Nanotech 2009′un Ardından Kısa Notlar
28-30 Eylül tarihleri arasında Avrupa’nın en büyük nanoteknoloji etkinliği Nanotech 2009 Berlin’de yapıldı. Konferanstan sonra konuşmacıların çoğunun sunumu konferansın sitesinde yayınlandı. Ben de sunumlara göz attıktan önemli gördüğüm kısımları sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye’den 2 konuşmacı varmış konferansta Birgül Benli ve Mustafa Çulha.
Öncelikle Finlandiya’da nanoteknoloji ne durumda onu özetleyeyim.
1 Ocak 2005 – 31 Aralık 2009 yılları arasında devam eden bir nanoteknoloji programı var Finlandiya’da.
70 milyon Euro para aktarılmış, 50 milyonunu Tekes (bilimsel çalışmalara destek olan kurum) yapmış. Tekes 2008 yılında toplamda 2000 Ar-Ge projesi desteklemiş, toplam destek 516 milyon Euro.
2004′te 61 şirket var iken, 2008′de şirket sayısı 202′ye çıkmış. Bu şirketlerin 65′nin ticari ürünü var.
Finlandiya nanoteknoloji konusunda uluslararası işbirlikleri önem veriyor. Çin ve Rusya ile resmi ortaklıklar başladı. Tolam 28 ülke ile ortak proje yapmışlar, içlerinde Türkiye yok.
Her türlü uluslararası etkinliklere katılıp, Finlandiya’yı temsil ediyorlar. (Türkiye olarak büyük eksikliklerimizden biri.)
Biraz daha fazla bilgi için, “Finlandiya’da nanoteknolojinin durumu” yazıma bakabilirsiniz.
Çin’de nanoteknolojinin durumu
14 malzeme ve aygıt şirketi var, 8 tane de nanotıp nanobiyoteknoloji. Çin devleti projeler çok fazla destek veriyor.
Yeni iş kurmaya 14000 – 70000 $, yüksek teknoloji projelerine 40000 – 70000 $, sanayileştirme projelerine 730000 – 1460000 $ destek veriliyor. %10′luk bir vergi indirimi de var.
4 konuda avantajlı olduklarını düşünüyorlar: büyük bir pazar, düşük maaş, devlet desteği, imkanların olması (araştırma merkezleri)
Herkesi Suzhou’ya yatırıma teşvik etmişler.
İngiltere’de nanoteknoloji durumu
Şimdilik bu resmi vermekle yetiniyorum, İngiltere’nin yeni yayınladığı nanoteknoloji politikası dökümanı ile ilgili ayrıca yazı yazacağım. Ne kadar çok araştırma merkezi olduğunu görüyorsunuz.
Bu da Singapur’un nanoteknoloji ekosistemi
Son 2 resme benzer resimleri, Türkiye için çıkartıp farkımızı görmemiz lâzım.
Ücretsiz bilim dergisi NetBilim'in son sayısını okumak için 


-Yazın için teşekkürler Ahmet. Diğer ülkelerin nanoteknoloji alanındaki çalışmalarından bahsederken Türkiye’yle karşılaştırman çok güzel. Dünya’daki konumumuzu anlamamıza yardımcı oluyor. GSMH’si Türkiye’nin yaklaşık 3′te 1′i olan Finlandiya’nın 70 milyon dolarlık yapmış olması bizim için utanç verici.
-Çin eğitimde de çok ciddi çalışmalar yapıyor. Geçen sene nanoteknoloji eğtiminde büyük bir program başlatmışlardı. Genel olarak nanoçalışmalarla ilgili şöyle güzel bir yazı buldum: (2005 yılında hazırlanmış olsa da 2010 ve sonrası için tahminler var : http://www.physorg.com/news5870.html.) (Dikkatimi şu cümle çekti: “Yarışı kazanmak piyasaya hazır ürünlere bağlı, Nanobilim’e değil. Ülkemizdeki makale canavarı akademisyenlere duyurulur. Bize kağıt parçaları değil, ürün lazım.)
Yorum Enes TAYLAN tarafından — 21 Ekim 2009 @ 09:24
Teşekkürler Enes. Haklısın evet, bilim yetmiyor, ürün lazım.
Yorum Ahmet Yükseltürk tarafından — 21 Ekim 2009 @ 12:04
Uygulamaların gerçek hayata geçirilmesi konusunda bende aynı fikirdeyim.Ancak şöyle bir durum var.Türkiye’de nanoteknolojiye ayrılan para bu miktarlarda olsa elbette araştırmacılarımız da ürün üretimine geçecektir.Ancak sorunlar bununla da bitmiyor.Üretilen ürünler çok pahalı olduğundan piyasada tutunması çok zor oluyor.Yakın işlevlere sahip bir makro ürün nano üründen her zaman üstün oluyor.Çünkü talep ,cazip fiyat yüzünden makro ürüne kayıyor.
Nanosensörlerden örnek verecek olursam -Bitirme Projem- hocamla bu konuda konuştuğumda o da benzer sıkıntıdan söz etti.Hatta kendisi de şu an ki şartlarda milyarlar vermek yerine çok cüzzi rakamlara makrosunu almayı tercih edeceğini söyledi.
Yani sorun, ürünün aynı zamanda ekonomik olması gerektiği.
Yorum mikko tarafından — 21 Ekim 2009 @ 20:23