Davos’ta Nanoteknoloji – 2
Davos’ta ilk nanoteknoloji oturumu Perşembe günü “Nanoteknolojinin Yeni Uygulamaları” başlığı ile yapılmıştı. O oturumun özeti için şu yazıma bakabilirsiniz. Bugün ise “Nanoboyutta Kanser” başlıklı bir oturum yapıldı. İşte özet maddeler:
Kanser, hücrelerin çoğalması ile ilgili birkaç kritik genin değişime uğraması sonucu ortaya çıkıyor. 23.000 genden 500′ü hücrenin çoğalmasını kontrol ediyor. Sadece 6 tanesi bozulsa, normalde hücre ölüyor; fakat bazen bir kanser hücresi oluşuyor ve bölünme kontrol edilemiyor. Katılımcılar nanoteknolojinin teşhisi, tedavisi ve izlenmesindeki uygulamalarını tartışmışlar.
• Kanser tedavisinde, nanoparçacıklar Truva atı rolü oynuyor. Kanser ilaçlarını direk hücrelere taşıyorlar. Parçacığın polietilen glikol ile kaplanması ile makrofajların etkisi azaltılıyor. Yöntemin yan etkileri az, fakat vücutta karbon parçacıkların iş bitinceye kadar dolaşması ile ilgili bazı endişeler var.
• Bir hastalığın moleküler nedenlerini öğrenmek için gözle görmemiz lazım. Nanoteknoloji bir çözüm sunuyor. Işık yayan nanokristaller, ya da diğer adları ile kuantum noktacıklar, hücreleri belirlemek, izlemek ve yok etmek için kullanılabilir. Nanoparçacıklar MRI’de de kullanılabilir.
• Kanser genetik olarak çok zarar veriyor. Nanoteknoloji genetiği anlamamıza yardımcı olacak ve böylece kanser hücrelerin hepsini tedavi edeceğiz.
• Hedef, kişiye özel ilaç. Doğru ilacı, doğru hedefe, doğru insana ulaştırmak.
• Bir tedavi metodu da epidermal büyüme faktörünü (EGF) kullanıyor. EGF’yi izleyen bir antikor bir altın nanoparçacığa ekleniyor. Nanoparçacığa belli bir dalga boyunda ışın yollanarak, hücrenin ısınması, böylece ölmesi sağlanıyor.
• Nanoparçacıklarla tümöre ulaşan ilaç oranı artıyor ve böylece tedavi şansı yükseltilmiş oluyor.
• Hücrede nanoboyutta ölçüm ve izleme yapmak için daha güçlü bilgisayar ve yazılımlara ihtiyaç olacak. Böylece hücredeki süreçleri daha iyi anlyacağız.
• Bilim adamları kanser araştırma yöntemlerini değiştiriyorlar. Gruplarda artık mühendis, klinisyen ve biyologlar var.
• Yeni bir Ar-Ge programı gerekli. Ayırılan para iki katına çıkarken, üretilen ilaç sayısı yarılandı. Genellikle, yeni bir ilacın çıkması 10-20 yıl alıyor ve 1 milyar $ harcanıyor. Verimli bileşenleri bulma oranı ise %5.
• Nanoüretim yöntemleri ile ilaç geliştirme süreleri kısaltılabilir, çünkü moleküler olarak inşa etme mümkün.
• Klinik denemeler için yatırım gerekli. Erken teşhis, hayat kurtarır.
• Doğru soruları sorabilmeleri için, bilim adamlarının birçok dalda eğitilmesi lazım. Bilim dalları biribirinden ayrık şeklinde eğitilmemeli. Bilim adamları bilgisayar bilimi, nanoteknoloji, biyoloji, mühendislik ve klinik hakkında bilgi sahibi olmalı.
• Laboratuvar çalışmalarını kliniğe aktarma gibi büyük bir problem var.
• FDA’nın piyasaya ilaç sürme kuralları değişmeli. Ölüm riski yüksek hastaların FDA’nın onaylamadığı ilaçları kullanılmasına izin verilmeli.
Disiplinlerarası eğitim gene dikkatimi çeken madde. İlaçların herkese uygun fiyata getirilmesinden bahsedilmemiş. Kanser tedavisinin tedavisinin bulunmasından daha önemlisi, tedaviyi herkesin karşılayabiliyor olması bence. Son madde ise tartışmaya açık bir madde. Onaydan geçmemiş ilaç ile hastanın ölümü riske atılmalı mı? Siz ne düşünüyorsunuz?
Kaynak: 1
UNAM'a başvurular 10 Mart'ta başlıyor. 
