Türkiye'deki nanoteknoloji araştırmacılarının listesi için tıklayınız.

Almanya Kozmetik Düzenlemesine Karşı Çıkıyor

Mart ayında AB’nin nanomalzeme içeren kozmetik ürünlerle ilgili yeni bir düzenlemesini haber yapmıştım. Düzenlemeye göre 2012 yılından itibaren AB’de satılacak olan ürünlerin içerisinde 100 nm ve altı malzeme kullanılırsa, malzemenin adından sonra parantez içerisinde “nano” yazacak.

Almanya ise “nano” etiketi yazmanın insanları gereksiz yere endişelendireceğini düşünüyor, çünkü bir malzemenin ürünlerde kullanılmasına izin veriliyorsa, zaten o maddenin sağlığa olan etkisinin incelendikten sonra uygun olduğuna karar verildiğini ileriye sürüyor. Almanya etiketin anca malzemenin özelliğinde bir değişiklik olursa konmasından yana. Üreticilerin görüşleri de bu yönde. Zira düzenleme bu hali ile kabul edilirse, bir sürü raflardan toplanmak zorunda kalacak.

Düzenlemenin tam metnine şuradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: 1 , 2 (PDF)

Ders Kitabında Nanoteknoloji

Geçenlerde kardeşim 8. sınıf Matematik ders kitabında nanoteknolojiden bahsedildiğini söyledi ve aşağıda gördüğünüz sayfayı bana gösterdi.

ders-kitabında-nanoteknoloji

Tek paragrafla da olsa ders kitaplarımıza girmiş bulunan nanoteknolojinin, önümüzdeki yıllarda ünite haline gelmesini bekliyorum.

Sizin ders kitaplarımızdaki başka nanoteknoloji örneklerinden haberiniz varsa, yorum yaparak benimle paylaşırsanız sevinirim.

TBMM Tutanaklarında Nanoteknoloji

Bu yazıda  TBMM tutanaklarındaki “nanoteknoloji” konuşmaları üzerine yaptığım kısa bir araştırmayı sizlerle paylaşmak istedim. Meclisimizde nanoteknoloji ile ilgili olarak neler, ne zaman, kimler tarafından konuşulmuş, merak ettim açıkçası. Peki bu merakımı nasıl giderdim? 1996 senesinden beri tüm tutanaklar arasında istediğiniz bir kelimenin sorgusunu şu bağlantıyı kullanarak yapabilirsiniz. Bu hizmetin bizlere ulaşmasını sağlayan tüm ilgililere buradan teşekkür ediyorum.

Nanoteknoloji kelimesi ilk defa 4 Ekim 2007 tarihinde Enis Tütüncü tarafından “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Fildişi Sahili (Kotdivuar) Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Kanun Tasarısı”  tartışılırken kullanılmış:

(…)Beşinci dalgada, yazılım, nanoteknoloji, genetik ve altıncı dalgada uzay teknolojileri.(…)

Tütüncü konuşmasında önümüzdeki yıllarda gelişecek olan teknolojileri altı adımda sayarken, nanoteknoloji beşinci dalgada kendine yer bulmuş.

Enis Tütüncü biraz sonra ise şu cümleleri söylüyor:

(…)Üçüncü dalgaya geliyorum. Üçüncü dalga: Türkiye’de sanayilerin konumunu dışarıda eğer Türkiye ekonomisini geleceğin dünyasında uluslararası alanda kazananlar safında tutmak istiyorsak, böyle bir düşüncemiz varsa, böyle bir vizyonumuz varsa üçüncü dalga olarak Türkiye’de neleri ön plana getirmemiz lazım? Üçüncü dalga, biyoteknoloji Türkiye’de. Üçüncü dalgada nanoteknoloji -isterseniz açıklarız ne olduğunu- yeni malzemeler, bitki genetiği, yeni nesil nükleer teknolojiler Türkiye’de var. Üçüncü dalga olarak Türkiye’de bu görülebilir, değerli arkadaşlarım.(…)

Bir sonraki kullanma ise 16 Ocak 2008′de “Türk Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı”

Şenol Bal‘ın sözleri şöyle:

(…)Sayın milletvekilleri, dünyada birçok ülke, içinde yaşadığımız bu yüzyılın son çeyreğinde bilgi toplumuna ve bilişim teknolojisine geçmiştir. Veri madenciliği ve yapay zekâ alanındaki gelişmeler yeni imkân ve fırsatlar yaratmış, nano teknoloji birçok alanda uygulanmaya başlanmıştır. Türkiye bilgi ve teknoloji çağına maalesef ayak uyduramamıştır. Bilgi ve teknolojiyi üreten değil satın alan, bu suretle kaynaklarını israf eden, gelişmiş ülkelerin pazarı olan, en değerli kaynak olan genç insan gücünü kullanamayan bir konuma düşmüştür. (…)

Devam ediyoruz. Tarih 8 Şubat 2008. Meclis “Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı”nı tartışıyor.

