Bugün sizlerle mikroskop görüntülerini sanat eserlerine dönüştüren ve bu işin yarışmasını düzenleyen Chris Orfescu ile e-posta üzerinden yaptığım röportajı paylaşıyorum. İyi okumalar!
1 – Kendinizi tanıtabilir misiniz?
Romanya’nın Bükreş şehrinde doğdum. 1991′den beri de Los Angeles’da yaşıyorum ve çalışıyorum. Malzeme bilimci ve sanatçıyım. Gündüz nanomalzeme ve ilgili süreçleri araştırıyorum ve gece de nano ve mikro kainatı simgeleyen sanat eserleri üzerinde çalışıyorum.
2 – Nanoteknolojiyi ne zaman öğrendiniz? Şu ana kadar hayatınızı nasıl etkiledi?
Üniversite yıllarımda, yaklaşık 30 yıl önce. O zamanlar, diatomlar olarak bilinen tek hücreli algler üzerinde çalışıyordum. Bu canlılar dünya üzerindeki silikon tabanlı hayatın tek temsilcileri. Dünyadaki diğer yaratıklar karbon temellidir. Aslında master tezimin bir bölümünü diatomlarla ilgili buluşlarıma ayırmıştım. Çok miktarda algle güneş enerjisini yoğunlaştırmayı düşünüyordum. 1984′te mikroteknoloji üzerine çalışmaya başladım, daha sonra yarı iletkenlerle ilgili ulusal araştırma merkezine katıldım. Nanoteknolojiye her zaman hayatımızı değiştirecek bir teknoloji olarak ilgi duydum. Şu an lityum polimer pillerde ve ultrakapasitörlerde kullanılabilecek nanomalzemeler geliştiriyorum.
Diatomların Taramalı Tünelleme Mikroskobu görüntüsü
3 – NanoArt projesine nasıl başladınız? Fikir nasıl oluştu?
Aslında bilim adamı olmadan önce sanatçı idim. Değişik medya ve sanat formları üzerinde, dijital sanat, duvar, akrilik, yağlı tablo, faux, trompe l’oeil, kolaj, grafik, animasyon, internet tasarımı, video, multimedya gibi, 40 yıllık bir tecrübem var.
Bilimsel temelimi sanatsal yönümle birleştirip, sanatsal-bilimsel bir süreci oluşturdum. NanoArt’ı ben icat etmedim fakat bu yeni sanat akımının oluşmasına çok fazla katkıda bulundum. Bence NanoArt elektron mikroskobunun ticari bir ürüne dönüştüğü zaman çıkmıştı, yani 1930′lar. Farkında varılarak ya da varılmayarak yapılsa da NanoArt çalışmaları elektron mikrosobunun ilk yıllarından beri yapılıyor.
4 – Bilimle sanatı birleştirirken çekinmediniz mi? Bilim adamlarının sanata ilgi duymadığınızı düşünürüz çünkü.
Bence bu yanlış bir düşünce, bilim adamları sanata ilgilidirler. Şunu unutmayalım ki, bilimle sanatın ortak yönleri var, ikisi de yaratıcı birer süreç. Bir de mikro ve nano dünyalar çok ilginç ve kulağa estetik geliyor. Bilimsel resimlerini manipüle eden birçok bilim adamı var. Gelecekte bunları daha çok duyacaksınız.
5 – Bu proje ile ilgili planlarınız neler?
Bu sadece bir proje değil. Bu benim üzerinde çalıştığım birçok projeden biri. Şu ana kadar 3 kere internet üzerinden Uluslararası NanoArt Yarışması düzenledim. Dördüncüsünün hazırlıkları devam ediyor. (Okuyucularından biri katılmak istiyorsa, katılım ücrtesiz, başvurularını şuradan yapabilirler.) 2 tane de uluslararası NanoArt festivali yaptım, ilki Finlandiya’da idi, ikincisi Almanya’da.
NanoArt vakfı için bağış toplamaya çalışıyorum. Bu vakıfta dünyanın her yerindeki bilim adamlarına stüdyo-lablarda birlikte çalışma fırsatı verilecek ve yaptıkları çalışmalarını dünyadaki farklı müzelerde sergileyecekler.
Chris Orfescu’nun “Sörf tahtaları” adlı çalışması
6 – Bu projeden en ilginç anınızı anlatabilir misiniz?
İnternet üzerinden olan 2 yarışmada, katılımcıların oylama üzerindeki etkisini yüksek tutmak istemiştim. En iyi 10 sanatçı kullanıcıların oylaması sonucunda belirlenecekti. Ne yazık ki, sanatçıların arkadaşları arasında şiddetli bir savaş başadı. 3.sü ile birlikte profesyonel jürileri kullanmaya karar verdim. Yarışma yeteri kadar tanıtıldı, gönderilen tüm çalışmalar (http://nanoart21.org/nanoart2006/index.php?cat=13) ve en iyi 10 çalışma (http://nanoart21.org) ilgili adreslerde görülebiliyor.
7 -Nanoürünleri sağlık ve çevreye etkisini düşünmeden rahatça kullanabilir misiniz?
Hayır, nanoürünlerin çevreye ve sağlığa etkisi konusunda endişeler var ve umuyorum ki birçok nanoteknoloji şirketi ürünlerini sorumluluk sahibi olarak geliştirir. Bunu sağlamak için çalışan birçok organizasyon var.
8 – Nanoteknolojinin kötü tarafları sizce neler olacak?
Nanosilah üretimini kontrol etmeliyiz. Bu tip bir cephanelikle dolu dünya nükleer silahlı dünyadan daha kötü olacaktır.
9 – Sizce nanoteknoloji hayatımızda neleri çözemeyecek?
İnsanların açgözlülüğünü; nanosilah geliştirerek güç sahibi olmak isteyenler olacaktır, belki şimdi bile vardır. Halk bundan haberdar olmalı ve önlem almaya çalışmalı. Sanatçılar ve bilim adamları konuyu geniş kitlelere anlatmalı, burada da NanoArt faydalı olabilir.
10 – Blog okuyucularına başka neler söylemek istersiniz?
Okuyucularınıza nanoteknolojiyle ilgilenmelerini tavsiye ediyorum, çünkü – bence – bu teknoloji önümüzdeki birkaç on yılın zirve teknolojisi olacak. Yakın zamanda Nanoteknoloji ve Sanat diye yeni bir blog açtım, bu blogda NanoArt’ın tarihçesine yer vereceğim ve sanat-bilim-teknoloji ilişkisini incelemeyi planlıyorum. Sanatçılar, bilim adamları veya katkıda bulunmak isteyen herkes makalelerini gönderebilir. Blogdaki “Sanatçılara ve Bilim adamlarına Çağrı” başlıklı bir yazı ile de tüm sanatçıları ve bilim adamlarını NanoArt hareketine katkıda bulunmaya davet ediyorum.
Teşekkür ederim!
Ücretsiz bilim dergisi NetBilim'in son sayısını okumak için 


Yine çok yararlı ve güzel bir röportaj olmuş
Teşekkürler
Yorum Gökhan Atmaca tarafından — 24 Ekim 2009 @ 17:19
Rica ederim Gökhan. Faydalı röportajlara devam.
Yorum Ahmet Yükseltürk tarafından — 25 Ekim 2009 @ 00:03