Türkiye'deki nanoteknoloji araştırmacılarının listesi için tıklayınız.

Harry Potter İle Nanoteknoloji Eğitimi

Amerika’da son yıllarda teknik alanlarda üniversite okuyan öğrenci sayısı azalıyor. Üniversitelerin sayısal bölümlerinde yurtdışından gelen öğrenci sayısı gitgide artıyor. Şubat ayında yayınlanan bir rapora göre ABD’nin yenilikçilik özelliğini gitgide kaybettiği ortaya çıktı. ABD, öğrencilerini bilime yönlendirmeye çalışıyor. Bir çalışma da Houston Üniversitesi’nden gelmiş.

Houston Üniversitesi nanoteknolojiyi ortaöğretim öğrencilerine Harry Potter ile benzerlik kurarak anlatan bir proje geliştirmiş. Fikir NSF’den 3 milyon dolarlık destek almış durumda.

Projeye göre Houston Nanoteknoloji ve Nanobilimler Yenilik Merkezi, Cullen College’dan mezun öğrencileri Houston, Dickinson ve Galena Park’taki okul öğretmenleri ile eşleştirecek. Öğretmenler ve mezun öğrenciler 4 haftalık hızlandırılmış bir nanoteknoloji eğitimi alacaklar. Öğrencilerin sınıflarında hâlâ okuyan birisini görmelerinin çok etkili olacağını düşünüldüğü için, mezun öğrenciler haftada bir sınıfta bulunacak. Mezun öğrenciler masterlarını “Karmaşık bilimsel konuları basit hale getirerek daha büyük kitlelere anlatma” üzerine yapacaklar.

Projenin başındaki Pradeep Sharma, yetişkin olmasına rağmen Harry Potter’ın dünyasından etkilenmiş ve hikayedeki birçok “sihir”in bilimsel olarak açıklanabileceğini ve gelecekte gerçek olacağını düşünüyor. Hemen bir örnek verecek olursak: görünmezlik pelerini. Metamalzemeler kullanarak görünmez malzemeler üretmek, dünyada birçok üniversitenin nanoteknoloji araştırmaları arasında bulunuyor. Ülkemizde de yapılıyor. (TRT 2′de görünmezlik pelerini üzerine Ekmel Özbay ile yapılmış 46 dakikalık programı izlemek faydalı olabilir.)

Öğrencileri bilime yönlendirmek için en uygun yaş olduğunu söyleyen Sharma, Harry Potter sayesinde zaten teknolojiyi seven öğrencilerin bu konulara daha da sarılacağını düşünüyor.

Dün gittiğim bir seminerde de İngiltere’den bir hoca Shakespeare’ın komedilerini öğrencilere Roadrunner çizgi filmi ile anlattığını ve çok faydalı olduğunu söyledi.

Sizce dersleri bu şekilde anlatmak verimli olur mu?

Kaynak: 1

Nano Gelecek, Her Şey Değişecek

25 Haziran’da İstanbul’da İş Sanat Kültür Merkezi’nde yapılacak olan 2009 Fütüristler Zirvesi’nin bu seneki teması nanoteknoloji imiş. Slogan olarak da “Nano gelecek, her şey değişecek.” ifadesini seçmişler. Etkinliğin şimdiye kadar açıklanan katılımcı listesi bayağı ilginç: Tekillik Üniversitesi‘ni kuran Ray Kurzweil, Da Vinci Enstitüsü’nden Thomas Frey, Milenyum Projesi’nden Jerome G. Glenn.

futurist-zirvesi

Bakalım etkinliğin ücreti ne kadar olacak. Etkinliğin ücreti KDV dahil 250 TL olarak düşünülüyormuş. Sizce gitmeye değer mi?

Kaynak: 1

İsrail Avrupalı Gençleri Eğitecek

İsrail’de bulunan ORT eğitim ağı Avrupa Birliği tarafından başlatılan NANOYOU projesinin yönetimini kazanmış.

NANOYOU projesinin amacı 20 Avrupa ülkesinden ortaokul, lise ve üniversitelerde okuyan 30.000 öğrenciye nanoteknolojinin ahlaki, hukuki ve sosyal yanlarını anlatmak. Projenin değeri 1.5 milyon euro, son zamanların en yüksek eğitim ihracatı olarak görülüyor.