Mehmet Ali Susam, daha önce Reha Denemeç’in kanun tasarısı hakkında yaptığı konuşma ile ilgili olarak şunları söylemiş:

(…)Değerli arkadaşlarım, bakın, gene o konuşmayı izlerseniz, söylediklerinden de, örnek verdiği sanayi dallarından da anlarsınız. Otomotivden, elektronik sanayisinden ve benzeri sanayilerden örnek vererek açıklandı; ne nano teknoloji ne gen teknolojileri ne tasarımı. Bunlar hakkında çok fazla bir şey yoktu.(…)

Mehmet Domaç gelecekteki teknolojilerden bahsediyor:

(…)Geleceğe yönelik teknolojiler, nanoteknoloji, biyoteknoloji, yeni nesil nükleer teknolojiler, hidrojen yakıt pili teknolojileri, kimyasallar ve müstahzar ilaçlar, enformasyon, bilişim teknolojileri, yerli kaynakların katma değere dönüştürülmesi amaçlanan ar-ge çalışmaları arasında olmalıdır. Aşı ve antiserum çalışmaları, yaşam kalitesinin artırılması için gerekli ar-ge çalışmaları içerisinde olmazsa olmazlardır.(…)

Reha Denemeç, sanırım Mehmet Ali Susam’a cevap veriyor:

(…)İkincisi, dün geneli üzerinde konuşurken, bizim nanoteknoloji, biyoteknoloji veya diğer teknolojiler üzerinde konuşmamamızdan bunları desteklemiyoruz anlamını çıkartmak da yanlıştır. Bu konularla ne kadar ilgilendiğimizi bilenler biliyor. Onun için, burada bunları söylemek istemiyorum.(…)

Soner Aksoy‘un konuşması:

(…)Mesela, 2003-2023 Strateji Belgesi diye bir belge var. Orada “Sekiz sektör, Türkiye’yi 2023 yılında önemli marka sektörü, marka ülkesi yapacak.” şeklinde bir ifade var ama o sekiz sektör, zaman içerisinde değişikliklere uğrayabilir. Yeni teknolojiler geliyor. On sene evvelden bunu konuşsaydık eğer nanoteknoloji diye bir şey yoktu. Bugün nanoteknoloji var ve onun daha gelişmiş pek çok unsurları da günümüze gelmektedir. Dolayısıyla, geniş kapsamlı yapıp ileride ortaya çıkabilecek bütün ar-ge unsurlarını buraya, içerisine alabilmeliyiz. (…)

Aynı kanun 28 Şubat 2008′de tartışılmaya devam ediyor. Erkan Akçay‘ın konuşması:

(…)Milliyetçi Hareket Partisi, etkin bir üniversite-sanayi işbirliği gerçekleştirilerek üniversite-sanayi ortak araştırma merkezlerinin kurulmasını; üniversitelerin ar-ge kapasitesinden özel sektörün yararlanmasını, teknokentlerin üniversitelerin yanı sıra organize sanayi bölgelerinin bünyelerinde de açılmasını; bilgi üretim teknolojileri, biyoteknoloji ve gen teknolojileri, nanoteknoloji, üretim süreç ve teknolojileri ile malzeme teknolojilerinin kurulmasını savunmaktadır.(…)

Bir sonraki “nanoteknoloji” konuşması için 31 Temmuz 2008′e, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın tartışıldığı güne gidiyoruz.

