Eski Microsoft çalışanları Nathan Myhrvold ve Edward Jung tarafından kurulan Intellectual Ventures (IV) adlı şirketin işi patent satın alma ve fikir üretme, daha sonra da bu patentleri kiralamak. Nathan Myjrvold’a göre şirketin yaptığı “buluş kapitalizmi”.
Peki bu kimin işine yarıyor? Nanoteknoloji gibi geleceği tam olarak belli olmayan alanlarda bazı akademisyenler ve şirketler araştırma yapmaya ve patent almaya çekinebiliyorlarmış. IV patentleri hazır aldığı için, böylece hem fikir sahipleri, hem de işi yapanlar kâr etmiş oluyor. Farklı bir iş modeli. Şirketin şu an 20.000′den fazla patenti var, bunlardan 254′ü nanoteknoloji ile ilgili.
Richard Feynman, haklıymış. Temelde gerçekten çok fırsatlar var. Nanoteknoloji gerçekten büyüleyici bir alan, fakat ticari olarak ne kadarı mümkün olacak bilemiyoruz. Gladstone ile Faraday arasında geçen meşhur bir sohbet var. Gladstone sormuş “Elektriğin faydası ne ki?” diye. Faraday ise “Bir gün ondan vergi alacaksınız.” diye cevaplamış. Faraday zamanında elektrik faydası olmayan bir şeymiş. Bence nanoteknoloji de aynı. Temel bir fikir – aynen elektrik gibi. Bir gün ondan da vergi alacaklar. – Nathan Myhrvold
Nathan Myhrvold ise çok garip bir insan. Yıllarca kendisinin hangi meslek sahibi olduğunu belirleyememiş. Princeton’da okumuş, Microsoft Research’ü kurmuş, aynı zamanda bir arkeolog, fotoğrafçı ve ödüllü bir aşçı. Şu an kendisine mucit diyormuş.
Kaynak: 1 (PDF) , 2
Suud Haber Ajansı’nın haberine göre Suudi Arabistan’a yapmış olduğu ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül dün (4 Şubat 2009) Riyad’da bulunan Kral Abdülaziz Bilim ve Teknoloji Kentini (KACST) ziyaret etti. Cumhurbaşkanımızı karşılayan KACST başkanı Muhammed bin İbrahim Al-Suwaiyel daha sonra KACST’nin hedefleri hakkında bilgi verdi. Daha sonra ise Ulusal Nanoteknoloji Merkezi ziyaret edildi.
Cumhurbaşkanlığı internet sitesindeki habere göre İTÜ ve TÜBİTAK ile bu kurumlarla beraber çalışma konusunda anlaşmaya varıldı.

Taramalı Tünelleme Mikroskobu olduğunu düşündüğüm cihaz.(Kaynak: Cumhurbaşkanlığı Sitesi)
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ülkemizdeki nanoteknoloji çalışmalarını himayesi altına alıp, dünyada bu konuda ilk sıralarda yer almamıza yardımcı olmasını temenni ediyorum.


Resimde Türk bayrağı var. Acaba bir nanobayrak mı?
Kaynak: 1 , 2
Springer’in 1 ay önce açtığı ve bilimsel makaleler üzerinde detaylı aramalar yapmaya yarayan AuthorMapper‘dan bugün haberim oldu. Dayanamayıp birkaç arama yaptım. İşte sonuçlar.
1 – “nano” içeren makale sayısının yıllara göre değişimi.

2004′den itibaren nanoteknoloji ile ilgili makale sayısı yükselişe geçmiş. 2008′de yayınlanan makale sayısı 11522.
2 – En fazla nanoteknoloji makalesi yayınlayan ülkeler:
- ABD – 11859
- Rusya – 8000
- Almanya – 6941
- Çin – 5586
- Fransa – 3662
3 – En fazla nanoteknoloji makalesi yayınlayan enstitüler:
- Rusya Bilimler Akademisi – 4259
- Çin Bilimler Akademisi – 1093
- Moskova Üniversitesi – 665
- Kaliforniya Üniversitesi – 657
- Ukrayna Ulusal Bilim Akademisi – 550
4 – Türkiye’nin “nano” kelimesi içeren makale sayısının değişimi:

Toplam 415 makale, en fazla yayınladığımız yıl 2008 – 116.
5 – Türkiye’de en fazla “nano” kelimesi içeren makale yayınlayan enstitüler
- Hacettepe 25
- ODTÜ – 25
- Gazi Üniversitesi – 16
- İstanbul Üniversitesi – 16
- Ankara Üniversitesi – 15
Şimdi de Türkiye ile ilgili genel istatistikler
1 – Türkiye’nin yayınladığı toplam makale sayısının değişimi