ORT İsrail müdürü Zvi Peleg gelişmeyi şöyle değerlendirmiş: “İsrail’in gençlere teknolojiyi öğretmede dünyada bir lider olduğunu ilk defa ispatlıyoruz.

Eğitim malzemeleri ORT tarafından hazırlanıp Avrupa’daki değişik üniversitelere gönderilecek. Projede ayrıca İngiltre, Fransa, Belçika, Danimarka, Avusturya ve İspanya da görev yapıyor.

Önce öğretmenler eğitilecek, daha sonra da bu öğretmenler öğrencileri bilgilendirecek. Öğrencilere yaşlarına uygun bir şekilde nanoteknolojik araştırmalar anlatılacak. Bilgi merkezleri, müzeler gezilecek; paneller yapılacak, bilgisyar oyunları ve internet siteleri kullanılacak.

Ülkelerin nanoteknolojide söz sahibi olmak için gerekli olan “Yeterli işgücü yetiştirme” amacına yönelik çalışmalarına sık sık rastlamaya başladık. Daha önce Amerika ve Yeni Zelanda‘dan buna benzer okul haberleri yayınlamıştım.

Ülkeler 10 yıl sonrasına çalışıyorlar denirdi, işte ispatı.

Blog Ödülleri’nde Oylama Başladı

Bu yıl ikinci defa düzenlenen Blog Ödülleri’nde oylama süreci bugün itibari ile başladı. Oylama 26 Nisan‘a kadar sürecek, sonuçlar ise 2 Mayıs’ta İstanbul’da yapılacak ödül töreninde açıklanacak.

NanoTürkiye 188 blogla beraber Teknoloji kategorisinde yarışıyor. Siteyi desteklemek istiyorsanız, şimdi tam zamanı :)

Peki oy nasıl kullanılacak?

1 – Öncelikle 2009 Blog Ödülleri kaydolma sitesine gidiyoruz, tıklayın. (Bağlantı ayrı pencerede/sekmede açılacak)

Neden kaydolmak gerekli diye sorarsanız, oy verme işlemi daha dürüstçe olsun diye.

2 – Çıkan ekranda e-posta adresimizi ve Blog Ödülleri’ne giriş için kendimiz bir şifre seçiyoruz (Dikkat! Şifre e-posta şifresi değil)

goruntu-1

3 – E-postamızı açıyoruz. Blog Ödülleri’nden gelen mesajı açıyoruz ve onaylama bağlantısına tıklıyoruz.

4 – Artık oy kullanabiliriz. Şuraya tıklayalım. (Bağlantı ayrı pencerede/sekmede açılacak)

5 – Karşımıza kategoriler çıkıyor. Mesela Teknoloji kategorisine tıklayalım.

goruntu -2

6 – Teknoloji blogları rastgele sıralanıyor.

7 – Dilersek sitelerin başlıklarının altındaki bağlantıya tıklayıp, siteyi ziyaret edebiliriz. (Mesela: NanoTürkiye)

8 – Oyumuzu vermek için “oy ver” tuşuna basıyoruz.

9 – Oyumuzu onaylıyoruz.

Hatırlatmalar:

  • Oyumuzu 26 Nisan’a kadar değiştirme şansımız var.
  • Bu etkinliğin amacı yeni siteler keşfetmek. O yüzden size tavsiyem mümkün olduğunca siteye bakıp, daha sonra oyunuzu kullanmanız.

Oy kullanan herkese teşekkürler. Tüm yarışmacılara başarılar.

UNAM Semineri’nin Ardından

Bugün ilk defa UNAM’ın perşembe günü seminerlerine katıldım. Bu haftaki konuşmacı bu sene Tübitak’ta çalışmaya başlayan Hatice Şengül’dü. Çevre Mühendisi olan Hatice Şengül nanoparçacıkların çevreye olan etkisini ve nanoteknolojinin çevreyi korumada nasıl kullanılabileceğini araştırıyor. Seminerin özeti şöyle.

Sürdürülebilirlik çalışmalarında Türkiye’de 146 devlet arasında 91. sırada imiş. (İlgili rapor için tıklayın. (PDF)) Bu konuda çalışmaların artırılması gerekiyor. Çevre İçin Tasarım prensibinin ve disiplinlerarası araştırmaların yaygınlaşması lâzım.