Reşat Doğru‘nun konuşmasından:

(…)21′inci yüzyıla “Lider ülke Türkiye” iddialarıyla girmekteyiz. 2023 yılında, önce bölgemizde lider, daha sonra dünyanın her tarafında sözü geçen bir ülke olmak istiyoruz. İşte bunların da ARGE faaliyetleri neticesinde olması gerekir diye düşünüyoruz. Biyoteknoloji, gen teknolojisi, nanoteknoloji, enerji ve tasarım teknolojileri gibi önemli konular ARGE faaliyetleriyle mutlaka ülkemizde desteklenmeli ve de bu noktada da özel sektör de buralara yönlendirilmelidir yani teşviklerimizi bu yönde yapmalıyız. Bir nanoteknoloji, bir enerji tasarım teknolojisini, hatta son zamanlarda özellikle “HES projeleri” dediğimiz o HES projelerinin (Benim eklemem: HES – Hidro Elektrik Santral), çok çeşitli yönleriyle beraber, daha rantabl hâle getirilmiş olduğu yeni yeni faaliyetler ortaya koymak mecburiyetindeyiz.(…)

Mithat Melen 13 Kasım 2008 Dünya Diyabet Günü dolayısıyla bir konuşma yapıyor ve orada nanoteknolojinin tıpta olan bir uygulamasından bahsediyor:

(…)Şimdi, gelelim işin ilaç konusuna. Türkiye’de maalesef dünyada çıkan ilaçlarla ilgili izin süresi sekiz yüz yirmi üç gün. Biz dünyadan sekiz yüz yirmi üç gün sonra ilaç kullanmaya başlıyoruz. Şimdi, dünyada iki tane araştırma var. Bir tanesi ilaçla, öbürü de nano-teknoloji denilen, yine pankreasa girilip, pankreastan hücre alınıp o hücrenin insülin yapma yapısını değiştirmekle ilgili, çok ciddi ve pahalı bir araştırma. Bu araştırmalarda da hiçbir yerdeyiz, hiçbir şey yapmıyoruz. Çok önemli çünkü yarın diyabet bitebilir, biteceği için de önlem almak gerekiyor, şimdiden dikkat etmemiz gerekiyor.(…)

Ve en son da 23 Aralık 2008′de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2009 yılı mali bütçesi görüşülürken Hilmi Güler şunları söylüyor:

(…)Bununla ilgili başta Bilkent Üniversitesi olmak üzere, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi gibi üniversitelerle bu pillerin (Benim eklemem: güneş pilleri) Türkiye’de imal edilmesi noktasında nanoteknoloji konusunda çalışmalarımız sürüyor. Yani hayatımızın bir parçası da ARGE bizim. Proje üretmek ve bu projeleri bir vizyoner yaklaşımla ülkemizin geleceğini hazırlamak noktasında uygulamaya geçirmek.(…)

Gözüme çarpanlar:

  • Nanoteknolojiden TBMM salonunda toplam 7 farklı oturumda, 11 kere bahsedilmiş ve çoğu zaman da içi boş bir kavram olarak.
  • Tamamen nanoteknolojiye ayrılmış bir konuşma şimdilik yapılmamış gibi, 1996′dan önceki zamanlarda birilerinin bahsetmediğini varsayıyorum tabi ki.
  • 11 aydır kimse nanoteknolojiden bahsetmemiş. (Bu yazı yazıldığı zaman geçerli idi. 12 Nisan 2010 itibari ile en son konuşma 17 Mart 2010′da olmuş durumda.)
  • TBMM tutanaklarında bile nanoteknoloji kelimesi her zaman doğru yazılmamış, nano teknoloji, nano-teknoloji gibi yazımlar mevcut.

İleride ayrıca nanoteknolojiden bahsedilen oturumları görmek dileği ile.

12 Nisan 2010 ekleme:

17 Mart 2010′da Biyogüvenlik kanunu tartışılırken Necdet Budak şöyle bir cümle kuruyor:

(…)Ancak şunu da kabul edelim ki bu gelişmeleri ne yaparsak yapalım dünyada çok ciddi bir ilerleme var ve canlıların hayatından artık GDO’yu çıkartmak da mümkün değildir ve 21′inci yüzyıla biyoteknoloji ve nanoteknoloji kendi damgasını vurmaktadır. Bu nedenle, bizim, Türkiye olarak biyoteknoloji ve nanoteknoloji alanında bilimsel anlamda bunları gündemimize almamız, öncelik vermemiz de gerekmektedir, bunu da bir kenara atmamız mümkün değildir.(…)

Gene içi boş bir kavram olarak bahsediliyor.

Aydoğan Özcan Şirket Kurdu

Bugün New York Times’da çıkan bir haber sayesinde UCLA’daki Nanosystems Institute’da görev yapan başarılı bilim adamlarımızdan Aydoğan Özcan‘ın Microskia adlı bir şirket kurduğunu öğrendim.