En fazla yayın yaptığımız yıl 2008 – 2540 makale. 2009′da ise 133 makale yayınlamışız.
2 – Şimdiye kadar en fazla makale yayınlayan enstitüler
- ODTÜ – 1029
- Hacettepe – 734
- İstanbul Üniversitesi – 612
- Ankara Üniversitesi – 482
- Gazi Üniversitesi – 477
AuthorMapper şimdilik 3 milyon makale üzerinden arama yapıyormuş. Siz de kurcalayın derim. İlginç bir şeyler bulursanız, yorum kısmında paylaşırsınız.
Bakalım gelecek aylarda bu sayılar nasıl değişecek. Bu tablodan çıkacak sonuç: Çok çalışmamız lâzım, Rusya gibi! İyi geceler.
2005′te James Tour tarafından üretilen nanoarabaların yeni modelleri çıktı. Yeni arabaların farkı oda sıcaklığında da çalışabilmeleri. 2008′de Feynman ödülünü nanoarabaları üreten James Tour almıştı.
Nanoaraba ilk başta 4 tane buckyball’dan oluşuyordu. Daha sonra ışıktan güç alan nanomotor eklendi, tekerlekler üretilmesi daha kolay karboranla değiştirildi. [Karboran karbon ve bordan oluşan bir bileşik.]
Arabaların yeni özelliğinin bulunma hikayesi de ilginç. Rice Üniversitesi’nden Stephan Link arabaların görüntüsünü tarama tünelleme mikroskobu ile değil de, moleküler floresan yöntemi ile almak istemiş. Arabanın hareket etmesi için gerekli sıcaklığı ayarlamakla uğraşırken, arabaların oda sıcaklığında da hareket ettiğini gözlemlemiş. Arabaların hızı saniyede 4.1 nm. (Arabanın boyu 2 nm)

En solda nanoarabanın moleküler yapısı görülüyor. Diğer 3 kare arabanın hareket edişini gösteriyor.
Araştırmacıların bir sonraki hedefi arabanın istedikleri bir noktadan diğerine hareket etmesini sağlamak.
Araştırmanın önemi: her ne kadar şu an üretilebilen makineler karmaşık bir vazifeyi yerine getiremeseler de, bu arabaların varlığı moleküler üretimin mümkün olduğunu ispatlıyor. Karmaşık makineler üretildiğinde ne olacak? Nanoteknoloji o zaman başlayacak.
Kaynak: 1
TRT 2′de her salı saat 23.30′da ekrana gelen “Erzurum Köşesi” adlı programın bu haftaki konuğu Ekmel Özbay’dı. Programı kaçıranlar, şuradan izleyebilir ya da bilgisayarına kaydedebilir. 45 dakikalık videoyu izlemeye vakti olmayanlar için de programın özetini vermek istedim.
- Önce Ekmel Özbay’ın Özel Bilkent Erzurum Lisesi’nde yaptığı konuşma veriliyor. Ekmel hoca kısaca nanoteknolojinin şu anki durumundan, geleceğinden ve yaptığı projelerden bahsediyor. Şu anki projeler 2015′te göndereceğimiz uydu, nanosensörler ve erken füze sistemleri. 2015′teki uydu ile GaN (Galyum Nitrat) tabanlı nanomalzemeleri uzaya gönderen ilk ülke biz olacakmışız. Nanosensörler ile kimyasal ve biyolojik silah ajanlarını, mayınları tesbit edebileceğiz.
- Özbay’a göre kritik teknolojileri kendimiz yapmamız önemli. Her yıl 1 milyar kadar üretilen Pentium çiplerini yapmak için uğraşmak pek akıl kârı değil, çünkü ucuza alabiliyoruz. Onun yerine hiçbir şekilde satın alamayacağımız nanosensörler üzerine araştırma yapmalıyız.
- Daha sonra Erzurum’dan bir grup öğrencinin Nanoteknoloji Araştırma Merkezi‘ne yaptığı ziyaret görüntüye geliyor. Ekmel Özbay burada nanomalzeme büyütme ve fotolitografyayı öğrencilere anlatıyor.
- En son da metamalzemelerden bahsediliyor. Ekmel Özbay ışığı ters yönde kıran bu malzemeleri bulduğu için 2005 yılında Descartes ödülünü kazanmıştı. Bu malzemelerle şu an görünmezlik üzerine çalışılıyor. Akla gelen ilk uygulamalardan biri, vücudu “görünmez” yapıp, zararlı cep telefonu dalgalarından korumak.
Programın özeti bu, vaktiniz varsa izleyin derim. Yalnız program canlı olarak yayınlansaydı daha güzel olurdu bence.