daha iyi.

Erol Gelenbe

Erol Gelenbe Imperial College’da Elektrik Elektronik Mühendisliği profesörü.

Mesele bir şeyler bulmak değil, onları ürüne dönüştürüp ekonomik fayda sağlamak.

Nanoteknoloji sadece şimdi varolan yapıların daha küçüğünü yapmak değil, nanoboyutun farklarından yararlanarak paradigmalar üretmek.

Sakarya Üniversitesi’nde Nanoteknoloji Günleri

Sakarya Üniversitesi’nden Burak Ustaoğlu Fizik Topluluğu olarak düzenleyecekleri nanoteknoloji günlerinin programını gönderdi. Ben de sizlerle paylaşıyorum. Etkinliklere katılmak ücretsiz, katılım sertifikası alabilmeniz için üç oturuma iştirak etmelisiniz.

18 Ekim 2010 (Kültür ve Kongre Merkezi Salon 2)

- 14:00-15:15 Prof. Dr. Mehmet TOMAK (ODTÜ Öğretim Üyesi – Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Eski Başkanı)

- 15:45-17:00 Doç. Dr. Oğuz GÜLSEREN (Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi – Türkiye Bilimler Akademisi (TUBA) Asil Üyesi)

19 Ekim 2010 (Kültür ve Kongre Merkezi Salon 2)

- 14:00-15:15 Dr. Volkan ÖZGÜZ (Sabancı Üniversitesi Nano Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SU-NUM) Direktörü)

- 15:45-17:00 Prof. Dr. Igor TRALLE (Rzeszowski University, Department of Physics) – - – (İngilizce Sunum)

20 Ekim 2010 (Kültür ve Kongre Merkezi Salon 3)

- 14:00-15:30 Prof. Dr. Igor TRALLE (Rzeszowski University, Department of Physics) – - – (İngilizce Sunum)

2008-2012 NanoTürkiye. Blogdaki yazılar alıntı yapılarak kullanılabilir. skD Teması kullanılmıştır. Farklı ziyaretçi sayısı 46000'i geçti.

Real Time Web Analytics