Domuz Gribi ve Nanoteknoloji
Domuz gribi telaşı tüm Dünyayı sarmış durumda. Birçok insan 1889, 1918, 1957 ve 1968 yıllarında yaşanan grip salgınları tekrarlanmasından korkuyor. Şu saat itibari ile bu sorunun cevabını verecek kadar bilgi elimizde yok. 4 ülkede hastalığın görüldüğü resmileşti. Devletler şimdiden bazı tedbirler almaya başladı: Avrupa ülkeleri vatandaşlarına Atlantik Okyanusu’nun ötesine seyahat etmemelerini rica etti, Ukrayna domuz eti ithalatını durdurdu, Meksika’da okullar kapatıldı, etkinlikler durduruldu. Borsalarda turizm şirketleri taban yaparken; ilaç, maske üreticilerin hisselerinde artış oldu.
Ben de bu akşam nanoteknoloji ile bu virüse karşı yapılan işler var mı diye merak ettim, sizlerle paylaşayım dedim.
Envision ALR şirketinin bugün (28 Nisan 2009) yayınladığı basın bülteninde nanoteknoloji ile geliştirdikleri teşhis sistemini ticarileştirmek için çalışmalara başlayacaklarını duyurdu. Ürünlerin 2010 yılının başlarında piyasaya sürülmesi bekleniyor. O zamana kadar belki domuz gribi problemi kalmaz fakat, bu sistemler diğer bazı bakteri ve virüs kökenli hastalıkların teşhisi için de kullanılabiliyor.
Sistem laboratuvarlarda denendiğinde grip ile ilgili teşhisleri bir dakikadan daha az bir süre içerisinde bitirdiği ortaya çıkmış. Sistemin çalışması için bir damla kan ya da tükürük yeterli.
Günümüzde grip teşhisinin konulması hastadan alınan kan örneklerinin laboratuvarlara gönderilmesi ile 24 saati buluyor. Teşhisleri hızlı yapmak önemli çünkü hastalık 24 saat içerisinde gerekli tedbirler alınmadığı için çok büyük bir alana yayılabilir.
Günümüzde kullanılan teşhis sistemleri optik özelliklere dayalı. Sistemi kabaca şöyle tarif edebiliriz: Üzerine antijen bağlı bir yüzeyimiz bir de antikor içeren bir çözeltimiz var. Antikora, antijen ile birleşme yaşandığı zaman ışık yayan bir enzim bağlanıyor. Antijen antikora bağlandığı zaman, enzim ışık yayıyor; böylece gerçek antikoru bulduğunuzu anlıyorsunuz. Işık ilk başlarda çok sönük oluyor, onun için daha fazla antikor-antijen birleşimi oluşmasını bekliyorsunuz. Bu bekleme işlemi yüzünden değerli zaman israf oluyor.
Envision şirketi ise detektörleri, reaksiyon hücrelerini, ve antijenleri elle tutulabilecek büyüklükteki elektronik yüzeye “basıyor”. Böylece cihaz küçülüyor, maliyeti azalıyor, detektör ile reaksiyon hücreleri arasındaki mesafe azaldığı için de teşhis hızlıca bitiyor.
Applied Nanotech adlı şirketin antibakteriyel filtreleri üretmek için kullandığı NanoFense adlı formülasyonun, domuz gribi virüsünün tedavisinde başarılı olacağı beklentisi var. NanoFense’in daha öne yapılan testlerde H9N2, İnsan Gribi A virüsüne ve Haemophilus influenzae’ya karşı başarılı olduğu ortaya konmuş. Formülasyon domuz gribine karşı da etkili olacak mı göreceğiz.
Rebuilder Medical adlı şirket de antibakteriyel ürünlerinden bir paket hazırlamış. Domuz gribi dokunma yoluyla geçtiği için, ellerinizin, burnunuzun sürekli temiz kalması gerekiyor. Sabunla bu uzun süreli temizlik sağlanamıyor, fakat nanogümüş içeren sabunlarla vücudunuzu yıkadığınızda daha uzun süreli temizlik sağlanıyor. Şirket elindeki tüm malları bugün itibari ile bitirmiş durumda. 199 $’ık paketin içinde sabun, sprey, şampuan, ağız yıkama sıvısı, yıkanma sıvısı bulunuyor. Tabi ki bu ürünlerin domuz gribine bir etkisi olduğu kanıtlanmamış, ürünler sadece vücudunuzu temiz tutmaya yarıyor. Kaldı ki, nanogümüşün sağlığa ne gibi etkileri olduğu da belli değil.
Kısacası, nanoteknolojinin domuz gribine ürettiği bir çözüm yok.
UNAM'a başvurular 10 Mart'ta başlıyor.