Bu sene Rusya 2. defa uluslararası nanoteknoloji fuarı düzenliyor. Fuara bu sene 36 farklı ülkeden 300 şirket temsilcisi katılıyor. Türkiye’den katılan yok. Komşumuz İran mesela 7 şirketle fuardaki yerini almış durumda.
Açılışta konuşan Medvedev Rusya’nın nanoteknoloji ne kadar önem verdiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Konuşmadan not ettiğim kısa başlıkları sizlerle paylaşmak isiyorum:
1- En önemli şey, araştırma merkezleri açmak, kadro yetiştirmek, nanoteknoloji ile ilgili kanun çıkarmak değil. En önemli şey, hepimizin içinde nanoteknolojiyi geliştirme isteğinin olması. Herkes bu gelişmeye nasıl katkıda bulunurum diye düşünse, şimdiki altyapı, insanlar ve kanunlarla bile birçok şeyi gerçekleştirebiliriz.
2- Rusya yıllardır hammaddeye dayalı bir ekonomiye sahip. Artık bunun değişmesi lazım. Hammaddelerimiz ne kadar sonsuz olurlarda olsunlar; kriz sonrası ekonomimiz bilgi, yenilik üzerine olmalı. Kriz geçiyor, dünya ekonomisi büyüyor, petrol fiyatları artıyor, bize nanoteknoloji lâzım değil düşüncesi ekonomimize öldürücü bir darbe vuracaktır.
3- Mütevazı olmayan bir hedefimiz var. Rusya’yı lider yapmak. Bunun için gerekli entelektüel birikimimiz, kurumlarımız ve paramız var. Şu an dünyanın devlete bağlı en büyük yatırım kurumuna sahibiz: Rosnano. Hedefimiz 2015′e kadar nanoteknolojiye 318 milyar ruble (şu an 10.6 milyar $) yatırıp, 900 milyar rublelik (şu an 30.2 milyar $) üretim yapmak istiyoruz, ve bunun en az 1/4′ü ihracat olması gerekiyor.
4- Çeşitli sebeplerle yurtdışına gitmiş Rus bilim adamlarını, ülkemize çekmek için elimizden geleni yapmalıyız.
5- Bilimde uluslararası tecrübelerden yararlanmak faydalı fakat öyle gözüküyor ki adımların çoğunu biz kendimiz belirleyeceğiz..
6- Rusya’da özel sektör bu konuya ilgi göstermiyor. Devletin görevi şirketlere bu konuyu anlatıp, ilgilerini çekmeyi başarmak olmalı.
7- Tahminlere göre Rusya’ya 100.000- 150.000 nanoteknoloji uzmanı gerekiyor. Eğitim kurumlarımızı bu hedefe göre yenilemeliyiz.
Rusya başbakanı Putin dün Rosnano ayrılacak para miktarını onayladı. Buna göre kuruma 2010′da 1 milyar ruble ayrılacak.
Fazla söze gerek yok. Bizden daha geç nanoteknoloji yarışına giren Rusya, 2 yılda düzgün politikalara nerelere geldi işte. Daha önce de bu konuyu incelemiştim.
Bizdeki durum ne peki? Cumhurbaşkanımız 1 tane araştırma merkezini gördükten sonra, nanoteknolojide öncü ülke olacağız diye açıklama yapıyor. Başbakanımızın bu konuda hiç açıklama yaptığını görmedim. Suçlu sadece onlar değil tabi ki, fakat durumumuzu anlatmak için bu örneği verdim. Biz de isteriz tabi ki öncü ülke olmamızı fakat bunun için devlet büyüklerimizin bu meseleleri yakından takip etmeleri gerekiyor. Medvedev’in dediği aynen bizim için de geçerli: “Hepimizin bu konunun öneminden haberi olup, nasıl katkıda bulunabilirim diye düşünmesi lâzım.” Bu iş sadece bilim adamlarına bırakılan bir mesele olamaz. Yakın zamanda önlemler almazsak, nanoteknoloji devrimini de kaçırmış olacağız. Piyasaya nanoürün sürmediğimiz ve pazarlamadığımız sürece nanoteknoloji alanında sözü geçen bir ülke olamayız.
UNAM'a başvurular 10 Mart'ta başlıyor. 
“Mütevazı olmayan bir hedefimiz var: Rusya’yı lider yapmak.” Bu tek cümle, içi boş uzun konuşmalardan, nutuklardan, planlamalardan, vizyon-misyon bildirgelerinden çok daha önemli, çok daha sonuç alıcı. Bizim başbakanımız, cumhurbaşkanımız da ülkemize böyle hedefler koymalı.
Diğer bir önemli nokta “Bilimde uluslararası tecrübelerden yararlanmak faydalı fakat öyle gözüküyor ki adımların çoğunu biz kendimiz belirleyeceğiz.” İlk cümleyle bağlantılı olarak, Rusya’nın amacı lider olmak. Bir-iki araştırma yapıp, makale yazıp sonra pazar olacağız demiyor Medvedev. Nanoteknolojide lider olarak rotayı biz çizeceğiz diyor.
Nanoteknoloji gibi çok büyük yatırımlar isteyen (eğitim, projelerin desteklenmesi, laboratuvarlar, şirketlerin desteklenmesi vb. her aşamada) bir alanda süreç içerisinde yaşanan sıkıntıları aşmak için işte böyle hedeflerin ortaya konulması gerekiyor.
Bu arada, Ahmet seni de tebrik ediyorum. Türkiye’nin geleceğiyle ilgili bu kadar önemli bir konuda vizyon anlamında bir Rusya-Türkiye karşılaştırmasını bize sunduğun için…
Yorum Enes TAYLAN tarafından — 08 Ekim 2009 @ 09:17
Ben de sana yorumun için teşekkür ederim Enes. Güzel eklemeler yapmışsın. Bir an önce gündeme nanoteknolojinin oturması dileği ile.
Yorum Ahmet Yükseltürk tarafından — 08 Ekim 2009 @ 11:41
Rusya her alanda mütevazi olmayan atılımlar yapıyor.Durum tıpkı “Doğal seleksiyon”a benziyor.Türkiye’den yakın zamanda bütçe,yeni araştırma kurumları,bu işe gönül veren vatandaşlarına iş olanağı sunma şeklinde atılımlar gelmezse nanoteknoloji alanında Dünya pazarından silinmeye mahkum olacak,bırakın 2023′ü 10 sene içerisinde adından söz edilmez olacaktır bu alanda.
Neredeyse hepimizin bildiği -aramızda ettiğimiz klasik muhabbet- “MIT’nin bütçesinin Türkiye’nin dış borçlarına yakın olduğu” gerçeğini göz önünde bulundurursak ülkemizden ciddi atılımların gelmemesi,olanla yetinilmesi daha kolay geliyor olsa gerek.
Yorum Mikko tarafından — 09 Ekim 2009 @ 12:44