Çeşitli nanomalzemeler çevreye yayılmış kirletici maddeleri arındırmak için kullanılıyor. Suyu arsenikten arındırma, organik bileşenleri yok etme gibi. Bu açıdan nanoteknoloji çevre için yararlı. Öte yandan nanomalzemelerin çevreye veya insan sağlığına olan zararı olduğu yönünde yayınlar var. Bazı nanomalzemelerden kaynaklanabilecek riskin doğru yönetilip yönetilemeyeceği henüz bilinmiyor. (Bu konuda daha önce Andrew Maynard’ın yazdığı yazıyı okumanız faydalı olabilir.)

Türkiye’de kullanılan nanomalzemelerin bir envanterinin çıkarılması gerekiyor. Gerekli yasal düzenlemeler yapılıp, nanomalzeme kullanan ürünlerin üstünde bir etiket olması gerekiyor.

Hatice Şengül daha sonra ABD’de iken yaptığı projelerden bahsetti:

1 - Nanoüretim tekniklerinin verimliliğini artırma. Nanoüretim tekniklerinde çevreye en az zarar veren üretim yöntemleri geliştirme. Bu çalışma Reuters da dahil olmak üzere yirminin üzerinde haber kaynağında yayınlanmış.

Bir nanomalzemenin üretim akışını ortaya çıkarınca, şu problemlerin olduğu ortaya çıkmış:

  • Kullanılan malzemelerin yüksek derecede saf olması gerekiyor. Malzeme üretim bölgesinin de parçacıklardan arındırılması gerekiyor. Bunlar için geleneksel üretim tekniklerine göre daha fazla enerji harcanıyor.
  • Vakumlama için enerji harcanıyor, bu da atmosfere daha fazla sera gazı salınımına neden oluyor.
  • Yüksek miktarda su kullanılıyor
  • Malzeme kullanma verimliliği, özellikle biriktirme yöntemlerinde. (Mesela CdSe kuantum nokta üretiminde verimlilik %60-80 imiş)
  • Asidik, bazik veya zehirli madde kullanılıyor, özellikle yarı iletken madde biriktirmesinde, kimyasal aşındırma, litografya ve temizleme tekniklerinde.
  • 1 boyutlu nanomalzemeler birden fazla kata sahip olduğu için işlemlerin tekrar tekrar gerçekleştirliyor. 2 ve 3 boyutlu malzemeler içinse yalıtım ve saflaştırma işlemleri tekrarlanıyor. İşlemlerin çevresel etkileri de dolayısıyla katlanıyor.
  • Ağır metal ve/veya yenilenmeyen metallerin kullanılması

2 - CdSe – kadmiyum selenit – kuantum noktacıklarla üretilen fotovoltaik panellerin diğer enerji kaynaklarına göre karşılaştırılması:

  • Kuantum noktacıklarle üretilen fotovoltaik panellerin, CdTe hariç, bütün diğer panellerden daha kısa bir enerji geri dönüş süresine sahip olduğu ortaya çıkmış. Sera gazları, SOx, NOx gibi gazlar daha az ortaya çıkıyor ama daha yüksek miktarda ağır metal salımı var.
  • Enerji geri dönüş süresi diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan rüzgar ve hidroelektrikten daha uzun.
  • En düşük ağır metal emisyonuna sahip.

3 – CdSe – kadmiyum selenit – kuantum noktacık kullanarak LED üretimi ve çevresel etkilerinin hesaplanması
Projede ABD’de gelecek 10 yılda kullanılacak kuantum noktacıkla üretilen LED sayısını tahmin etmişler. Sonuç olarak sadece 160 kilogram kadmiyum kullanılacağı ortaya çıkmış. Bunun sayesinde daha az civa tüketilecek (ton dolaylarında), enerjiden tasarruf edilecek, civa salımı da civa tüketimi ile beraber azalacak. Civa üretimi için gereken enerji kullanımı önlenecek, böylece enerji üretiminden doğan sera gazı, SOx, NOx, ve civa salımı azalacak.

Hatice Şengül benzer çalışmaları Türkiye’de de yapacağını söyledi. Kendisine başarılar diliyoruz.

Haftaya olan semineri de şimdiden heyecanla bekliyorum.

Not: Yazıdaki hataları bana e-posta ile bildiren Dr. Hatice Şengül’e teşekkür ederim.

2008-2012 NanoTürkiye. Blogdaki yazılar alıntı yapılarak kullanılabilir. skD Teması kullanılmıştır. Farklı ziyaretçi sayısı 46000'i geçti.

Real Time Web Analytics