Kategori: Duyuru —
Etiketler: tobb, Türkiye — Ahmet Yükseltürk @
22 Ocak 2012 18:54
TOBB Üniversitesi’nden Erkan Aydın‘dan aldığım bir e-postayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
TOBB ETÜ bünyesinde 2011 yılının sonunda Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği adı altında bir lisans programı kuruldu. Üniversite bünyesinde daha önce MNT (Mikro ve Nanoteknoloji) adı altında yüksek lisans ve doktora programları mevcuttu, artık lisans düzeyinde de Nanoteknoloji eğitim verilecektir. 2012-2013 eğitim öğretim yılında ilk öğrenciler alınacaktır.
TOBB ETÜ Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği Bölümü (MBN) Türkiye’de lisans düzeyinde Nanoteknoloji eğitimi veren ilk bölüm olacaktır. MBN Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan TOBB bünyesindeki sanayi firmaların yoğun talebi üzerine kurulmuştur. TOBB ETÜ MBN’de öğrencileri Malzeme Bilimi’nin temellerini çok iyi öğrenmenin yanı sıra çağımızın devrimi olan Nanoteknoloji’nin temellerini de özümseyeceklerdir. MBN mezunları Nanoteknoloji’nin ufuklarını kullanarak endüstrileşebilen ürünler ortaya koyabilecek birer mühendis olarak mezun olacaklardır.
Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği Bölümü metal, yarıiletken, seramik, polimer, biyomalzemeler ve kompozit malzemelerin üretimi, karakterizasyonu, cihaz uygulamaları üzerinde çalışan, bunun yanısıra nano boyutta malzemelerin bilinen özellik ve davranışlarının değişimi ve nano-malzemelerin endüstriyel uygulamaları konularında faaliyet gösteren bir bilim ve mühendislik dalıdır.
Kategori: Haberler —
Etiketler: erzurum, Türkiye — Ahmet Yükseltürk @
09 Aralık 2011 17:25
9 Aralık 2011 tarihli Resmî Gazete’de Atatürk Üniversitesi Nanobilim ve Nanomühendislik Uygulama ve Araştırma Merkezi yönetmeliği yayınlandı. Merkezin amacı şu:
Merkezin amacı; Üniversitenin nanobilim, nanoteknoloji nanomühendislik konularında yürütülen bilimsel ve teknolojik çalışmaları yapmak için laboratuar imkanları hazırlamak, yeni yöntemleri, teknikleri kullanarak üstün özellikli yeni bilimsel ve teknolojik ürünler geliştirmek, Türkiye’nin bu alanda öncelikli konularını belirleyerek bu konularda çalışmalar yapmak, laboratuvar şartlarında bilimsel araştırmalar yaparak günlük kullanım alanı olan ürünleri geliştirmek, bunları endüstriye uygun hale getirecek araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve Üniversitenin bu konularda araştırmalar yapan diğer birimleriyle işbirliği yapmak, geliştirilen bilgi ve ürünlerin kullanıcılara aktarılmasına katkıda bulunmak ve ulusal ve uluslararası işbirliği sağlamaktır.
Atatürk Üniversitesi’nin internet sitesinde şu an araştırma merkezi ile ilgili bir bağlantı yok, o yüzden merkezde hangi araştırmacılar çalışıyor, araştırma konuları neler bilemiyoruz.
