Cumhurbaşkanlığının sitesini neredeyse her gün ziyaret ederim. Temmuz 2008′de sil baştan yenilenen site gerçekten çok güzel. Siteye her gün fotoğraflı, videolu haberler ekleniyor, site üzerinden gönderdiğiniz her mesaj büyük bir titizlikle okunup ilgili yerlere iletiliyor. Arkada büyük bir ekibin olduğu apaçık ortada. Yıllık 200 milyon ziyaret de tüm bu çalışmaların doğru olduğunu gösteriyor.
Tüm bunları neden anlattım? Cumhurbaşkanlığının sitesine yaptığım ziyaretlerde sık sık nanoteknoloji ile ilgili bir haber var mı diye kontrol edip duruyordum da ondan. Neden mi? 2023 yılı hedeflerinde öncelikli teknoloji alanları arasına nanoteknolojiyi de koyan bir Türkiye’de, cumhurbaşkanının bu konuyu açıkça desteklemesi gerektiğini düşünüyorum. Mesela Rusya’nın nanoteknoloji alanında kısa zamanda büyük işler başarmasının sebeplerinden bir tanesi, devlet başkanın bu işi önemsemesi. Putin cumhurbaşkanı olduğu 2007 yılında “nanoteknoloji konusunda lider” olacağız demişti. Bugünkü cumhurbaşkanı Medvedev de nanoteknoloji ile sık sık açıklama yapıyor, etkinliklere katılıyor. Tüm bunlar süreci hızlandırıyor, insanların şevkini artırıyor. Nanoteknoloji konusunda bir açıklamayı en çok Cumhurbaşkanımızdan Suudi Arabistan ziyaretinden sonra beklemiştim.
İsteğim bugün gerçekleşti. Abdullah Gül dün sabah vakitlerinde Bilkent Üniversitesi kampüsünde bulunan Ulusal Nanoteknoloji Merkezi’ni ziyaret etti. 3 saat boyunca merkezi gezen Abdullah Gül çıkışta bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasındaki önemli kısımlar şöyle:
- Sanayi devrimini, bilgisayar devrimini kaçıran Türkiye nanoteknoloji devrimini kaçırmayacak. Hatta öncü ülkelerden biri olacak.
Tabi ki hepimiz bu amaca ulaşılmasını ister. Bunun için nanoteknoloji yol haritamızın ortaya konup, planda belirtilen hedeflere nasıl ulaşılacağı da açıkça belirtilmelidir. Genel hedefler konularak, ne yazık ki büyük işler gerçekleştirilemiyor.
- Bu tek bir proje değil. Yani bu işin, tabii ki bir magazin yanı vardır. Yani önemli buluşlar heyecan veriyor, bunların yansıtılmasını, sizler tarafından yansıtılmasını çok önemsiyorum.
Bilimin insanlara doğru bir şekilde aktarılması gerçekten önemli. Cumhurbaşkanımızın bunun bilincinde olması güzel. Burada doğru kelimesine vurgu yapmak istiyorum. Bu konudaki düşüncelerimi bir önceki yazımda paylaşmıştım.
- Nanoteknoloji ile ilgili çalışmaların en güçlü bir şekilde devam etmesi için tüm hukuki ve mali tedbirlerin alınması talimatı verildi.
Hukuki tedbirler gerçekten önemli. Türkiye’de nanomalzeme içeren madde sayısı her geçen gün artıyor. Nanomalzemeler diğer malzemelere göre farklı fiziki ve kimyasal özelliklere sahip. Bu yüzden Dünya çapında farklı araştırma grupları nanomalzemelerin sağlık üzerine etkisini araştırıyor. Türkiye’de bu konuya yönelik çalışmalar yapılmalıdır, benzer araştırmaları yapan kurumlarla fikir alışverişine girilmelidir. Şimdi bu konuları önemsemezsek, ileride çok sıkıntılı günler yaşayabiliriz. Bir an önce Türkiye’de de nanomalzeme kullanımına yönelik has hukuki düzenlemeler çıkmalıdır.
Cumhurbaşkanımızı yaptığı ziyaret için kutluyor, nanoteknoloji konusuna daha ciddi eğilip, bu treni kaçırmamamız için elinden geleni yapmasını diliyorum.
Türkiye'deki nanoteknoloji araştırmacılarının listesi için 
İmdi, meselâ şu küçükten öte küçük bilgisayar çipleri var, yani mikroçipler. Herhalde onların ismi de mikro-teknoloji oluyor değil mi?
Fakat nano-teknolojide mikro-teknoloji malzemesinin de binde veya milyonda biri boyutunda malzemeyle uğraşılıyor olsa gerek? Yahu bunu nasıl yapıyorlar?