Aydoğan Özcan cep telefonuna çok ucuz bir alet takarak cep telefonunu sıtma, verem gibi hastalıkları teşhis edebilen bir alet haline getiriyor. Kan örneği alınıp cep telefonun kamerasının üstüne takıldıktan sonra, cep telefonunda çalışan resim işleme yazılımı analiz sonuçarını doktora gönderiyor. Ne kadar güzel değil mi? Yazılım, geniş bir hacimdeki hücrelerin sayılarındaki anormalliklerini, şekil değişiklerini algılayabiliyor. Ürünün çalışmasını anlattığı kısa bir video yu şuradan (İngilizce) izleyebilirsiniz.

Ürünün cep telefonunda kullanılabilmesi çok büyük bir avantaj. Biliyorsunuz Afrika’da birçok insan sıtma ve verem hastalığına yakalanıyor ve sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden hayatını kaybediyor. Fakat Afrika’da ilginç bir şekilde cep telefonu kullanımı çok yüksek. Aydoğan Özcan bu icadı ile Afrika’daki yüksek cep telefonu kullanımından faydalanarak oralarda teşhis hizmeti verebilir. Cep telefonu kullanılarak teşhis yapma üzerine başka çalışmalar da mevcut, mesela kağıt üzerinde teşhis başlığı ile paylaştığım teknoloji.

Technology Review dergisi 35 yaş altı araştırmacılara yönelik yaptığı TR 35 yarışmasında Aydoğan Özcan’ı bu buluşu dolayısıyla yılın girişimcisi seçmiş.

Geçen sene kendisi ile bir röportaj yapmıştım, okumak isterseniz buyurun. O röportajın şurası dikkatimi çekti, bir yıl sonra okuyunca:

2008 Okawa ödülünü hücre tanıyan çip çalışmanız sonucu kazandınız. (Yanlışsam düzeltin) Bu sayede hızlı teşhis yapılabilecek, bu da gelişmekte olan ülkeler için çok yararlı bir durum. Bu çipin seri üretimi yapılacak mı?

Okawa ödülünü merceksiz hücre görüntüleme üzerine aldım. Grubumda geliştirdiğim bu teknoloji (biz kısaca LUCAS diyoruz, Lensless Ultrawide Field Cell Monitoring Array Platform based on Shadow Imaging – [Gölge Görüntüleme Tabanlı Merceksiz Ultrageniş Hücre Görüntüleme Dizin Platformu] ) bir iki saniye içinde 100,000 civarında hücreyi aynı anda görüntüleme imkanı tanıyor. En önemli özelliği çok yüksek bir hacme, çok hızlı bakabilmesi. Normal optik mikroskoplara göre 1000 kat daha hızlı. Yaklaşık 10-20 cm2′lik bir alanı değişik hücrelerin karakteristik imzalarını tanımak için aynı anda görüntüleyebiliyoruz. Yaklaşık 5ml’lik bir hacimdeki degişik hücreleri karakterize edebilen bu teknoloji özellikle TeleHealth uygulamaları için çok önemli. Aslında LUCAS sistemi normal kameralı cep telefonları için çok uygun. Şimdilerde grubumda LUCAS sistemini normal bir cep telefonuna uygulama üzerine çalışıyoruz. Bu çalışmanın etkisi çok önemli, çünkü cep telefonları bugün her yerde. Ve bu telefonların birçok yüksek teknoloji özelliklerini bir tıbbi laboratuvar gibi kullanabilmek özellikle gelişmekte olan ülkelerde tıbbi tarama yapmak için çok önemli. Cep telefonu projesinin daha da ilerlemesi durumunda seri üretimi de düşünüyoruz.

Aydoğan Özcan’a ürününü 1 yılda ticari hale getirmesinden ötürü tebrik ediyorum. Umarım hayalindeki diğer ürünleri de gerçeğe dönüştürür.

Yalnız şirketin sitesinin boş olmasına çok üzüldüm. Bugünkü New York Times haberinden birçok kişi şirketin siteyi ziyaret edecek ve bomboş bir sayfa ile karşılaşınca ürüne ve şirkete karşı bakış açıları olumsuz yönde etkilenecek. Gazetedeki haberden en iyi bir şekilde istifade edebilmek için, sitenin en kısa zamanda doldurulması ve albenili hale getirilmesi lazım.

E-posta üzerinden iletişime geçen okurların çoğunun amacı ödev, proje, yüksek lisans ve doktora tezleri için kaynak bulmak oluyor. Ben de her seferinde ayrı bir cevap yazma yerine, bir kere cevabımı bloga yazıp, bundan sonra aynı soru ile karşılaştığım zaman bu yazının bağlantısını göndermek istiyorum.