Kategori: Duyuru —
Etiketler: sakarya, Türkiye — Ahmet Yükseltürk @
01 Aralık 2011 00:47
Burak Ustaoğlu’ndan bir etkinlik ilanı geldi. Sakarya Üniversitesi Fizik Topluluğu’nun düzenleyeceği 2. Nanoteknoloji Günleri Etkinliğinin detayları aşağıda yer almaktadır:
05 – 06 Aralık 2011, Sakarya
Etkinlik Programı;
05 Aralık 2011 (Kültür ve Kongre Merkezi Salon 2)
* 14:00-14:30 Prof. Dr. Hatem AKBULUT (Sakarya Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölüm Başkanı)
* 14:45-15:45 Prof. Dr. Bekir AKTAŞ (Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Fizik Bölüm Başkanı)
* 16:00-17:00 Prof. Dr. Mustafa ÇULHA (Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkan Yardımcısı)
06 Aralık 2011 (Kültür ve Kongre Merkezi Salon 2)
* 14:00-15:15 Yrd. Doç. Dr. Mustafa Özgür GÜLER (Bilkent Üniversitesi – UNAM)
* 15:45-17:00 Yrd. Doç. Dr. Aykutlu DÂNA (Bilkent Üniversitesi – UNAM)
Katılım ücretsiz olup, katılanlara sertifika verilecektir.
Kategori: Haberler —
Etiketler: Türkiye, unam — Ahmet Yükseltürk @
23 Ağustos 2011 01:08
Bilkent Üniversitesi’nde Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (UNAM) 2008′den beri faaliyet gösteriyordu ama aslında resmi adı “Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi” değildi. Merkezin direktör yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Bayındır birkaç yıldır merkezin adında “Ulusal” kelimesinin geçmesi için uğraştıklarını belirtmişti. Neden böyle bir ısrar var? Merkezin adı ulusal olursa, Türkiye’deki bütün araştırmacılar buradaki imkanları daha rahat kullanabilecek diye biliyorum. Yanlışım varsa lütfen düzeltin.
Dün (22 Ağustos 2011) Resmi Gazete’de merkezin yönetmeliği yayınlandı. Merkezin resmi adı “Bilkent Üniversitesi Ulusal Nanoteknoloji Merkezi”.
Yönetmeliğin çıkması için bile bu kadar vakit kaybetmeseydik keşke. Bakalım yönetmelik UNAM’ın işleyişini nasıl etkileyecek.
Merkezin amacı şöyle:
Ulusal Merkezin amacı; üniversitelerden, kamu ve özel sektörden gelen araştırmacılara Ulusal Merkez tarafından sunulan olanaklarla Türkiye’nin nanoteknoloji alanında araştırma potansiyelinin gelişmesine katkıda bulunmak, geliştirilen yeni teknolojilerle sanayi ürünlerimizin iç ve dış pazarlarda rekabet gücünün ve bunun sonucunda halkımızın refah seviyesinin artırılmasını sağlamaktır.
Benim merak ettiğim ise yönetmeliğe göre Bilim ve teknoloji kurulu ile Değerlendirme kurulu’nun hazırlayacağı raporlar.
Bilim ve teknoloji kurulunun görevlerinden bir tanesi şu:
“Her yılın sonunda toplanıp, o yıl içinde gerçekleştirilen Ulusal Merkezin çalışmalarını değerlendirmek ve değerlendirme sonuçları ile önerilerini Ocak ayı içinde Mütevelli Heyeti Başkanına, Rektöre ve Başkana sunmak”
Değerlendirme kurulunun da benzer bir görevi var:
“Her yılın sonunda, o yıl içinde Ulusal Merkezde yapılan bilimsel ve teknolojik faaliyetleri, Ulusal Merkezin yıllık programlarını ve orta dönem planlarını incelemek; gerekirse Ulusal Merkezin araştırma faaliyetleri alanında yeni konular önermek”
UNAM’ın sitesinin yayınlar kısmındaki Yıllık İlerleme Raporu bağlantısı ne zamandır boş idi. Bakalım Ocak 2012′de ilk raporlar sitede paylaşılacak mı.
Kategori: Haberler —
Etiketler: Abd, foresight — Ahmet Yükseltürk @
09 Temmuz 2011 10:20
Foresight 25 yıl önce kurulmuş nanoteknoloji üzerine çalışan bir düşünce organizasyonu. Bu yazımda Foresight 2010 konferansında konuşan John Storrs Hall’un konuşmasının özetini yayınlayacağım.
Hall konuşmasında nanoteknoloji gibi yeni bir teknoloji için yol haritası hazırlanırken neler yapılmalı sorusunu cevaplıyor.