Acaba bu nano-teknoloji denen şey mümkün en ufak teknoloji mi? Yani meselâ molekül düzeyindeki malzemeyle mi uğraşıyor? Herhalde daha küçük malzemeyle teknoloji üretemeyiz biz insanlar?
Bir de meselâ mikroçiplerden de küçük nano-çipler üretilebilir mi? Düşünsenize o zaman benim flaş diskime 4 GB değil de, 4000 veya 4 milyon GB veri filân sığardı zannımca!
Bu sorularımı buradan veya yukarıda verdiğim e-postamdan cevablayabilirseniz çok teşekkür ederim. Cevablayacak vaktiniz var herhalde, sitenin başındaki yazıya nazaran.
Saygılarımla
Mustafa
Yorum Mustafà Ràví tarafından — 05 Eylül 2009 @ 14:26
Evet bir zamanlar bilgisayarda kullanılan çipler mikrometre boyutunda işlemelere sahip olduğu için, mikroçip adı verilmişti onlara. O zamanki teknoloji de mikroteknoloji idi. Cumhurbaşkanımız da buna değindi zaten, 1970′lerde gerçekleşen bu devrimi de kaçırdığımızı söyledi.
Daha hızlı bilgisayarlar yapmak için çiplerdeki işlemeleri gitgide küçültme yoluna gidildi. Bilgisayarlar belki farklı bir şekilde de hızlandırılabilirdi onu bilemiyorum, fakat insanoğlu hazır bir yol bulmuşken ondan sonuna kadar faydalanmayı seçmiş bulunmakta. Şu anki bilgisayarlarda bulunan Intel Core 2 marka çipler 45 nm büyüklükte işlemelere sahip ve çoktan artık nanoteknoloji ürünü! Çünkü yaygın olan tanıma göre nanoteknoloji 100 nm ve altındaki uzunluklara sahip malzemelerin kontrolü, işlenmesi ve ürün haline getirilmesidir. Yani nanoçipler şu an var.
Intel bununla da yetinmedi, yakında 32 nm teknolojisi piyasaya girecek, 22 nm teknolojisi üzerinde çalışmalar devam ediyor. Fakat tabi ki bu teknolojide artık sınıra dayanmış bulunmaktayız. Büyüklük küçüldükçe silikonun özellikleri de değişiyor ve çip yapımında kullanılmaz hale gelmesi öngörülüyor. O yüzden gelecekte de bilgisayarları hızlandırmak istiyorsak, farklı malzemeler bulmamız lazım. Şu an nanoteller, nanotüpler ve grafen ile çip yapma girişimleri var. Bunlardan bir sonuç çıkar mı bilemiyorum.
Nanoteknoloji insanoğlunun yapabileceği en küçük teknoloji mi onu da bilemeyiz bence. Şimdi ki teknoloji ile atomların yapısını bayağı bir incelediğimiz için (hâlâ tam olarak bilemiyoruz tabi) ve atomları istediğimiz şekilde hareket ettirebildiğimiz için, şu an hayal edebileceğimiz en son teknoloji bu. Fakat ileride atomun da doğasına hakim olursak, o zaman çok daha değişik şeyleri yapabilecek seviyeye gelebiliriz.
Umarım açıklayıcı bir cevap olmuştur. Bu arada yukarıdaki uyarıyı gördükten sonra soru gönderen ilk kişisiniz. Teşekkür ederim.
Yorum Ahmet Yükseltürk tarafından — 05 Eylül 2009 @ 15:19
Çok sağ olun!
Nano kelimesi ölçü birimlerinde tam olarak “milyarda bir” anlamında kullanılıyormuş, az önce Vikipedi’den baktım. Mili binde bir, mikro milyonda bir, nano da milyarda bir olmalı… Bunun daha küçükleri de vardı, fen derslerimden varlıklarını hatırlıyorum, ama ayrıntılarını değil.
Ama Türkçe Vikipedi’ye yazdıkları şu cümle abartılı veya en azından şimdilik hayâlî, hatta ütopik değil mi:
“Bir toplu iğnenin başına yerleştirilebilecek süperbilgisayarlar, insan hücresinden küçük, kanser hücrelerini, enfeksiyonları, damar tıkanıklıklarını ve yaşlılığı bile giderebilecek tıbbi nanorobot orduları yapılabilecek.”
Toplu iğne başına da bilgisayar yerleşir mi Allah aşkına? Hem de “süperbilgisayar”???
Buna ne dersiniz?