Günümüzde kaynak bulmak gerçekten önemli bir yetenek. Bilginin giderek artan bir hızda arttığı, bilmem kaç ayda bir bilgilerin tamamen yenilendiği, neredeyse tüm bilgilere bir tık kadar uzakta olduğumuz günümüzde, gerekli bilgiyi bulabilmek çok önemli.

arastirma-yapmak

Araştırma yapmak zahmetlidir

Eğer İngilizce bilmiyorsanız işiniz zor. Makalelerin çoğu İngilizce yazılıyor, Türkçesini çevirmekle de kimse uğraşmıyor, çeviri yazılımları da maalesef istenen kalitede değil, Türkçe araştırma makalesi çok az yayınlanıyor. Tüm bu sebelerden ötürü bulacağınız Türkçe kaynaklar büyük ihtimalle eski bilgiler ışığından yazılmış olacaklar. Adamakıllı bir araştırma yamak istiyorsanız kesinlikle İngilizce makalelere bakmalısınız.

İngilizce biliyorsanız ne yapmalısınız? Bilimsel makaleleri indeksleyip bize sunan bibliyografya sitelerini sık kullanılanlarınıza ekleyip, sık sık ziyaret edeceksiniz. Nedir bu siteler? Mesela, Sciencedirect, Google Akademik, Pubmed, Web of Science. Daha detaylı bir listeye Wikipedia’dan ulaşabilirsiniz.

Ben en çok Sciencedirect ve Google Akademik’i kullanıyorum. Tez yazan birisi iseniz, büyük ihtimalle okuduğunuz üniversite birçok bilimsel veritabanına üyedir, böylece yukarıda bahsedilen sitelerdeki makalelerin tam metnine rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Eğer ulaşma imkanınız yoksa, iletişime geçin yardımcı olmaya çalışırım.

Yukarıda bahsedilen veritabanlarından birine girdikten sonra araştırma konusunu arama kutusuna yazınca karşınıza bir sürü makale çıkacak. Örnek, Sciencedirect’de “production of carbon nanotubes” araması:

sciencedirect

Gördüğünüz gibi karşımıza 9152 makale çıkıyor, çıkma yılına göre, makale ismine göre sonuçları filtrelemek mümkün. Şimdi yapmamız gereken, ilgimizi çeken ve işimize yarayacağını düşündüğümüz bir makale bulmak. Makalelerin özet kısmını okuyup, anahtar kelimelerine bakıp eleme işlemini hızlandırabilirsiniz. Ondan sonra o makalenin kaynak gösterdiği makalelere, oradan da onların kaynak makalelerine bakarak araştırdığımız bir konuda bayağı geniş bir arşiv elde edebilirsiniz.

Makale dışında kaynak bulmak istiyorsanız, Google’da şöyle bir aramak faydalı olabilir. Bu arama size içinde “production of carbon nanotubes” geçen PDF belgelerinin listesini çıkartacaktır. Google’da da farklı fonksiyonlar kullanarak sonuçlarda filtreleme yapılabilir.

Gördüğünüz gibi kaynağa ulaşmak çok zor değil, asıl önemli bulduğunuz makaleleri okuyup, anlamak.

İngilizce bilmeyenler ne yapabilir?

Öncelikle konu başlığınızı Google’da aratın ve tüm Türkçe yazıları bulun. Çok fazla olmayacaktır zaten.

YÖK’ün tez bankası yardımcı olabilir: http://tez2.yok.gov.tr/

yok-tez-bankasi

Yök Tez Bankası’nda “karbon nanotüp üretimi” araması sonucu

Ulakbim’in Ulusal Veritabanlarına bakılabilir: http://www.ulakbim.gov.tr/cabim/vt/uvt/

ulakbim

Ulakbim Ulusal Veritabanında “karbon nanotüp” araması sonucu

Umarım yardımcı olmuşumdur. Herkese iyi araştırmalar, inşaallah tezinizi, ödevinizi, projenizi başarı ile bitiririsiniz. :)

Tabi ki bu liste tam değil. Sizlerin katkısı ile daha kapsamlı bir hale gelecektir. Siz araştırmalarınızda nasıl bir yöntem izlediniz? Özellikle Türkçe kaynak konusunda tavsiyelerinizi bekliyorum.

Resim kaynak: 1

2008-2012 NanoTürkiye. Blogdaki yazılar alıntı yapılarak kullanılabilir. skD Teması kullanılmıştır. Farklı ziyaretçi sayısı 46000'i geçti.

Real Time Web Analytics