Önce yeni bir teknolojiyi oluşturuyorsunuz. Yeni bir teknoloji insanların sağlığını iyileştirmeli, ömrünü uzatmalı, önceden seçilmiş insanların sahip olduğu şeylere normal insanlar da sahip olabilmeli, kabiliyetlerin, seçeneklerin artması.
Peki böyle bir şeyin mümkün olduğunu nasıl biliyoruz?
Tabiatın bir modele göre işlediğini varsayıyoruz. Bu modeli bulduktan sonra bu modelin daha verimlisini, daha güçlüsünü, hızlısını yapabileceğimizi düşünüyoruz.
Örnek olarak uçak teknolojisi: havadan ağır canlılar uçuyordu, nasıl uçuyorlar? Kanat çırpmanın havalanmaya yaradığını bulduk, kanat şeklinin ve katlanma biçiminin uçuşa olan etkisini bulduk vs. Bugün uçaklarda kanat çırpma teknolojisini kullanmıyoruz bile.
Nanoteknoloji de benzer şekilde. Hayatın oluşmasını sağlayan moleküler makineler var. Yapay zeka teknolojisi için ise örnek olarak beynimiz var. Bu süreçleri anlamak istiyoruz.
Teknoloji gelişiminin safhaları var. Uçak teknolojisine bakacak olursak yine. Önce esinlenme var: kuşlar. Daha sonra teori gelişiyor: aerodinamik. Deneyler başlıyor: rüzgar tünelleri vs. Teknik sıçrama noktası: Wright kardeşler (ilk çakılmayan uçak), Ekonomik olarak sıçrama noktası: 1. Dünya savaşı, yolcu taşıma.
Nanoteknolojinin safhaları nasıl? Esin kaynağı: hayat. Teorik altyapı: moleküler biyoloji, kimya, makine mühendisliği. Deneyler: nanoaygıtlar, atomik hassasiyette üretim (şu an burdayız), Sıçrama noktası: moleküler makine araçları, Ekonomik sıçrama: nanofabrikalar.
Yapay zeka da durum benzer. Esin kaynağı: beyin, teori: Hesaplama, Kontrol teorisi, nöroloji, psikoloji, Deneyler: bilgisayarlar, yazılımlar, ağlar, karmaşık sistemler (Şu an buradayız). Teknik sıçrama noktası: kendi kendini geliştiren yazılımlar. Ekonomik patlama noktası: eğitilebilir, güvenli yapay zeka uygulamaları, robotlar, dil arayüzleri.
Teknik sıçrama safhasını biraz daha detaylı inceleyelim. Neden önemli?
Ortaya sürülen teknolojinin önemli fonksiyonlarını içeriyor, kavramın çalıştığını gösteriyor (Bu teknoloji mümkün diyebiliyoruz), teknik gayretleri bu konuya odaklıyor, pratik deneme için araç, finansal destekler sağlanıyor, yeni imkanlar ortaya çıkıyor
Peki teknik sıçrama politikasını nasıl belirleyeceğiz?
Yolu tam olarak çizmek önemli değil, birçok yaklaşım denenmeli. Sonunda her şey düşünüldüğünden farklı yapılacak. Önemli olan sıçrama noktasının özelliklerini kavramak. Her şey otojeni ile oluyor (inorganik bir ortamda kendiliğinden canlı oluşması)
Nanoteknolojide önemli olan atomik hassasiyette üretim. Ama bunun için sadece Feynman’ın yolunu takip etmemek gerekiyor. Yani hedefisiniz sadece atomları hareket ettiren makine üretmeye çalışmak ise, hedefinize ulaşamadan bir yerde tıkanacaksınız. İşte o tıkandığınız yerde başka yaklaşımlardan (amacı atom hareket ettirmek olmayan teknolojilerden) faydalanabileceksiniz (DNA origami, genetik) Çoklu yaklaşım ile problemleri çözmemiz gerekiyor.