Yorum Mustafà Ràví tarafından — 05 Eylül 2009 @ 16:05
Mikroteknolojiye değinmişsiniz, mikro işlemcilere. INTEL’in kurucusu Moore’un adıyla anınan bir yasası vardı, orda da işlemcilerin boyutlarının küçülüp daha da hızlanacağını söylüyordu. Birde bu aralar Google Yasası çıktı. Bu yasa ise işlemcilerin boyutlarının küçülmesinin yanı sıra barındıracağı yazılımın artmasıyla bilgisayarların yavaşlayacağı öngörülmüş ama Google bu yasayı çürütecekmiş. Acaba nanoteknoloji bu kadar yazılımı kaldırabilir mi?
Yorum Ozan Aydoğan tarafından — 06 Eylül 2009 @ 00:27
60′lı yıllarda W.Mclellan’a 1000 dolar kazandıran yarışmada(Feynman’ın düzenlediği) toplu iğne başına oranla çok çok daha küçük olan elektrik motoru üretilmişti.
Yaklaşık 50 sene önce böyle bir üretimin yapıldığı göz önünde bulundurulursa, günümüzde ve ileriki zamanlarda böyle bir süperbilgisayar üretimi mümkün.
Yorum Mikko tarafından — 06 Eylül 2009 @ 01:37
Evet nano zaten bir ön ek ve belirttiğiniz gibi milyarda bir demek. Bunun bir küçüğü de piko. Nanoteknolojiden sonra pikoteknoloji çıkacak
Bir zamanlar odaya anca sığan bilgisayarlar, bugün bir çantaya, ileride de iğnenin başına sığabilir. Neden olmasın?
Microsoft’un 2019 vizyonu etrafımızdaki her yüzeyi bir bilgisayar haline getirmek. Duvarları, masaları, camları… Bir de bilgisayar kavramı yıllara göre değişiyor. İlk zamanlar sadece hızlı hesaplama amacı ile inşa edilen bilgisayarlar, bugün ne hale geldi. 50 yıl sonra bilgisayardan kasıt ne olacak, meçhul.
Tabi Vikipedi’ye yazılan o şeyler şu an gerçekleşmiş değil, 1980′li yıllarda nanoteknoloji canlanmaya başlandığı zaman bilim adamlarının akıllarına gelen muhtemel uygulamalar. Bu konudaki en etkili kişi Eric Drexler – metamodern.com’dan bloguna ulaşabilirsiniz.
Belki vücudun içini sürekli gezip, tümörleri temizleyen bir robot yapılamayacak, fakat bu yönde yapılan araştırmalardan bir sürü yan uygulama çıkacak.
Durumlar böyle. Sorularınızın devamını beklerim
Yorum Ahmet Yükseltürk tarafından — 06 Eylül 2009 @ 14:01
Ozan ilk bahsettiğin yasa Moore yasası. Farklı kişiler bilgisayar çipine her 18 ayda bir, iki katı kadar tranzistör sığdırılıp, bilgisayar hızlarının arttığını fakat yazılım geliştirme kabiliyetimizin aynı hızla ilerlememesinden dolayı bu gelişmenin etkisini tam olarak hissetmediğimizi söylüyorlar. Sonuçta üretebildiğimiz yazılım çeşidi bilgisayarlardan daha fazla yararlanmamızı sağlıyor.
Bahsettiğin Google yasasını ilk defa duydum. Birazcık araştırdım. Google’ın kurucusu Larry Page yazılımların gereksiz yere hantallaştığını, kendi ürünlerinde bu hantallaşmaya gitmeyeceklerini açıklamış. Bakalım ne yapacaklar.
Sorunda ise “Bu kadar yazılımı nanoteknoloji kaldırabilir mi?” demişsin. Tabi her ne kadar yazılımlar gereksiz yere hantallaşsa da, 5 yıl öncekinden çok daha yüksek performansta ve çeşitlilikte yazılıma sahibiz. Bu hantallık aynen devam etse de, gelecek yıllarda çok daha iyi yazılımlara sahip olacağımız neredeyse kesin.
Yorum Ahmet Yükseltürk tarafından — 06 Eylül 2009 @ 14:32
Evet Mikko’nun da dediği gibi Feynman’ın “Aşağıda daha çok yer var” konuşmasından sonra ortaya attığı 2 problemden birisi, küçük elektrik motoru üretmekti. William kenar uzunluğu 0.3 mm olan bir elektrik motoru üretti ve 1000 $’ı kazanmıştı. O yüzden çok küçük süperbilgisayar hayal değil diyebiliriz.
Yorum Ahmet Yükseltürk tarafından — 06 Eylül 2009 @ 14:43